Çocuklar uyurken sessiz olunur. Ölürken değil!

Hâlâ inanmayanlar var.

Bu trajediyle dalga geçenler var.

Çocukların minik bedenleri parçalanırken keyif alanlar var.

Hâlâ kendi kamuoylarını yalan yanlış bilgilerle caniliklerine inandırmaya çalışanlar var.

Kadın, çocuk, yaşlı, engelli, doktor, hemşire, gönüllü, insan…

Savunmasız sivil insanları katlet.

Basın mensuplarını tehdit et, direnen gazetecileri bombala, basını sustur!

İbadet hakkını yok say, cuma namazı kılmak isteyen masum ve savunmasız insanların üzerine asker sal, lağım suyu ile onları aşağıla. Kaldı ki o sivillerin tek silahı kalplerindeki iman, ellerindeki seccade!

Camileri ve kiliseleri bombala, okulları harabeye çevir, hastaneleri yerle bir et, aş evlerini yak, itfaiye merkezlerini vur, ekmek fırınlarını yok et...

Yaşam hakkını yok say, canilikte sınır tanıma.

Sorarlarsa meşru müdafaa diye mazlum rolünü oyna!

Siyonist İsrail, uluslararası hukukun kendisi dışında herkese uygulanması gerektiğini düşünüyor!

Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Riyad Mansur, "Gazze'deki hastaneler ölülerin saklandığı buzdolaplarına dönüştü. Güvenli tek yer yok" ifadeleriyle acının boyutunu tarif ediyor.

Her gün Gazze'de bin kişinin katledildiğini ifade eden Mansur, buna rağmen yeterli dayanışmayı göremedikleri için tepki gösteriyor.

Bu satırlar kaleme alınırken 3 bini çocuk, bin 700’ü kadın olmak üzere, vahşice katledilen insan sayısı çoktan 7 bini aşmıştı bile…

2 bine yakın insan hâlâ enkaz altında. Bunların 900’ü yine çocuk.

Siyonist İsrail Gazze'de 12 bin ton mühimmat kullanarak evlerin yüzde 40'ını yıktı, bugüne kadar 29 bin konut yerle bir oldu.

1,4 milyon Filistinli de yerinden edildi.

Siyonist güçlerin yaptıkları, yapmak istediklerinin yanında devede kulak!

Emin olun, bu böyle.

Eğer bu soykırım durdurulamazsa daha büyük acılar yaşanacak.

Ve ateş tüm coğrafyaya yayılacak, acı tüm dünyayı kaplayacak.

Su yok yahu su!

Su yanı başlarında ama ulaşamıyorlar, verilmiyor çünkü.

Yasak!

Kerbela dramı yaşanıyor Gazze'de!

Elektrik yok, yakıt yok, ilaç yok.

Yaşam yok!

Uzay çağının büyük filleri sahaya indi! Azgın, merhametsiz, katil filler önüne çıkan her canlıyı yok ediyor.

Tarih insanlığın katledilişine sessizce şahit oluyor!

Gazze'ye su dahi vermeyen, ilacı çok gören siyonist İsrail’e, bir hafta içinde 11 bin ton silah ve mühimmat yığdılar.

Tarihte eşine az rastlanır destek paketleri açıkladılar. Sınırsız siyasi kredi açtılar.

Medeni görünümlü canavar ruhlu Batılı demokratlar, siyonistlere destek için sıraya girdiler. Biden kafalı bunaklar, Afrika’yı haritadan silenler, Bosna’yı kana bulayanlar, Irak’ı yerle bir edenler… Hepsi leş kargaları gibi, soluğu Tel Aviv’de aldılar.

İslam coğrafyasında kendi ellerimizle besleyip büyüttüğümüz markalar da sahaya indi. Kimi yiyecek dağıttı, kimi içecek… Siyonist canileri kendi elleriyle besleyerek görevlerini ifa ettiler!

Tarafını seç, harekete geç; dua ile, yürüyüşle, mitingle, diplomasiyle, siyasetle, silahla, ayni ve nakdi yardımlarla...

Ama en önemlisi siyonist markaların ürünlerini almayarak bu savaşta mazlumların yanında olduğunu hisset ve hissettir.

Ne asker sayısı ne kullandıkları teknoloji; bunların cesaret aldığı en büyük güç kaynakları ekonomileri.

Maalesef ekonomileri de bizim coğrafyalarımızdan nemalanıyor.

Eğer ekonomileri sekteye uğrarsa bu zihniyet er ya da geç diz çökecektir.

Bunu sağlamanın yolu da bizim bilinçli ve sorumlu hareket etmemizden geçiyor.

Bundan sonra Batı ile insan haklarını yan yana kullanan olursa kusura bakmasın ama ya ahmaktır ya kör cahil ya da art niyetli...