Demokrasi, insan hakları, milli irade vb. kavramlar Batı için her zaman helvadan bir puttan öteye gidememiştir. Emperyalist açlığı başına vurduğunda bunları tek tek yemekte hiçbir beis görmemiştir.

Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi kanlı bir darbe ile deviren, 3 bin 533 sivili katleden, 11 bin 520 kişiyi yaralayan, tarihinde hiçbir şiddet eylemine katılmayan binlerce İhvan üyesini hapislere dolduran, yöneticilerini idamla cezalandıran Diktatör Sisi’yi kırmızı halılarda karşılayan yine Batı olmuştur.

Petrolü millileştirerek ABD ve İngiliz şirketlerinin elinden alan İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın seçilmiş bir lider olması da zerre umurlarında olmadı. CIA destekli projelerle halkın bir kısmı kandırılarak sokaklara dökülmüş ardından askeri darbe ile Musaddık devrilmişti.

Bugün aynı tiyatro, 302 milyon varil ile dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olan Venezuela’da sergileniyor. Hugo Chavez’in ölümünden sonra Nisan 2013’te yapılan seçimlerde sağ kolu Maduro oyların %50,8’ini alarak devlet başkanı oldu. Maduro, Mayıs 2018’te yapılan seçimlerde ise %68 oy alarak yeniden seçildi. Seçimlere katılımın %46 olmasından dolayı muhalefet tarafından sonuç geçerli sayılmadı. AB ülkeleri de aynı gerekçe ile seçimlerin yenilenmesini talep etti. ABD’nin Maduro’ya karşı operasyonunu destekleyen Şili ve Kolombiya gibi ülkelerde yapılan seçimlerdeki katılımlar Venezuela’dakinden çok daha düşük olmasına rağmen kimse ilgili ülkelerin devlet başkanlarının meşruiyetini tartışmaya açıp seçimlerin tekrarlanmasını, dış müdahaleyi gündeme getirmedi.

8 Ocak 2019’da ABD destekli Ulusal Meclis, Maduro’yu gayrimeşru ilan ederek yerine 35 yaşındaki Juan Guaido’yu Devlet Başkanı seçti. Ulusal Meclis bu adımıyla ülkede bir nevi paralel hükümet ilan etti.Maduro ise “ABD’nin umutsuz olduğunu biliyorum, çünkü Meksika sadece beş yıllık petrole sahip, petrolü tükendi. Kolombiya’nın 6 yıllık petrolü kaldı ve Venezuela’nın petrolünün müttefikleri oligarşiler ile emperyalizme ait olduğuna inanmak istiyorlar” sözleriyle ABD’nin özgürlük oyunun arkasındaki gerçek niyetini deşifre ederek Trump’ın açık desteğini alan Guadio’nun liderliğindeki muhalefeti uyardı.

Maduro’nun ülkeyi iyi yönetemediği, ekonomik krizin üstesinden gelemediği, halkın gittikçe artan yoksulluk ve açlığına çözüm üretemediği inkâr edilemeyecek gerçekler. Ama bu sorunların üstesinden ne askeri bir darbe ne de ABD’nin atayacağı bir sömürge valisi ile gelinebilir. Bu doğrultuda atılacak adımlar sorunları daha da derinleştirmekten, emperyalizmin ülkeyi ele geçirmesinden başka bir sonuç sağlamayacaktır.

Venezuela’nın sorunlarını sadece milletinin iradesine dayanan, zenginliklerini ülkenin çıkarlarına yönelik kullanan meşru bir yönetim çözebilir. ABD’nin “demokrasi” götürmek için müdahale ettiği Afganistan ve Irak’ın bugün Taliban ve Saddam’ı mumla arar hale gelmesi hepimiz için ibret olmalı. Meşru siyasetin önünü açan, sandığa saygı duyanher lider ancak seçimle gitmelidir. Aksi yönde yapılacak müdahalelerin hiçbiri o ülkenin kaderini Irak ve Afganistan’ın makus kaderinden farklı kılmayacaktır.