Özcan Deniz'in ağabeyi Ercan Deniz hakkında yaptığı son açıklamaları görünce doğrusu hiç şaşırmadım desem yeridir.

Çünkü geçtiğimiz yıl bu sürecin tam ortasında bulunmuş, her iki tarafı da dinlemiş biri olarak yaşananların nereye evrilebileceğini az çok görmüştüm. Ercan Deniz'i de Özcan Deniz'i de yıllardır bilirim, yakinen tanırım. Hatta Deniz ailesini de yakından tanıyan isimlerden biriyim.

Whatsapp Image 2026 06 18 At 09.35.00

Aslında dışarıdan bakıldığında birbirine son derece bağlı, kenetlenmiş bir aile görüntüsü vardı. Ancak son dönemde yaşananlar maalesef aile fertlerini birbirinden uzaklaştırdı.

Özcan yıllarca durmadan çalıştı. Bunu herkes bilir. Dizi, film, sahne derken hayatının büyük bölümünü işine verdi. Ailenin birçok yükünü omuzladığını bana bizzat anlatmıştı. Ercan da yıllarca Özcan'ın yanında yer alan isimdi. Hem ağabeyi hem de işlerini yöneten kişi olarak biliniyordu.

Fakat ne olduysa bir noktadan sonra oldu.

Karşılıklı açıklamalar, davalar ve yaşanan kırgınlıklar iki kardeşi her geçen gün biraz daha uzaklaştırdı.

Öyle bir dönem yaşandı ki anne Kadriye Deniz iki evladı arasında kaldı. Kardeşlerin bir kısmı Ercan Deniz'in yanında dururken, bir kısmı Özcan Deniz'e destek veriyordu.

İtiraf edeyim, ben de bu iki kardeşi barıştırabilmek için çok uğraştım.

Bir gün Özcan Deniz'i aradım.

"Seninle görüşmek istiyorum. Her yerde haberler var. Bana bu süreci anlatır mısın?" dedim.

Çünkü o dönemde kamuoyunda daha çok Ercan Deniz'in açıklamaları yer alıyor, Özcan Deniz ise sessiz kalmayı tercih ediyordu.

Sağ olsun beni kırmadı. Bizzat evine davet etti.

Evine gittiğimde oldukça yorgun görünüyordu.

Uzun uzun sohbet ettik.

Bana yaşadıklarını saatler boyunca anlattı. Hatta birçok evrak göstererek iddialarını detaylı şekilde aktardı. Daha sonra bunları yayınlamak için kendisinden izin aldım ve yapımcısı olduğum programda gündeme getirdim.

O gün bana söylediği bazı sözleri hiç unutmuyorum.

"Çalışıyorum, çalışıyorum, elde var sıfır."

Bir başka cümlesi ise şuydu:

"Paraları Ercan biliyor. Ben hiçbir şey bilmiyorum."

Sabah sete gidip gece sahneye çıktığını, yıllardır durmaksızın çalıştığını anlatıyordu.

Bir ara durup bana dönerek;

"Artık oğlum için çalışmak istiyorum. Eşim için çalışmak istiyorum. Benim de bir hayatım var" demişti.

Bu sözleri söylerken gerçekten çok yorgun görünüyordu.

Yıllarca çalışmış, kazanmış, ailesi için mücadele etmiş ama artık biraz da kendisi, eşi ve oğlu için yaşamak istediğini anlatıyordu.

Defalarca "Çok yoruldum" dediğini hatırlıyorum.

Sohbet sırasında Özcan Deniz'e ısrarla bir soru da sordum.

"Yahu neden dava açmıyorsun? Bu kadar şey yaşandığını söylüyorsun. Bu yapılanlar ayıp değil mi?" dedim.

Verdiği cevap dikkatimi çekmişti.

"Bilmiyorum" dedi.

Ardından yaşadığı süreci anlatmaya devam etti.

"Sürekli aramalar oluyor. Tehditler geliyor. Küfürler, bağırmalar, mesajlar... Bir sürü şey yaşıyorum. Başka biri olsa çoktan gereken önlemleri alırdı" demişti.

