Doğu Asya’nın üretim gücü global ticareti ve ekonomiyi derinden sarsıyor. Küresel imalat sanayi üretiminin yüzde 40’tan fazlasını elinde bulunduran Çin Halk Cumhuriyeti, Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından yönetiliyor. Satın alma gücüne göre en büyük aktöre dönüşen Çin 24 saat, 7 gün ve bir yıl boyunca kesintisiz üretim yapabiliyor. Merkezden alınan yasaklara rağmen 14 gün kesintisiz çalışanların olduğu ülkede ürünlerin tüketiciye ulaşması inanılmaz hızlı ve maliyetler çok düşük. Batılı örneklerine kıyasla kullardan ziyade üretim ve tedarike odaklanan Çinli üreticiler dünyanın en büyükleri haline geldiler. ÇKP tarafından yönlendirilen ve yatırım yapma stratejisi belirlenebilen firmalar hızlı hareket edebiliyorlar. Yeni nesil teknolojilere adaptasyonun Avrupalı şirketlere göre daha kolay olduğu Doğu Asya’da Japonya mucizenin bir benzeri gerçekleşiyor. Çinlilerin değimiyle son iki yüzyıldır kayıp edilen dünyanın en büyük medeniyeti ve iktisadi güç konumu geri alınıyor. Barışcıl kalkınma modelini ileri süren ve global ölçekli işbirliğine dikkat çeken ÇKP ise tüm gelişmeleri yakından takip ediyor.

Çin’in küresel yatırımları 2,5 trilyon doları aşarken enerji, altyapı ve emlak yatırımları hızla global hale geliyor. Akıllı telefon ve elektrikli araç piyasasında meydana gelen gelişmelerde Çin’in yatırım ve ticaret stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Çin gibi üretim kapasitesine sahip ve ihracatta rakip olabilecek Almanya’nın son dönemde aldığı reformlar bu nedenle önem taşıyor. Çalışma şartları daha rekabetçi hale getirilirken teknolojiye daha odaklı bir politik tercih yapılıyor. İstihdam piyasasının insana dayalı ve çalışanı koruyan şartları gevşetiliyor, üretim daha az maliyetli hale getirilmeye çalışılıyor. Almanya dünyanın en büyük üçüncü ihracatçısı ve 2 trilyon doları aşan ihracatıyla Avrupa’nın en büyük ekonomisi. Milli gelirine oranla ihracatta global kuralları koyan ve birçok ülkenin örnek aldığı Almanya günümüzde Çinli malların istilası altında. Avrupa Birliği yaşanan gelişmelere Çinli firmalara yasaklar getirerek karşı koymaya çalışırken Almanya rekabete odaklı bir dönüşümü önceliyor. Fakat hükümetin kırılgan yapısı ve hantal bürokrasi “Made in Germany” damgasını zayıflatıyor.

Sonuç olarak Çin-Alman rekabeti uzun yıllardır tartışılan bir mesele. ABD’nin ticaret savaşlarıyla zayıflatmaya çalıştığı Çinliler henüz istenilen kıvama gelmedi. Ancak ÇKP’nin direktifleri doğrultusunda ilerleyen firmalar bir bütün halinde zarar etmelerine rağmen rakiplerini elimine edebiliyorlar. Çünkü rezervleri dolu bir hazineye sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti firmaları ciddi şekilde destekliyor. “Made in Germany” markası ise rakibi Çin ile yarışmakta eskisi kadar bu nedenle başarı gösteremiyor.