Şu tarih, geçmiş ya da zaman nelere kadir.

İnsanı ne kadar büyük çelişkilerin şahidi yapabiliyor.

Bir insan, toplum ya da devlet bugün, dün durduğu yerin tam yüz seksen derece zıddı olan bir yerde durabiliyor.

Amerika’da Demokrat Parti ilk kurulduğunda (1828) kölelik taraftarı bir politika üzerinden yola çıkıyordu.

Cumhuriyetçi Parti ise 1854’te kölelerin haklarını savunmak ve onların tarafında durmak için yola çıkmıştı.

Bugün yerleri tam tersine dönmüş vaziyette; hele de Trump ile gelinen göçmen karşıtlığı ile Cumhuriyetçiler, yola çıkış hikayelerinden fersah fersah uzaklaşmış vaziyetteler.

İngilizler, Amerika kıtasına ayak bastıklarında, orada yüzyıllardır yaşayan milyonlarca Kızılderili (Yerli Amerikalı) nüfusu hukuken ve medeniyet olarak "yok" saydılar.

Onların göçebe yaşam tarzlarını veya Avrupai tarzda mülkiyet/çit sistemlerinin olmamasını gerekçe göstererek toprağı "boş ve işlenmemiş" ilan ettirler.

Yani yerli halklar fiziksel olarak orada olsalar bile, İngiliz hukukunda birer hayalet (hükümsüz varlık) muamelesi gördüler.

Tüm yerliler yok sayıldı, sürgün edildi – “Gözyaşı Yolu” semboldür- katledildi, köleleştirildi ve toprakları işgal edildi.

Daha sonra İngiliz yerleşimciler -işgalciler- bu boşluğun üzerine kendi şehirlerini kurdular.

Şimdi ise Amerika, Avrupalıların yaptığını Grönland’a yapıyor ve orada yaşayanları, gücünü kullanarak teslime zorluyor, topraklarına çöküyor.

Dün de Avrupa, Sanayi Devriminin ihtiyaç duyduğu pamuk ve şeker gibi ürünlerin üretimi için kendi topraklarının yetersizliğini Amerika, Hindistan gibi yerlerdeki plantasyonlarıyla aşmıştı.

Hatta şöyle ki İngiltere’nin, Amerika ve Hindistan da kendi topraklarındakinin yaklaşık iki katı plantasyonu vardı.

Şimdi de Amerika kendi topraklarındaki nadir elemen sıkıntısını ve big-datanın soğutma için ihtiyaç duyduğu büyük enerji darboğazını -kutupların soğuğu ile- aşmak için Grönland’ı bir hayalet alan olarak ilan ediyor.

Uzay ve yapay zekâ çağının ihtiyaçları geçmişten çok farklı.

Büyük mücadeleler dün kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar üzerinden verilirken -ki hâlâ büyük kavgalar vardır- bugün en büyük çatışmaların sebebi çok daha stratejik hale gelen nadir elementlere doğru kayıyor görünse de kamuflaj hikayesi değişmemiştir.

İngilizler, "Beyaz Adamın Yükü" felsefesiyle, Hintlilerin kendi kendilerini yönetme yetisinden yoksun olduklarını iddia ettiler.

Devasa bir nüfusa sahip olan bu coğrafyayı, kendi medeniyet haritalarında idari olarak "yok" hükmünde sayıp, kararları tamamen Londra'dan aldılar.

Dolayısıyla da 21. yüzyılın jeopolitik gerçekleriyle harmanlanmış, sömürgeci reflekslerin modern bir kopyasıdır; Grönland.

Bu durum, aynı analiz çerçevesinde şu 3 temel başlık altında değerlendirilebilir:

Grönland'ı Trump’ın gözünden görmek: "Bir Parça Buz" ve Terra Nullius Yanılsaması

Dün İngiltere’nin Amerika kıtasındaki yerli halkı yok sayarak toprağı "boş ve sahipsiz" ilan etmesi, bugün Trupm’ın Grönland’ı, "Soğuk ve kötü konumlanmış bir parça buz" söylemlerinde de aynen yankı bulmuştur.

Grönland'ı Hindistan Modeli Gibi Görmek: Kaynak Emici ve Stratejik "Emtia"

İngiltere’nin Hindistan’ın zenginliğini emerek içini boşaltması gibi, ABD’nin Grönland’a bakışı da adayı insani boyutundan ayırıp saf bir "stratejik ödül" ve "doğal kaynak konteyneri" olarak konumlandırmaktadır.

Küresel ısınmayla eriyen buzulların altındaki devasa nadir toprak elementleri, madenler, petrol rezervleri ve yeni ticaret rotaları, Trump için Grönland'ı adeta bir "gayrimenkul anlaşması" haline getirmiştir.

Modern Sömürgecilik Araçları: Askeri Güç Tehdidi ve Ekonomik Şantaj

İngiliz sömürgeciliği donanma gücü ve gümrük vergileriyle işlerken, Trump da Grönland'ı elde etmek için modern baskı araçlarını (ekonomik yaptırım tehditleri, gümrük tarifeleri ve askeri güç imaları) devreye sokmuştur.

Danimarka ve Grönland’ın egemenlik haklarını küresel güvenlik ve Amerikan çıkarları adına bypass etmeye çalışmak, Batı sömürgeciliğinin yüzyıllardır kullandığı "Biz burayı sizden daha iyi korur ve işletiriz" (Beyaz Adamın Yükü) retoriğinin günümüzdeki en net tezahürüdür.

Trump’ın Grönland politikası, sömürgecilik tarihinin hiç bitmediğini, aksine biçim değiştirerek devam ettiğini gösterir.

Şu “beyaz adam”ın ne bitmez yükü varmış yahu!

Habire bir yerlere “medeniyet” götürüp dürüyorlar.

Doymadınız mı?

Batsın sizin götürdüğünüz şu kan ve gözyaşı medeniyetiniz.

Artık herkes nefret ediyor sizin “medeniyet” deyişinizden.

Fakat ne acıdır ki güçleri ve silahları size yetmiyor, yetemiyor işte…