Adalet yalnızca suç işlendikten sonra verilen cezadan ibaret değildir. Gerçek anlamda güçlü bir adalet düzeni; vatandaşın evine huzurla dönmesini, çocuğunu güvenle sokağa gönderebilmesini, pazara ve markete gittiğinde emeğinin karşılığının haksız kazanç düzenlerine teslim edilmemesini de güvence altına alır.
Son dönemde yürütülen “Sokaklar Güvende” çalışmaları ile yaş sebze ve meyve piyasasındaki fiyat oluşumunu mercek altına alan operasyon, tam da bu anlayışın iki önemli yansımasıdır.
Bir tarafta vatandaşın huzurunu tehdit eden suç odaklarına karşı sokakta güçlü bir mücadele yürütülürken, diğer tarafta üreticiden tüketiciye uzanan zincirde fiyatları yapay biçimde yükselttiği ve haksız kazanç sağladığı iddia edilen yapılara yönelik kapsamlı bir soruşturma gerçekleştiriliyor.
“Tarladan markete fiyat yolculuğu”nun incelenmesi son derece önemlidir. Çünkü mesele yalnızca ekonomik rakamlardan ibaret değildir. Üreticinin aylarca emek verdiği ürünün hangi bedelle tarladan çıktığı ve vatandaşın sofrasına gelene kadar fiyatının nasıl oluştuğu doğrudan milyonlarca insanın hayatına dokunmaktadır.
Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin incelenmesi, Vergi Denetim Kurulu tarafından rapor hazırlanması ve yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurulması, soruşturmanın kapsamını ortaya koymaktadır. Soruşturma makamlarının tespitlerine göre bazı büyük tedarikçilerin arz ve maliyet verilerini gerçeğe aykırı biçimde gösterdiği, sahte müstahsil makbuzlarıyla maliyet oluşturduğu ve fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladığı iddiaları ciddi bir adli incelemenin konusudur.
Bu kapsamda 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmesi ve 22 ilde 109 iş yeri ile ikamette eş zamanlı arama başlatılması, ekonomik düzene yönelik suç iddialarının da kararlılıkla ele alındığını göstermektedir.
Aynı kararlılığı Sokaklar Güvende yaklaşımında da görüyoruz.
Çünkü vatandaş için güvenlik bir bütündür. İnsan yalnızca evinin kapısından çıktığında değil; çocuğunun geleceğini düşünürken, alışveriş yaparken, ailesinin sofrasını kurarken de kendisini güvende hissetmek ister. Sokaktaki suçla mücadele kadar vatandaşın cebini ve emeğini hedef alan organize haksız kazanç düzenleriyle mücadele de kamu düzeninin ayrılmaz bir parçasıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sürdürülen bu mücadelede, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ortaya koyduğu kararlı yaklaşımın sahadaki karşılığını görmek önemlidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başta olmak üzere Emniyet teşkilatının ve ilgili bakanlıkların koordinasyon içinde hareket etmesi, suçla mücadelenin yalnızca tek bir alana sıkıştırılmadığını göstermektedir.
Sokakta huzuru bozana da, sofrada vatandaşın bütçesine göz dikene de hukuk içinde aynı kararlılıkla karşılık verilmelidir.
Çünkü güçlü devlet; yalnızca büyük meselelerde değil, vatandaşın günlük hayatına dokunan her noktada hukuk düzenini hissettiren devlettir.
Bugün verilen mesaj açıktır:
Sokak sahipsiz değildir. Üreticinin emeği sahipsiz değildir. Vatandaşın sofrası ve alın teri sahipsiz değildir.
Sokaklar güvende olduğunda şehir huzurludur; sofra güvende olduğunda aile huzurludur.
Ve güçlü bir Türkiye'nin temeli, işte bu iki güvenin aynı anda sağlanmasından geçer.