Bu fotoğrafa bakınca çoğu kişi şunu görür:
Bir gemi… Bir operasyon… Bir “yakalama” haberi…
Ama asıl hikâye güvertede değil, haritanın arka yüzünde yazılı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Atlantik Okyanusu’ndaki bir gemide ele geçirilen 10 ton uyuşturucuya ilişkin re’sen soruşturma başlatması, sıradan bir adli refleks değildir.
Bu, devletin dosyayı nereden tuttuğunu gösteren stratejik bir hamledir.
BU BİR “GEMİ OPERASYONU” DEĞİL, BİR HAT KIRILMASI
10 ton…
Bu rakam bir “yakalama” değildir.
Bu, bir pazarın, bir finansman zincirinin, bir lojistik hattın kesilmesidir.
Atlantik hattı şunu anlatır:
• Latin Amerika üretim merkezleri
• Afrika geçişleri
• Avrupa dağıtım noktaları
Yani mesele sadece uyuşturucu değil;
küresel suç ekonomisinin ana arterlerinden biri.
Bu nedenle dosyada “küçük balık” yok.
İSİMLER NEDEN BU KADAR NET AÇIKLANDI?
Başsavcılığın açıkladığı isim listesi dikkat çekici:
• Çetin GÖREN
• Engin ÇAVUŞ
• Mesut YALÇIN
• Ahmad & Semra ALMASSRİ
• Mehmet Bülent AYMEN
• Fares DİAB
Bu açıklık tesadüf değil.
Normal şartlarda bu tür dosyalarda:
• “X şahıs”
• “Y kod adlı”
• “örgüt yöneticisi” gibi ifadeler tercih edilir.
Burada ise isimler çıplak bırakıldı.
Bu bir mesajdır.
Mesaj şudur:
“Bu dosyada pazarlık yok, örtme yok, geciktirme yok.”
ASIL HAMLE: PARA MUSLUĞUNU KAPATMAK
Dosyanın en kritik kısmı şurası:
Taşınır–taşınmaz tüm malvarlıkları,
şirket ve ortaklık payları,
banka hesapları,
kripto varlıklar…
tamamına el konuldu.
Bu cümle, operasyonun ruhunu anlatır.
Çünkü uyuşturucu örgütleri:
• Adam kaybeder, yerine yenisini koyar
• Gemi kaybeder, yenisini kiralar
• Ama para akışını kaybederse çöker
Bu dosyada ilk kez:
“Önce para” denmiş.
MÜRETTEBAT DETAYI: SESSİZ TANIKLAR
Gemi mürettebatının
İspanya’da tutuklu olması kritik.
Çünkü mürettebat:
• Organizasyonun vitrini değildir
• Ama lojistiğin canlı tanıklarıdır
Bu tür dosyalarda genellikle:
• Kim kiminle konuştu?
• Talimat nereden geldi?
• Yükleme emri kimden çıktı?
sorularının cevabı güvertedeki adamlarda saklıdır.
Asıl itiraflar çoğu zaman baronlardan değil,
halat tutan ellerden gelir.
Operasyon Atlantik`te yapıldı..
Çünkü Atlantik:
• Son yıllarda Türkiye bağlantılı dosyalarda sık sık geçiyor
• Doğu Akdeniz sıkılaştıkça suç rotası batıya kayıyor
• Deniz ticareti, kara yollarından daha az görünür
Devlet bu kez şunu yaptı:
Rotayı değil, rotayı kullanan aklı hedef aldı.
Bu operasyon:
• “Uyuşturucu yakalandı” haberi değildir
• “Bir gemi durduruldu” hikâyesi hiç değildir
Bu, küresel suç ekonomisine “haritanın her yerindeyim” mesajıdır.
///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
BUZ DEĞİL, HÂKİMİYET ERİYOR
Trump “Grönland” dedi, dünya güldü.
Kimisi espri sandı, kimisi yaşlılık emaresi.
Oysa Trump gülmüyordu. Haritaya bakıyordu.
Çünkü Grönland, Google Maps’te küçük;
jeopolitiğin kasasında ise altın külçesi.
Buz eriyor,
ama eriyen şey sadece buz değil:
küresel dengeler.
DANİMARKA NEDEN SESİNİ KISIP KONUŞTU?
Danimarka “satmayız” dedi.
Ama öyle bir dedi ki…
Sanki “satmayız ama anahtarı da çok sallamayın” tonundaydı.
Çünkü gerçek şu:
• Grönland Danimarka’nın ama savunması ABD’nin
• Bayrak Kopenhag’ın ama radar Washington’un
• Söz Danimarka’nın ama son cümle Atlantik’ten geliyor
Yani Danimarka ev sahibi gibi duruyor ama
evin alarm sistemi ABD’ye bağlı.
NATO BU İŞİN NERESİNDE?
NATO resmen susuyor.
Ama askerî haritalar bağıra bağıra konuşuyor.
Grönland:
• Rusya’ya karşı kuzeyden bakılan dürbün
• Füze erken uyarı hattı
• Çin’e “buraya kadar” denilen çizgi
Avrupa ülkeleri 3 asker, 5 asker gönderiyor.
Bu savunma mı?
Hayır.
Bu, “biz de geldik” fotoğrafı.
Kutup savunması Instagram story’siyle olmaz ama
Avrupa onu deniyor.
