Bugün coğrafyamızda olan biteni anlayabilmemiz için, 1095 yılında Papa Urban’ın Hıristiyanlar’a yönelik yapmış olduğu iki Haçlı seferi çağrısını tercüme ettim. Bu konuşmaların Hıristiyanlar’ı Kudüs’ü almaya motive etmek için yapıldığını zannederdim hep. Asıl meselenin çok farklı olduğunu, asıl meselenin 1071’de Malazgirt’ten giren Türkler’i durdurmak olduğuna gözlerinizle şahit olun… Geçmişte yapılmış kin ve nefret dolu bir konuşmanın, günümüze nasıl yansıdığını bugün YPG, PKK ve DAEŞ maskesiyle karşımıza çıkanların hangi amaçla hareket ettiğini görün…

Papa Urban’ın Clermont’ta toplanan Avrupa’nın farklı yerlerinden gelmiş asillere ve ruhbanlara yaptığı ilk konuşma:

“Ey Tanrının evlatları…

Siz aranızdaki tanrı barışını korumak üzere and içmiştiniz ve siz bu aziz kilisenin hakkını ve çıkarlarını korumak için and içmiştiniz. Bugün bu andınızın gereğini yapma günüdür. Tanrının bugün size ihtiyacı var, doğudaki kardeşlerimizin size ihtiyacı var.

Tanrının ve o kardeşlerimizin gözleri yolda sizleri bekliyor. Bugüne kadar hiç başımıza gelmemiş bir musibetle karşı karşıyayız.

Bu musibetin adı Türkler…

Türkler onlara saldırdı ve Aziz Circis’in toprakları olan Akdeniz kıyılarındaki Bizans topraklarına dayandılar. Kardeşlerimizi yedi defa hezimete uğrattılar, kardeşlerimizi katlettiler, kardeşlerimizi esir aldılar. Kiliseleri ve Tanrıya ait toprakları harap ettiler.

Sizi uyarıyorum seyirci kalırsak, tanrının hâkimiyetindeki bütün topraklar onların eline düşecek.

Size tanrı adına yalvarıyorum, sizi uyaran ben değilim tanrıdır, tanrımız İsa’nın kutsal savaşçılarını bu kutsal çağrı ile çağırıyor. Zengin olsun fakir olsun, şövalye olsun çiftçi olsun, atlı olsun yaya olsun, Tanrı sizi bu değersiz ırk olan Türkler’i durdurmaya çağırıyor. Burada olmayanlara da bildirin, bu İsa’nın emridir.

Türkler’le savaşmak için kim denizyolu ile olsun karayolu ile olsun yola çıkarsa, günahları affedilmiştir. Allah’ın yeryüzündeki vekili olarak bunu ilan ediyorum.

Yazıklar olsun bize, eğer Türkler gibi alçak ve lanetlenmiş bir ırka mağlup olacaksak!

Tanrının gerçek dinine iman etmiş ve bir yıldız gibi parlayan İsa’nın himayesinde olan bizler, Türkler’e mağlup olacaksak.

Tanrının yüzüne nasıl bakarız, tanrı sizi suçlamaz mı? Oradaki Hıristiyan kardeşlerimizim imdadına yetişemezsek?

Birbirleriyle savaşan Hıristiyanlar savaşı bıraksın, hırsızlar ve yol kesenler de gelsin, hep birlikte Barbar ve inançsız Türklerle savaşsınlar. Kardeşleriyle savaşanlar artık Barbar Türklerle savaşsınlar. Bugüne kadar üç beş parça gümüş için savaşanlar, artık ebedi cennet için savaşsınlar. Savaşsınlar ki tanrıya bu zaferi hediye edelim.

Hazırlıklarınızı tamamlayın, yola çıkmayan kimse kalmasın. Kış bitip, mevsim bahar olduğunda tanrının yardımı ve vecd ile yollara koyulun.”

Kaynak: Steven Runcimen “A history of the Crusades” 1987

Cambridge University Press

Aşağıdaki ikinci konuşmayı ise Clermont’ta toplanan halka hitaben yapmıştır…

“Frenk halkı,

Siz tanrının sevdiği bir halksınız, gerek topraklarınızın konumu, gerek Katolik inancına bağlılığınız gerekse kiliseye göstermiş olduğunuz saygı, seçilmiş kullar olduğunuzu gösteriyor.

Kudüs’ten ve Konstaninopol’den kötü haberler geliyor, yabancı ve Tanrıya uzak bir millet olan Türkler, oradaki Hıristiyan kardeşlerimize musallat olmuş, kardeşlerimizin ülkesini talan ediyorlar. Katliamlarla ve yıkımlarla Hıristiyanlar’ı perişan ediyorlar. Esir aldıklarını kıyımdan geçiriyorlar, kıyımdan geçirmediklerini köle yapıyorlar. Tanrının kiliselerini harap ediyorlar ya da kendi sapkın inanışları için kullanıyorlar. Bizans’ın toprakları o denli küçülmüş ki artık yaya olarak iki ayda baştanbaşa geçilebiliyor.

Kardeşlerimizin intikamını almak, sizden başka kime düşer?

Ey kahramanlar dedelerinizin kahramanlıklarını hatırlayın.

Eğer Ailelerinize olan sevginiz sizi yola çıkmaktan alıkoyacaksa, tanrının İncil’deki şu buyruğunu hatırlatırım size:

Annesini ve Babasını benden çok seven, bana layık değildir. Evini ve yurdunu benim için terk edene yüz misli vereceğim ve onlar cennete gireceklerdir (İncil mt10,37-mt19,29)

Dünya malı ve aileleriniz sizi alıkoymasın, bulunduğunuz yerde zaten ettiğiniz zor biçiyorsunuz, etrafınız dağlar ve denizle kaplı. Sizi içinden bal ve sütten dereler akan Kudüs’e doğru yola çıkmaya çağırıyorum. Sizi tanrının oğlunun çilesi ve kanı ile kutsadığı Kudüs’e doğru yola çıkmaya çağırıyorum.

Kudüs dünyanın ortasıdır, cennetin dışındaki cennettir ve topraklar içindeki en bereketli topraktır. İsa’nın mübarek mezarına doğru yola koyulun ve o lanet olası ırkın elinden kurtarın.

Kral tanrının toprakları Kudüs bugün yabancıların elinde esir ve yalvararak sizi bekliyor. Yola çıkın ki günahlarınız affolunsun…

Düşmanlarınıza hep bir ağızdan Deus Vult(bunu tanrı istiyor) diyerek saldırın…”

Kaynak: Steven Runcimen “A history of the Crusades” 1987

Cambridge University Press