Bir şehri sadece sokaklarına ve binalarına bakarak tanımak mümkün değil. O şehrin geçmişi toprağında, suyunda, yemeklerinde ve geleneklerinde yaşamaya devam ediyor. Gaziantep de bunun en güzel örneklerinden biri. Kentin altında bulunan tarihi livaslar ve su yolları, bugün görünmese de geçmişten bugüne uzanan önemli bir mirası taşıyor.
Geçtiğimiz günlerde “Lezzet Aşkına” filmiyle tanıştım. Ceyhan Kandemir’in yönettiği film, ilk bakışta bir yemek hikâyesi gibi görünüyor. Ancak hikâye ilerledikçe bunun çok daha fazlası olduğu anlaşılıyor.
Bir yemeğin izinde Gaziantep
Meltem Şener ve Nejat Şener’in kaleme aldığı filmde, Şef Orhan’ın İstanbul’da tattığı bir Antep yemeğinin peşine düşmesi anlatılıyor. Orhan, bu yemeğin nasıl yapıldığını öğrenmek için Gaziantep’e gidiyor ve kendisini Yumma Hanım’ın kapısında buluyor.
Burada önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor.
Orhan, Yumma Hanım’ın kullandığı malzemelerin aynısını alıyor ve aynı tarifi uyguluyor. Ancak ortaya aynı lezzet çıkmıyor.
Çünkü bazı yemeklerin sırrı sadece tarifte bulunmuyor.
Lezzetin içinde hafıza var
Yumma Hanım’ın bahçesi, filmin bu yönünü anlatan önemli bir mekân. Toprakla, bitkilerle ve yılların biriktirdiği deneyimle kurulan ilişki, yemeğin sadece mutfakta hazırlanmadığını gösteriyor.
Aslında bu durum hayatın birçok alanında geçerli.

Bir bilgi nasıl kuşaktan kuşağa aktarılıyorsa, yemek kültürü de aynı şekilde aktarılıyor. Bazen bir tarif yazılı olarak değil, uygulayarak öğreniliyor. Bir el hareketi, bir pişirme yöntemi ya da kullanılan malzemenin seçimi bile yılların deneyimini taşıyabiliyor.
Görünmeyen sular, görünmeyen miras
Gaziantep’in tarihi livasları da bu açıdan dikkat çekici. Yerin altında ilerleyen bu su yollarını bugün her zaman göremiyoruz. Ancak kentin geçmişinde önemli bir yere sahip olduklarını biliyoruz.
Filmdeki kültürel miras anlayışı da bana bunu hatırlatıyor.
Bazı değerler gözümüzün önünde değildir ama yaşamaya devam eder. Bir yemek, bir gelenek, bir el sanatı ya da bir hikâye geçmişten bugüne taşınabilir.
“Lezzet Aşkına” da bu görünmeyen mirası bir yemek üzerinden anlatıyor.
Sinema ile gastronominin buluşması
Ceyhan Kandemir’in dördüncü uzun metraj filmi olan yapım, Gaziantep’in tarihi ve kültürel dokusunu hikâyenin önemli bir parçası haline getiriyor.
Filmin senaryosunu Meltem Şener ve Nejat Şener kaleme alırken, hikâyenin geliştirilmesinde Cansu Özdenak – The Flux Lab imzası bulunuyor. Senaryo danışmanlığını Özlem Tuğçe Keleş üstleniyor. Yürütücü yapımcılığı Cansu Özdenak gerçekleştiriyor.
Filmin görüntü yönetmeni Farid Huseynzade, müzikleri Emre Berkün, sanat yönetimi ise Begüm Aylin Önder’e ait.
Oyuncu kadrosunda Derya Oyanay, Ali Sığa, Cansu Özdenak, Döne Öztürk, Esra Göğüş ve Selahattin Köroğlu yer alıyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi yapımcılığında tamamı Gaziantep’te çekilen film, kentin tarihi dokusunu ve mutfak kültürünü sinema perdesine taşıyor.
Festival yolculuğu
Filmin festival yolculuğu da dikkat çekiyor. “Lezzet Aşkına”, Bulgaristan’da düzenlenen 14. Uluslararası Slav Masalı Film Festivali’nde “Slav Özel Ödülü” aldı. Ardından 14. Antakya Uluslararası Film Festivali’nin özel seçkisinde yer aldı.
Bu başarılar filmin farklı coğrafyalarda da karşılık bulduğunu gösteriyor. İzleyicisi bol olsun.