İstanbul’da “Erzurumlular Günü” adı altında bir organizasyon düzenlendi.

Böylesi etkinlikler elbette kıymetlidir. Büyük şehirlerde yaşayan insanların memleket bağlarını canlı tutan, kültürel hafızayı koruyan ve hemşehrilik hukukunu güçlendiren yapılar, hemşehri dernekleri ve konfederasyonlarıdır.

Ben Erzurumlu değilim.

Dolayısıyla bu meseleyi bir hemşehrilik aidiyeti ya da kişisel beklenti üzerinden okumuyorum.

Bir gazeteci olarak ERKON’daki değişim sürecini tesadüfen izleme imkânı buldum. Önce sıradan bir yönetim değişikliği gibi görünen bu süreç, daha yakından bakıldığında Türkiye’deki hemşehri kuruluşlarının yaşadığı daha büyük bir sorunun küçük bir laboratuvarı gibi karşımıza çıktı.

Başta merak ettim.

Sonra anlamak için daha detaylı baktım.

Gördüğüm tablo ise şu soruyu zorunlu kıldı:

Hemşehri dernekleri ve konfederasyonları gerçekten memleketin bütün renklerini mi temsil ediyor, yoksa zamanla belli siyasi çevrelerin etki alanına mı dönüşüyor?

Yakın zamanda ERKON’da yaşanan yönetim değişikliği, birçok kişi tarafından yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmüştü. Yeni yönetimin daha kapsayıcı, daha kuşatıcı ve Erzurum’un ortak meselelerine odaklanan bir anlayış ortaya koyacağı düşünülüyordu.

Ne var ki son organizasyona bakıldığında ortaya çıkan tablo, bu beklentileri tam olarak karşılayabilmiş görünmüyor.

Şu soruları sormak gerekiyor:

Eğer ERKON bütün Erzurumluların konfederasyonuysa, neden Erzurum’un farklı siyasi görüşlerini temsil eden isimler aynı platformda yer almadı?

Neden sadece belli siyasi çevrelerin ağırlıkta olduğu bir görüntü ortaya çıktı?

Neden Erzurum’un bütün renklerini yansıtan bir fotoğraf verilemedi?

Burada mesele bir kişinin davet edilip edilmemesi değildir.

Ama bazı örnekler, meselenin ne kadar sembolik ve anlamlı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Ebubekir Elmalı, hem Erzurumlu kimliğiyle hem de Demokrat Parti Genel Başkan Danışmanı sıfatıyla bu tablonun dışında bırakılmışsa, bu sadece kişisel bir davet meselesi olarak görülemez.

Demokrat Parti, Türk siyasi hayatının köklü damarlarından biridir. Böyle bir partide görev yapan Erzurumlu bir siyasetçinin yok sayılması, ister istemez temsil anlayışına dair soru işaretleri doğurur.

Asıl mesele şudur:

Erzurum adına yapılan bir programda Erzurum’un farklı siyasi damarları gerçekten temsil ediliyor mu?

Yoksa hemşehrilik çatısı altında belli bir siyasi fotoğraf mı servis ediliyor?

Çünkü hemşehri kuruluşlarının en büyük gücü, siyasi aidiyetlerden bağımsız olarak insanları ortak bir zeminde buluşturabilmeleridir.

Bir konfederasyonun başarısı, iktidara ya da muhalefete yakın olmakla değil; farklı görüşlerden insanları aynı masada buluşturabilmesiyle ölçülür.

Bugün bu eleştiriyi ERKON üzerinden yapıyoruz.

Ancak dürüst olmak gerekirse sorun yalnızca ERKON’a özgü değildir.

Türkiye’nin birçok şehrinde faaliyet gösteren hemşehri dernekleri ve konfederasyonları zaman zaman benzer eleştirilerle karşı karşıya kalmaktadır.

Oysa memleket sevgisi siyasetin üzerindedir.

Erzurumlu olmak, Trabzonlu olmak, Karslı olmak, Diyarbakırlı olmak ya da Sivaslı olmak; herhangi bir parti kimliğinden önce gelir.

Hemşehri kuruluşları da tam olarak bu ortak paydayı temsil etmek zorundadır.

Çünkü şehirler siyasi partilerden büyüktür.

Erzurum da hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir.

Erzurum; farklı görüşlere sahip insanların ortak memleketidir.

ERKON da dahil olmak üzere bütün hemşehri kuruluşlarının asli görevi, bu ortak aidiyeti korumak ve güçlendirmektir.

Toplumun bir kısmını değil tamamını kucaklayabilen yapılar kalıcı olur.

Aksi halde hemşehri konfederasyonu olmaktan uzaklaşır, belirli çevrelerin temsil alanına dönüşür.

Beklenti basittir:

Daha fazla kapsayıcılık.

Daha fazla temsil.

Daha fazla ortak akıl.

Çünkü hemşehrilik hukukunun özü budur.