Avukatlık bürolarının mahremiyeti ihlal eden eylemleri kapsamında yapılan operasyonla ilgili olarak bir meslektaşımla sohbet ederken bana 'Ama icra takibi yapan büroların hepsi bu sistemleri kullanıyor' dedi.
Cevabım kısa ve net oldu ; Artık yapamayacaklar. Artık kimse hiçbir sıfatın suni dokunulmazlığını kullanarak hukuka aykırı iş ve işlemlerini normalleştiremeyecek.
Bir vatandaşın kimlik bilgisi, adresi, telefonu, aile bağları, SGK kaydı ya da tapu bilgileri birilerinin elinde dolaşan sıradan veriler değildir.
Bunların her biri kişinin özel hayatının, güvenliğinin ve mahremiyetinin bir parçasıdır.
Bu nedenle Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yasa dışı panel soruşturmasına ilişkin kullandığı şu ifade meselenin özünü anlatıyor:
“Vatandaşlarımızın mahremiyeti bizim için dokunulmazdır.”
Ortaya konulan tablo, sıradan bir kişisel veri ihlali iddiasının çok ötesinde.
Soruşturma makamlarının tespitlerine göre “HukukBİS”, “AsistBİS” ve benzeri yasa dışı sistemler üzerinden vatandaşların kimliklerinden aile bilgilerine, adreslerinden SGK kayıtlarına, telefon bilgilerinden tapu ve ada-parsel bilgilerine kadar son derece geniş bir veri havuzuna erişilebildiği değerlendiriliyor.
2023 yılında aracımla geçirdiğim trafik kazasının ardından, kendisine 'Hukuk Bürosu' diyen kurumlar tarafından, ben ve ilginç ama aile üyelerim her gün onlarca telefon aldık. Bu insanlar yaptığım kazayı ve detaylarını, aracımın markasını modelini ve daha da ilginci ailemi, akrabalarımı ve iletişim bilgilerini biliyorlardı. Bu kişiler avukatlığımı yapmak için benden ısrarla vekaletname istiyorlar ve avukat olduğumu belirtmeme rağmen ısrarlarına devam ediyorlardı. Bu benim yaşadığım, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı özelinde vahim bir olay.
Daha vahimi iseçok daha ciddi bilgilerin bu sistemler aracılığı ile bazı hukuk bürolarında kullanıldığına ilişkin elde edilen bulgular.
Çünkü hukuk büroları vatandaşın hakkını koruması gereken yerlerdir. Hukukçu, kişisel veriyi istismar eden değil; onun hukuka aykırı kullanımına karşı vatandaşın yanında duran kişidir.
Eğer bir avukat mesleğinin sağladığı güveni kullanarak hukuka aykırı elde edilmiş kişisel verilere erişiyorsa, mesele yalnızca bireysel bir suç şüphesi olmaktan çıkar. Aynı zamanda vatandaşın hukuk sistemine duyduğu güveni de hedef alan son derece ağır bir tablo ortaya çıkar.
Üstelik açıklanan soruşturma ayrıntıları, operasyonun soyut iddialar üzerinden yürütülmediğini gösteriyor.
Dijital materyallerde tespit edildiği belirtilen panel erişim kayıtları, kullanıcı bilgileri, Google Authenticator doğrulama kodları, AnyDesk ve TeamViewer bağlantı izleri, kişisel veri içerikli sorgu çıktıları, Word ve Excel dosyaları, yazışmalar ve para hareketleri...
Bütün bunlar soruşturmanın teknik ve mali boyutunun birlikte ele alındığını ortaya koyuyor.
Şimdi yapılması gereken de tam olarak budur:
Dijital iz nereye gidiyorsa oraya gitmek, para hareketi kimi gösteriyorsa onu incelemek ve hukuk bürosu tabelasının hiç kimseye dokunulmazlık sağlamasına izin vermemek.
Nitekim soruşturmanın ilk aşamasında sistemi kurduğu, işlettiği veya gelir akışında yer aldığı iddia edilen kişiler hakkında işlem yapılmış ve 10 şüpheli hakkında kamu davası açılmış durumda. Soruşturmanın genişletilmesi sonucunda ise yasa dışı panel sistemini kullandığına ilişkin somut delil bulunduğu açıklanan 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi.
Hukuk devleti ikisini aynı anda yapmak zorundadır.
Avukatlık bürolarında gerçekleştirilecek aramaların Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesindeki özel usule uygun olarak yetkilendirilmiş Cumhuriyet savcısı ve baro temsilcisi huzurunda yapılmasının kararlaştırılması, soruşturmanın mesleğin hukuki güvenceleri gözetilerek yürütülmesi açısından ayrıca önemlidir.
Çünkü amaç avukatlık mesleğini tartışmaya açmak değil, tam tersine o mesleğin itibarını hukuksuzluktan korumaktır.
Bir başka vahim iddia ise vatandaşların bu veriler kullanılarak korkutulması.
“Borcunuz yasal takibe düştü.”
“Uzlaşma sürecini kaçırdınız.”
“Hakkınızda haciz işlemi başlatıldı.”
Bir insanın kişisel bilgilerini önüne koyduğunuzda söylediğiniz yalan daha inandırıcı hâle gelir. Karşıdaki kişi, “Adresimi, telefonumu, aile bilgilerimi biliyorlarsa söyledikleri de doğrudur” diye düşünebilir.
İşte yasa dışı kişisel veri ticaretinin gerçek tehlikesi tam da burada başlıyor.
Mesele yalnızca bir veri tabanına izinsiz girmek değildir.
O veriler dolandırıcılığın, tehdidin, şantajın ve vatandaşın korkularını istismar eden başka suçların altyapısına dönüşebilir.
Bu nedenle kişisel verilerin korunması artık yalnızca “mahremiyet” başlığı altında değerlendirilebilecek bir mesele değil, doğrudan vatandaşın güvenliği meselesidir.
Akın Gürlek'in açıklamasındaki “Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacaktır” sözünü de bu açıdan okumak gerekiyor.
Çünkü hukuk devletinin gücü yalnızca suç işleyenleri yakalamasından gelmez.
Asıl gücü, suç şüphesi kimin üzerine düşerse düşsün aynı hukuk kurallarını uygulayabilmesinden gelir.
Fail sıradan bir kişi olduğunda başka, avukat olduğunda başka hukuk uygulanamaz.
Cübbe bir ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktur.
Hatta hukukçudan beklenen standart daha yüksektir. Çünkü elindeki mesleki bilgi, yetki ve vatandaş nezdindeki güven kötüye kullanıldığında ortaya çıkabilecek zarar da çok daha büyüktür.
Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmanın sonuna kadar titizlikle götürülmesi, elde edilen dijital materyallerin ve para hareketlerinin bütün yönleriyle incelenmesi büyük önem taşıyor.
Deliller kimi gösteriyorsa, unvanına ve mesleğine bakılmaksızın hukuk onun kapısını çalmalı.
Çünkü vatandaşın mahremiyetini korumak hukuk devletinin tercihi değil, görevidir.
Ve belki bu operasyonun verilmesi gereken en güçlü mesajı da şudur:
Hiçbirşey, hukuksuzluğa kalkan olamaz.