Zorunlu eğitimi “zorunlu” kılan gerekçeler vardı geçmişte. Bunlardan biri, FETÖ’ye öğrenci kaptırmamaktı. Bir nevi başarılı da olundu. Okula değil de sokaklara giden çocukların suç işlemesine engel olundu. Başıboş gezen; kimseye faydası olmayan, mafyanın ya da organize suç örgütlerinin kullanışlı aparatı haline gelen çocuk sayısında epeyce bir azalma oldu. Evde durup anasına babasına zorluk çıkaran çocuklar da kalmadı zorunlu eğitim sayesinde. Daha vardır bunlara benzer faydalar.
Ama gel gör ki…
Meslek liseleri boş kaldı. Çırak yetişmedi, usta sıkıntısı çekiyor tüm ülke.
Liseyi bitiren genç; başarılı olup olmadığına bakmaksızın, eline aldığı diploma ile kapağı üniversiteye atmayı, oradan da sırtını devlete yaslamayı düşünüyor. Yani beyaz yakalı memur olma derdinde… Milyonlarca genç evde hiçbir iş yapmadan baba parası yiyor, evlenmiyorlar da iş yok diye. İş beğenen de yok.
Yabancılar olmasa fabrikalarda çalışacak eleman bulamayacağız…
Öteden beri bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmaya yeminliyiz galiba. Heybenin bir tarafını doldurursanız diğer tarafı boş kalır, bunu bilmeyecek ne var? Bunu biliyoruz da uygulama nerede?
Tekrar zorunlu eğitim kaldırıldı, diyelim. İsteyen okula gitti, istemeyen gitmedi. Sonra ne olacak?
Asıl dikkat edilmesi gereken durum bu!
Zorunlu eğitim yokken başımıza bela olan sorunlar tekrar nüksedecek. Yine başıboş gezecek çocuklar. Yine FETÖ ve benzeri mahfiller çocuklarımızın tepesine çökecek, onları militan gibi yetiştirecek. Yine sokaklarda suç oranı artacak. Evde çocuklar analarına babalarına zulmedecek.
Zorunlu eğitimi sonlandıracaksanız ya da sonlandırılmasını canıgönülden istiyorsanız benim gibi…
Başımıza gelecek bu tür sorunların da üstesinden gelecek çözümler bulmak zorundasınız.
Liseye gitmeyen, meslek lisesine yönlendirilemeyen, çırak olmak istemeyen çocuklarla ilgili bir çözüm bulmak gerekiyor.
Heybenin her iki tarafını da dolduralım ki sırtımızdaki yük dengeli olsun; ikiye bir durup dinlenip yükün yönünü değiştirmeyelim.
"Gelişmiş ülkelerde neler yapılıyor?" falan demeden kendi kodlarımıza uygun çözümler geliştirmeliyiz. "Gelişmiş ülkeler" diye diye maymun gibi taklit etmekten öteye geçemedik.
Ana sınıfından başlayıp “değerli” nesil yetiştirmediğimiz, liseye gelene kadar çocuklarımıza bir yol seçmesi konusunda çözümler bulmadığımız sürece sorunlar bizim peşimizi bırakmaz.
"Zorunlu eğitimi kaldırın!" feryadına kulak verelim ama "Sonra ne olacak?" diye sormayı da ihmal etmeyelim.
Ağaç dikerek Konya Ovası'nı baştan sona yeşillendirelim ama buğdayı nerede yetiştirelim?