Türkiye, belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluklarla her gün yeni bir şok yaşıyor.

Yapılan operasyonlar, hırsızlıkların boyutunu ortaya koydukça, bir yandan da bu olaylardan mağdur olanlar cesaret bularak konuşmaya başladılar. Hukuk gücünü gösterdikçe, adalete güven günden güne arttıkça, insanlar da korkmayı bırakıp yaşadıkları zulümleri anlatmaya başladılar.

Bunun en çarpıcı ve somut örneklerinden biri, geçtiğimiz günlerde gazetemizin de manşet olarak haberleştirdiği Menderes Belediyesi dosyasıydı. Menderes ilçesine yatırım yapmeya çalışan işadamı Yakup Toprak'ın başına gelenler akıllara durgunluk veren cinstendi. İddialara göre, yapmak istediği otel yatırımı için, belediye başkanı ve ekibi milyonlarca lirasını, görevlerini kötüye kullanarak almış, buna rağmen ruhsatını vermemiş, üstüne seçilen yeni belediye başkanının ekibi de kumpas kurarak yüzbinlerce euro parasını gasp etmişti.

Olaylar, iddialar, yıllar önce ülke gündemini aylarca meşgul eden İSKİ skandalına rahmet okutacak cinsten.

Ülkenin en önemli gündem maddesi belediyelerde yıllarca yenilen yetim hakkı.

Ancak bu yetim hakkını yediği yolunda yüzlerce somut delil olup yargılanan şüphelilerin bu sefer de, yalan, iftira, karalama yolu ile Türk Yargısına ayar vermeye çalıştıklarını görüyoruz.

Bunun güncel örneği, İBB yolsuzluk davası sanıklarından, Taner Çetin...

Ortalama zeka algısı ile incelediğiniz zaman, söylediklerinin hepsinin yalan ve iftira olduğunu kolayca anlayacağınız Taner Çetin, dosyanın savcısını betimlerken, 'Oğlumdan küçük' ifadesi ile kendince alçaltma çabası ile başladığı sözlerine adeta bir demokrasi havarisiymişçesine romantize eden ifadelerle devam ediyor.

Cumhuriyet savcısı, sanığın oğlundan ya da torunundan dahi küçük olabilir. Ancak bu, sanığa atfedilen iddiaların değer ve ciddiyetini küçültmez.

Hele Taner Çetin'le ilgili iddialar ve bunu destekleyen kanıtlar göz önüne alındığında;

Göreve atandığı andan itibaren, maaşının çok üstünde kira bedeli olan bir villaya taşındığı,

Yine atamanın hemen ardından, BMW marka süper lüks bir araç ve lüks bir motorsiklet aldığı,

Mezun olduğu okulla ilgili olarak sağlıklı bilgi vermediği,

Beylikdüzü Belediyesi'nde çalışırken mezarlıktan çam ağacı çaldığı için geçirdiği soruşturma nedeniyle ceza aldığı,

İlişkisi olduğu iddia edilen ve birçok belediye çalışanınca beyan edilen, Ayşegül Karslı'yı İBB Eğitim Şefi yaptığı,

Önceki kız arkadaşı Hale Özdemir'i İBB Beyaz Masa koordinatörü olarak atadığı,

Mal varlığının büyük bölümünü eski eşi ve asistanının üzerine yaptığı,

Binlerce kişiyi hileli olarak işe alıp maaş ödettiği, bu kişilerin birçoğunun özellikle Saraçhane eylemlerinde yer alan ve provakatif faaliyet yapan kişiler olduğu,

Düzenlenen birçok ihaleyi, organize şekilde, gizli ortağı olduğu firmalara verdiği iddiaları dosyada yer alıyor.

Bunlar iddiaların küçük bir bölümü.

Her biri skandal niteliğinde yüz kızartıcı eylemlerle yargılanırken, yüzü kızarmadan, iftira ve yalan dolu söylemlere felsefe sosu katarak kahramanlaşmaya çalışmak sadece Taner Çetin değil, bu dosyalarda sanık olan birçok kişinin ortak özelliği. Ama başta İmamoğlu olmak üzere, yargılama sırasında yapılan şovlar, hamasi söylemler, içi boş olan felsefi beyanlar, somut delillerle desteklenen iddiaların ağırlığı karşısında cevapsız kalmanın ve ev sahibini bastırmaya çalışan yavuz hırsız çabasının bir tezahürü ve herkes bunun farkında.

Millet cevap bekliyor, çalınan yetim hakları nerede?