ÇİN KORKUSU: ASIL TELAŞ BURADA
Çin Grönland’a madenle geliyor,
limanla geliyor,
altyapıyla geliyor.
ABD ise diyor ki:
“Sen buraya yatırım diyorsun ama ben işgali tanırım.”
Çin için Grönland:
Kutup İpek Yolu
ABD için Grönland:
“Burayı verirsek Pasifik’i de kapatırız” korkusu
Trump’ın sabrı burada taşıyor.
Çünkü Çin’in bayrağı Arktik’te dalgalanırsa
Washington’da kimse sakin kalamaz.
TÜRKİYE BU TABLOYU NASIL OKUMALI?
Türkiye bu filmi “uzaktan izleyici” koltuğunda seyredemez.
Çünkü:
• Yeni ticaret yolları Güney’i baypas ediyor
• Süveyş’in stratejik önemi tartışmaya açılıyor
• Kuzey, dünyanın yeni kavşak noktası oluyor
Türkiye hâlâ sadece sıcak denizlere bakarsa
soğuk gerçekler bir gün kapıya dayanır.
Gereken şey net:
• Arktik’i izleyen bir strateji masası
• Enerji ve maden diplomasisinde Kutup başlığı
• NATO’da sadece askerle değil, akıl ve ekonomiyle var olmak
Yoksa harita değişir,
biz yine “sonradan duyanlar” kulübüne yazılırız.
/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
TRUMP’IN İRAN HAMLESİ
NE OLDU DA OPERASYONU İPTAL ETTİ?
Değerli dostlar.. Gelin sizlerle önce şu zemini bir çizelim..
2025 sonlarında İran’da ekonomik çöküş sonrası başlayan protestolar, rejimin sert baskısıyla ülke çapına yayıldı. Binlerce gösterici öldü; idam kararları gündeme geldi.
Trump, protestoculara açık destek verip askerî müdahale tehdidini masaya koydu.
Ancak bu plan tam geçiş aşamasındayken bir anda durdu..
Trump’ın kararındaki en görünür kırılma noktası:
İran’ın, protestoculara verilen 800’den fazla idam kararını iptal ettiği haberiydi.
Trump bu gelişmeyi şöyle duyurdu:
“İran’ın planlanan idamları iptal etmesine büyük saygı duyuyorum” dedi..
Hatta İran yönetimine “teşekkür” etti.
Bu, dış politikada pek rastlanmayan bir durumdur:
Bir ABD Başkanı, karşı tarafı “teşekkür” ile ödüllendirmez..
ASKERİ OPERASYON NEDEN GERİLENDİ?
Beyaz Saray’dan Trump’ın açıklaması birkaç çarpıcı madde içeriyor:
• İran’dan “infaz ve katliamların durduğu” bilgisi alındı.
• Bu bilgi, Trump’ı askerî saldırıdan vazgeçirdi.
• Trump, kararın tamamen kendi iradesiyle alındığını söyledi:
“Beni kimse ikna etmedi, kendimi ikna ettim.”
Bu söz diplomasi literatürüne girer mi bilinmez; ama kesin olan şu:
Trump, kamuoyu önünde askerî müdahaleyi “kendi kanıtladığı bir barış hamlesi” olarak sundu.
Burada operasyon iptali değil
algı yönetimi hegemonya sahnesi var.
BÖLGESEL DENGELER VE SAHADAKİ GERÇEKLER
Trump’ın karar sürecini sadece İran’ın adımlarıyla açıklamak eksik olur. Aşağıdaki faktörler de etkili:
1) Müttefik Uyarıları ve Bölgesel İstikrar Kaygısı
Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve diğer bölge aktörleri, askeri müdahalenin Bölge’yi alevlendireceği uyarısında bulundu.
Petrol fiyatları zaten protestolarla yükselmişken, bir savaş tehdidi daha çok ekonomik şok yaratabilirdi.
2) ABD ordusu ve risk analizi
Trump yönetimi, 30.000’den fazla Amerikan askerinin bölgede olduğunu hesaba kattı;
sınırlı hava saldırıları bile geniş bir çatışmayı tetikleyebilirdi.
3) İran`ın Mesajı ve devlet aklı
Tahran rejimi resmi olarak büyük infaz planlarının olmadığı iddiasında bulundu; hatta bazı idamlar gözden geçirildi.
Bu, hem Trump’a bir “neredeyse diplomasi kazanımı” sundu, hem de İran’a zorlama askeri macera riski yükledi.
ERDEM DİPLOMASİSİ Mİ?
Trump askeri seçenekleri “masada tutuyorum” demeye devam ediyor.
Ancak şu gerçeklere de göz atmak gerekiyor:
• Askerî darbe beklentisi İran’da rejimi devirecek bir etki yaratmaz.
• Hızlı ve sınırlı saldırı bile, Tahran’ın bölgesel aktörlerle misillemesine yol açabilir.
• Bir savaş, Trump’ın içerideki siyasi konumunu da risk altına sokar.
Yani mesele sadece erdem diplomasisi değil, aynı zamanda hesaplanmış risk yönetimi.
Trump’ın son hamlesi:
Bir tehdidi askıya almak değil, tehdidin koşullarına göre yeniden tanımlamaktır.
Ve unutmayalım:
Bir dış politika sadece atılan bombalarla değil, Twitter`a yazılan kelimeler ve algılarla da yönetilir..