Toplumsal yapıyı içten içe kemiren en tehlikeli yapılar, varlıklarını açıkça ortaya koyanlar değil; adeta bir istihbarat örgütü gibi gölgelerin arasında faaliyet gösteren, kılıktan kılığa giren yapılardır. FETÖ tam olarak bu tanımın karşılığıdır: Kripto karakterli, gizlenmeyi ve takiyeyi bir varoluş yöntemi hâline getirmiş bir organizasyon.
15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından bu yapının büyük ölçüde tasfiye edildiği düşünülse de, strateji değiştirdiklerini gözden kaçırmamak gerekir. Devlet kurumlarından uzaklaştırıldıkça; sivil alana, farklı sosyal ve siyasal mecralara yönelerek buralarda varlıklarını yeni kılıflar altında sürdürme ve etki alanı oluşturma arayışına girdikleri yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
HİÇBİR KESİM MUAF DEĞİL
Bu noktada düşülen en büyük hata, tehdidin yalnızca belirli bir kesimle sınırlı olduğunu varsaymaktır. Oysa bu yapının sızma stratejisinin ideolojik sınır tanımadığı yönünde yaygın değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu çerçevede dile getirilen iddialara göre, sızma girişimleri yalnızca İslami kimlikli sivil toplum kuruluşlarıyla sınırlı değildir.
Sağdan sola, Atatürkçü çevrelerden Alevi kurumlarına kadar toplumun farklı kesimlerini temsil eden yapı, dernek ve oluşumların da bu tür kripto sızma girişimlerine karşı dikkatli olması gerektiği ifade edilmektedir.
Bu tür yapıların temel yöntemleri ise şu şekilde özetlenebilir:
- Farklı kimliklere bürünmek,
- Bulundukları ortamın dilini konuşarak o çevrenin hassasiyetlerini kullanmak,
- Girdikleri yapının en güçlü savunucusu görüntüsü vererek güven kazanmak.
TOPLUMSAL UYANIŞ VE KESİNTİSİZ TEYAKKUZ
Sivil toplumun ve toplumsal kesimlerin tamamı, bünyelerine katılan veya yönlendirme yapmaya çalışan kişiler konusunda dikkatli hareket etmek zorundadır. Hiç kimse, "Bizim kurumumuza sızamazlar." rahatlığına kapılmamalıdır. Çünkü kripto yapılanmalar açısından rozetlerin, sloganların ya da dünya görüşlerinin değil; nüfuz edebilmenin ve bulundukları yapıda etkili olabilmenin önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Günün sonunda geriye kalan gerçek şudur: Sadece belirli çevreler değil, toplumun bütün kesimleri dikkat, basiret ve teyakkuz içinde hareket etmek durumundadır. Tehdit ortak görülüyorsa, alınacak tedbir ve farkındalık da ortak ve kesintisiz olmalıdır.