Zaman akıp gidiyor. Aynı evde, farklı boyut ve biçimlerdeki ekranlarda, farklı şeyler izliyoruz. Oysa özel televizyonların hayatımıza yeni girdiği, artık naftalin kokan 90’larda, başlamasını “bir arada” heyecan ile beklediğimiz diziler, filmler ve programlar vardı.
Belki de bugünleri, dünkü kadar güzel yaşayamadığımız içindir; geçmiş günleri çok özlüyoruz.
Televizyon hayatımıza gireli beri; her neslin bir ‘diziler listesi’ oldu. 90’ların başlarında ‘Bizimkiler’ dizisi alışkanlığı vardı mesela. Televizyonda “tiyatro” uyarlaması olarak ‘Bir Demet Tiyatro’ adıyla, Çıtır Ailesi’nin günlük yaşamı anlatılırdı parodiler ile… Olacak O Kadar’da çoğunlukla siyasal skeçler oynardı. ‘Şehnaz Tango’ dizisi vardı misal. ‘Ferhunde Hanımlar’ serisi sabah saatlerinde yayınlanırdı. ‘Çılgın Bediş’ 90’ların gençlik dizisi; ‘Tatlı Kaçıklar’ ise komedi türü olarak hâlâ hatırlanıyor. Türkiye’deki ilk “situation comedy” (durum komedisi), yani ‘sitcom’ örneği Kaynanalar’dı. Sonraki yıllarda ‘Baskül Ailesi’ izleyicileri yakalamıştı.
Karla Bonoff’un “All My Life” şarkısının müziği eşliğinde Parliament Sinema Kulübü, yani ‘pazar gecesi sinema kuşağı’ sabırsızlıkla beklenirdi.
Yarışma programları deyince önce Erkan Yolaç’ın ‘Evet / Hayır’, sonra Güner Ümit’in “Turnike”, Tarık Tarcan’ın ‘Çarkıfelek’i gelirdi akla… Cenk Koray’ın ‘Tele Kutu’, Erol Evgin’in ‘Aileler Yarışıyor’ programları vardı bir de…
‘Yasemin’in Penceresi’ mendille izlenirdi, bir şöhretin gölgede kalmış hayatından kesitler ile… Sinan Çetin’in “Film Gibi” programı küskünleri barıştırıyor, ayrılanları buluşturuyordu.
Savaş Ay’ın “A Takımı” programında ‘politik tartışmalar’ olur, Uğur Dündar’ın Arena’sında ise “dosya haberler” yapılırdı. Kanlı eylemler, katliamlar, yargısız infazlar ve faili meçhuller…
Renkli kutuda Okan Bayülgen’in Zaga’sı, Beyazıt Öztürk’ün Beyaz Show’u, ‘late night show’ veya “talk show” olarak geç saatte ekrana gelirdi. Ancak ‘talk show’ denince ilk örneği Rüstem Batum Show olarak bilinir. Okan Bayülgen ve Beyazıt Öztürk daha radyo programı yaparken de Cem Özer, “Laf Lafı Açıyor” diyerek ekranları gülmekten kasıp kavuruyordu.
Aradan geçen bunca zamana rağmen ‘Bizimkiler’ dizisinin fenomen tiplerini unutmak mümkün mü? Kapıcı Cafer, titiz yönetici Sabri Bey, katil, ressam, sarkıntılıklarıyla ‘dummkopf’ Halis ve elbette baykuş Cemil. Yaş ilerledikçe daha bir hızlı akıp giden zamanı düşünüp pencereden ayrılmayan Cemil’in eşine, “Koş Sevim, ömür bitiyor” demesi daha yakışık alır gibi geliyor.
Sokaklar çok bir daraldı sanki; belki de biz büyüdük, dünya küçüldü… Günlük hayatımız, kendi kişisel hayatımız bir yandan akıp giderken, bir yandan da televizyon ekranında hayat akıp gidiyordu. O insanlar mı daha kadir bilirdi, bugün ‘ayaküstü tüketilen yiyecekler’ gibi olan diziler mi? Çocuk aklımıza işlenmiş isimler, sahneler mi daha kalıcıydı yoksa? 25 yıl önceki bir futbol maçında atılan golü, dizideki bir sahneyi bugün gibi hatırlıyorken; dün izlediğimiz maçın golünü, dizideki repliği unutmamız “eşyanın tabiatı” mı yoksa?
Eskiden hayat yavaş mı akıyordu? Şimdi her şey bir koşturmaca, telaş içinde ve doludizgin gidiyor. Her şeyden biraz var, hiçbir şey tam değil. Çabuk tükeniyor eldekiler… Çocukluğumuzda da ‘ekonomik zorluklar’ vardı, ancak az ile yetinmeyi biliyorduk. Sanki kuşlar bile vazgeçti pencere pervazlarına konmaktan…
Zaman akıp gidiyor. ‘Zamanımız gelsin’ diye bekliyor, bir gün ölmek için her gün yaşıyoruz.
Zor soru: Konjonktürel olarak mı, yani “zamanın şartlarından istifade ederek” mi eskimeyen sunucular büyük olmuştu yoksa onlar gerçekten mi büyük isimlerdi? Orhan Boran, Cenk Koray, Erkan Yolaç, Halit Kıvanç, Bülent Özveren, Mustafa Yolaşan…
Bugün onların yanına yaklaşabilecek hangi sunucuyu koyabilirsiniz?
TRT “tek kanal” olduğu için, özel kanallar olmadığı için mi eski isimler ulaşılamazdı; yoksa gerçekten bugün onların seviyesinde sunuculuk mu yok? Yarışmalar eskiden çok daha seçici ve kaliteli olurdu galiba. Bugün toplumun “eğitim düzeyi” ile orantılı yarışmalar ve cehalet içindeki yarışmacılar eskinin daha iyi olduğunun mu ispatı? Yoksa sadece yaş geçmek üzereyken mi, insan geçmişini özlüyor?