Oscar yaklaşıyor. Ödül alacaklar bir yana, adaylar hususunda bile fikirler havada uçuşuyor. Özellikle sinefiller arasında böyle elbet. Fekat sinemaya azıcık ilgi duyan herkesin ölçüsü olmuş durumda Oscar.

Anlaşılır bir şey elbet.

Bir nevi reyting cihazı vazifesi görüyor…

Bir de memleketimdeki reyting meselesi var. Sayısı artmakla beraber birkaç bin kutunun yerleştirildiği evin kumandasındaki performans bütün bir sektörün belirleyicisi.

Sağlıklı mı?

Evet diyen kimseyi duymadım bu zamana kadar.

Elbette feci halde sağlıksız bir derecelendirme biçimi…

Alternatifi ne olabilir?

Artık dijital platformlar ve internet mecraları var. İzlenme ya da reyting, adına ne derseniz… Ölçümlemek o kadar zor değil.

Peki, neden bu kutu kutu pense reyting sisteminden vazgeçilmiyor?

Evet, ülkemizin belli bir kısmında dijital sistem yerleşmiş değil. İnternetten izleme yapmayan ev de çok. Ancak kutu konan ev sayısı ve popülasyonundan daha sağlıksız bir manzara mıdır bu?

Sanmıyorum…

Hatırlarsınız…

FETÖ’nün FETÖ olduğu dönemler STV’nin dizileri reyting rekorları kırıyordu?

Neden?

Ajitasyondan başka bir şey yaptıkları yoktu. Bunun izlenme oranı da yüksek elbet. Şu an reyting listelerinde zirvede olan her işte olduğu gibi hamaset ve ajitasyon prim yapar.

Ama bu kadar mı?

Sizce memleketin bütün kılcal damarlarına sızan FETÖ reyting ölçümlerine dokunmamış mıydı?

Aynı şekilde…

Daha önce gedik açılan surlardan şimdi başkaları girip çıkmıyor mudur?

Kimseyi itham etmiyorum elbet. Toplumda karşılığı olan işleri bir şekilde fark ediyorsunuz.

Lakin reyting gibi önemli ve tehlikeli bir meselenin sırf reklam pastasının ulusal televizyonlarda kalması adına düzeltilmemesini kabul edemeyiz.

Hakkaniyet her alanda lazım.

Herkes…