Almanya’nın muhteşem özgür basınında bir hayır kurumu ve barış güvercini olarak lanse ettiği PKK, geçtiğimiz günlerde Almanya ile arasındaki  barışı bozarak bir terör örgütü olduğunu şaşkın Almanlara hatırlattı…

Evet, ilk etapta camilere saldırdı PKK, son 4 günde 3 camiyi yaktılar, Almanya’da yaşayan gurbetçilerin alın teriyle ve boğazlarından artırdıkları ile yaptırdığı camilere saldırdılar, ama iki gün önce Apocu gençler imzası ile yayınlanan bildiride, bundan böyle Alman iktidar partilerini ve polis merkezlerine de eylemler gerçekleştireceklerini belirttiler.

Afrin düşerse, sözde özgür Kürdistan hayallerinin en az yüzyıllığına suya düşeceğini belirttikleri bildirinin devamında, Avrupa’nın şehirlerinde taş üstünde taş bırakmayacakları tehdidinde bulunuyorlar… Özellikle bu hafta büyük eylemler için çağrıda bulunuyorlar.

Alman medyası şaşkınlığından olacak ki, piyasada fır dönen bu savaş ilanını görmezden gelmekle kalmadı, yanan camileri de gazetelerinin en dip köşelerinde kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edilmiş binalar olarak gördü. Oysa söz konusu örgüt, ben yaptım diyerek bir de DAEŞ’vari bir yöntemle eylemlerin videosunu da yüklemişti web sitesine.

Emin olun, eğer yanan binalar cami değil de kilise veya havra olsaydı, en az 1 ay manşetlerden düşmezdi…

Yanan cami olunca yakan da kol kanat gerdikleri kendi barış güvercinleri olunca, Alman basını için tek seçenek kafayı kuma gömmek oluyormuş demek ki…

Şaşkınlıkları da normal hani Hans’ların, yahu daha ne yapsaydılar PKK’nın gönlüne girmek için?

Onları kollayacağım diye koskoca Türkiye ile ilişkileri dondurma seviyesine getirmemişlerdi?

Onlara çanak tutacağım diye, ülkelerinin en zor zamanında Anadolu’dan Almanya’ya göç etmiş ve Almanya’nın kalkınmasındaki en büyük payelerden birine sahip 4 milyonluk Türk toplumunu ezip geçmemişler miydi?

Onların gönlü hoş olsun diye, Almanya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Köln’de bir PKK mitinginde dev ekrandan Kandil’e canlı bağlantı kurup, elebaşı Murat Karayılan’ın kendilerine hitap etmesini sağlamamışlardı?

Yıllardır Almanya’nın sokaklarını terör örgütünün emrine verip, her mitinglerine polis eskortu sağlamamışlar mıydı?

HDP’nin Türkiye’de aranan milletvekillerini, meclislerinin başköşelerinde ağırlamıyorlar mı?

PKK’nın en büyük finans kaynağının Almanya olmasına göz yummamışlar mıydı?

Ben iddia etmiyorum bunu, Alman anayasayı koruma Derneği yıllık raporunda itiraf ediyor bunu!

NATO müttefikleri olan Türkiye’nin talep ettiği 4000’den fazla teröristten bir tanesini dahi teslim etmiş miydi?

Bırakın Almanya’da savunmayı, Alman milletvekilleri PKK’nın çıkarlarını savunmak için defalarca Diyarbakır’a, Cizre’ye, Şırnak’a kadar gitmemiş miydi?

PKK’dan bahsederken terör örgütü yerine Kürt İşçi Partisi diyerek, bir canavara minnoş muamelesi yapmamışlar mıydı?

Daha ne yapsaydı Hans? Daha ne yapsaydı Angela? Şaşkınlıkları normal…

Bizim terör tecrübemize sahip olmadıkları için normal bu oyunlara gelmeleri.

Biz on yıllar süren bir süreçte öğrendik, teröristle masaya oturulmaması gerektiğini, Teröriste güven olmayacağını, bu tarz örgütlerin vefa, minnet gibi en basit beşeri duygulara yabancı olduğunu…

Avrupa Parlamentosu’nun önüne PKK propaganda çadırı kurduğunda, Cumhurbaşkanımız bundan iki yıl önce bu gerçeği onların yüzüne vurmuştu:

Terör örgütlerine doğrudan veya dolaylı kucak açan ülkelere sesleniyorum. Koynunuzda yılan besliyorsunuz. Beslediğiniz o yılan her an sizi de sokabilir. Türkiye’de patlayan bombaları, televizyon ekranlarından seyretmek size bir şey ifade ediyor olmayabilir. Aynı bombalar sizin şehirlerinizde patlamaya başladığında, bizim ne hissettiğimizi mutlaka anlayacaksınız ama o zaman her şey için çok geç olacak. Kendi ülkenizi hedef aldığında asla tahammül edemeyeceğiniz faaliyetleri, sırf Türkiye’ye yönelik olduğu için desteklemekten vazgeçin.

Koynunda yılan besleyen, o yılanın kendisini soktuğuna şaşırıyorsa, sokulmayı hak ediyor demektir…

Geçmiş olsun Deutschland!