Açıkçası o gün bana anlattıklarından anladığım kadarıyla mesele sadece para ya da şirket meselesi değildi. Ortada yılların biriktirdiği kırgınlıklar ve çözülmeyen hesaplaşmalar vardı.

Ama şunu da söyleyeyim...

Ben sadece Özcan'ı dinlemedim.

Ercan'ı da dinledim.

Her iki tarafı da anlamaya çalıştım.

Ancak zaman ilerledikçe yaşananların sadece bir para meselesi olmadığını gördüm.

İş artık aile içindeki kırgınlıklara dönüşmüştü.

Ve ardından kamuoyuna yansıyan çok ağır açıklamalar geldi.

Özcan Deniz yıllar önce uğradığı silahlı saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, vurulmasının arkasında ağabeyi Ercan Deniz'in olduğunu iddia etmişti.

Bu açıklamayı ilk duyduğumda açıkçası büyük şaşkınlık yaşamıştım.

Çünkü ortada son derece ağır bir itham vardı.

Özcan Deniz yaptığı açıklamada:

"Benim vurulmama bile sebep Ercan'dır. Ölüyordum o gece. Mermi atardamarıma 1 milim kala durmuş" ifadelerini kullanmıştı.

Bununla da kalmamıştı.

"Şimdi bile fellik fellik tetikçi arıyorsun. Beni öldürmeye çalışıp da başaramamış katillerimi affetmemi beklemesin kimse" sözleri de günlerce konuşulmuştu.

Bu sözler magazin dünyasında değil, adeta bir film senaryosunda duyulabilecek kadar ağır açıklamalardı.

Ardından Samar Dadgar'ın açıklamaları geldi.

Aile içindeki yeni tartışmalar, karşılıklı suçlamalar ve açılan davalar derken süreç daha da karmaşık hale geldi.

Hatta çok az kişinin bildiği bir şeyi de ilk kez burada paylaşayım.

Ne Özcan Deniz'in ne de Ercan Deniz'in bundan haberi vardır.

Bu kriz büyüdüğü günlerde kıymetli dostum Mahsun Kırmızıgül'e konuyu açtım.

"Sen araya girsen, Özcan'la konuşsan, iki kardeşin arasındaki buzlar erise" dedim.

Mahsun da bana;

"Bir bakayım, Özcan'la konuşurum" demişti.

Sonrasında ne oldu açıkçası hiç sormadım.

Konuştu mu, görüşebildi mi onu da bilmiyorum.

Ama Mahsun Kırmızıgül'ü tanıyorsam mutlaka konuşmuştur diye düşünüyorum.

Zaten o dönem bir süre hem Ercan Deniz cephesinde hem de Özcan Deniz cephesinde sessizlik yaşanmıştı.

Belki tesadüftü, belki de bazı dostların araya girmesiyle tansiyon bir süreliğine düşmüştü.

Bugün ise gündemde çok konuşulacak yeni iddialar var.

Özcan Deniz, ağabeyi Ercan Deniz hakkında hukuki süreç başlatacağını açıkladı.

İddiasına göre 1 milyar TL'yi aşan bir kayıp söz konusu.

Ayrıca yaklaşık 30 milyon TL'lik borcun da kendi üzerine bırakıldığını öne sürüyor.

Önümüzdeki günlerde açılacak davalar ve ortaya çıkacak belgeler, bu aile içinde yıllardır konuşulan birçok sorunun da cevabını verecek gibi görünüyor.

Elbette bütün bu iddiaların doğruluğunu ortaya koyacak olan mahkemeler ve yürütülecek hukuki süreç olacaktır.

Kim haklı, kim haksız buna hukuk karar verecek.

Ama benim temennim farklı.

Yıllardır bildiğim ve yakından tanıdığım bu ailenin yeniden bir masa etrafında oturabilmesi...

Kırgınlıkların sona ermesi...

Ve herkesin huzur içinde yaşamak istediği hayata kavuşması...

Çünkü sonunda kazanılan davalar değil, kaybedilen aileler insanın içinde ukde olarak kalıyor.