Nato zirvesi başlıyor.
Nato 3.0 hedefi ile yeni rotasını Türkiye'de, ülkemiz liderliğinde çizme iradesinde.
Türkiye, yeni dünyanın merkezi haline geliyor, gelişiyor, güçleniyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yeryüzünde yaşanan tüm zulümlere karşı takındığı tutum ve daha adil bir dünya düzeni hedefi, uluslararası bir paradigma haline gelmiş vaziyette.
Gelinen bu noktada katkısı olan önemli iç ve dış faktörler var şüphesiz.
Öncelikle Hollanda Genelkurmay Başkanı Onno Eichelshe'in dün yaptığı açıklamada, ABD'nin bazı askeri kabiliyetlerini geri çekmesiyle Türkiye'nin NATO içindeki rolünün daha da artacağını belirterek, Türk savunma sanayisinin ulaştığı kabiliyet seviyesinden etkilendiği ve bu alanda iki ülke arasında güçlü bir iş birliği potansiyeli gördüğü beyanatı çok şey anlatıyor.
Bu ifade çok sayıda önemli alt mesaj içermekle birlikte temelde şunu ortaya koyuyor ; Yıllarca düşmanlık boyutunda karşısında yer aldığı Türkiye'nin artık dünyanın en kritik bölgesinin en önemli merkezi konumu haline geldiğini Hollanda en üst temsil noktasında kabul ediyor. Aynı diğer ülkeler gibi...
Bu dönüşümün en önemli nedenlerinden biri Türkiye'nin savunma sanayinde geliştirdiği devrim niteliğindeki atılımlar.
ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN gibi dev firmaların Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde devasa projeler geliştiriyor
Bu şirketlerde yaklaşık 45 bin nitelikli personelin istihdam ediliyor.
Savunma, anayurt güvenliği, havacılık ve uzay sanayi alanlarındaki yerli sanayi kuruluşlarının yatırım ve nitelikli personel istihdam faaliyetleri destekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda kuantum teknolojileri, yapay zeka, otonom sistemler, hipersonik teknolojiler gibi derin ve çığır açan teknolojilerde askeri ve sivil kullanıma yönelik ARGE ve ÜRGE faaliyetlerine katkı sağlanıyor.
Kuantum teknolojilerine yönelik SSB tarafından 2020 yılında oluşturulan yol haritası doğrultusunda 4 ARGE projesi hızla tamamlanıyor.
Türkiye Dünya'nın sayılı savunma üslerinden biri oluyor. Ülkemiz bu atılımlarla duruşunu ve durumunu bambaşka bir noktaya eviriyor.
Savunma sanayindeki bu atılımlara ek olarak ülke içindeki gelişmeler de uluslararası görünürlüğümüzü bambaşka bir noktaya taşıyor. Hukukun üstünlüğü prensibi çerçevesinde, kanunların, ayrım olmadan herkese eşit uygulanarak, toplumsal düzenin yargısal sigorta altında olduğu Türkiye, yeryüzünün en güvenli ve yaşanabilir ülkelerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Etrafımız kaynayan kazan misali çatışmalara gömülmüşken, yeni hukuki paradigmalarla Adalet Bakanlığımız önderliğinde geliştirilen operasyonlar İSTİKRARLI HUZURLU TÜRKİYE'yi tüm dünyanın görmesini sağlıyor.
Böyle bir durumdan ancak Türkiye düşmanları rahatsız olur derken bunun yansımalarını görmeye başlıyoruz. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Financial Times'a verdiği mülakatta, ülkemiz ve cumhurbaşkanımızı kötüleyip, uluslararası arenaya şikayet ediyor.
Özgür Özel'in bu yaklaşımına alışığız. Yeni Türkiye'nin en önemli mimarlarından Adalet Bakanı Akın Gürlek'î yalan, tehdit, hakaret ve iftiralarla hedefe almasının altında, kendisine zımnen ya da doğrudan verilen bir dış talimatın olduğu ortada. Zira kendisi İmamoğlu'nun talimatları dışında hareket etmiyor ya da edemiyor.
Ancak Nato Zirvesi öncesi uluslararası alanda yaptığı bu şikayet girişimi herşeyi daha net ortaya koydu. Dünyada Türkiye'nin bu hızlı gelişim ve dönüşümünden çok rahatsız olan ve korkan güçler var. Ve o güçlerin Türkiye'deki seslerinin kim olduğunu artık biliyoruz.