Uluslararası siyasette bazı gelişmeler vardır ki, yalnızca bir takvim olayı değildir. Bazı zirveler ise düzenlendikleri şehirden çok, verdikleri mesajla tarihe geçer.

NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılacak olması da bunlardan biridir.

Bunu yalnızca “Türkiye ev sahipliği yapıyor” diye okumak, fotoğrafın büyük bölümünü kaçırmak olur. Çünkü böylesine kritik zirveler, sadece fiziki imkânlara göre değil; o ülkenin uluslararası sistemdeki ağırlığına, güvenilirliğine ve diplomatik kapasitesine göre planlanır.

Son yıllarda Türkiye, krizleri uzaktan izleyen bir ülke olmaktan çıkıp, çözüm masalarının vazgeçilmez aktörlerinden biri olma yönünde önemli bir mesafe kat etti.

Rusya-Ukrayna savaşında iki tarafla da konuşabilen nadir ülkelerden biri oldu. İran ile ABD arasında yükselen gerilimlerde diplomatik temaslarını sürdürerek diyalog kanallarının açık kalmasına katkı sundu. Suriye’de yeni dönemin şekillenmesinde güvenlik kadar siyasi istikrarın da korunmasına yönelik girişimlerde etkin rol üstlendi. Bölgedeki farklı etnik ve mezhepsel unsurların yeni yönetime entegrasyonuna ilişkin yürütülen diplomatik süreçlerde de Ankara’nın etkisi sıkça konuşuldu.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan hemen her önemli gelişmede gözler önce Ankara’ya çevriliyorsa, bu tesadüf değildir.

İşte NATO Zirvesi’nin Ankara’da düzenlenmesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Bu, sadece bir organizasyon başarısı değil; Türkiye’nin uluslararası diplomaside artan ağırlığının da sembollerinden biridir.

Bir dönem Türkiye’ye mesafeli duran, hatta zaman zaman yaptırım ve baskı dili kullanan ülkelerin bugün Ankara’da aynı masaya oturmaya hazırlanması, değişen jeopolitik dengelerin en dikkat çekici göstergelerinden biridir.

Diplomasinin “süper ligine” çıkmak, sadece kriz masalarında yer almakla ölçülmez. Ekonomik güç, hukukun üstünlüğü, kurumsal istikrar, teknoloji üretimi ve güçlü bir demokratik yapı da bu ligin vazgeçilmez kriterleridir.

Dolayısıyla bugün Türkiye’nin uluslararası etkisinin arttığını söylemek mümkündür. Ancak bu etkinin kalıcı olması, içeride atılacak adımlarla doğrudan bağlantılıdır.

İnkâr edilemeyecek bir gerçek var:

Artık dünya, Türkiye’nin bulunmadığı birçok bölgesel denklemi kurmakta zorlanıyor.