Siyasete kurşun gibi düşen iki etkin pişmanlık ifadesi var… aşağıda Uşak meselesine ayrıntısıyla gireceğiz.. Ama önce Antalya…
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek’in savcılığa etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiğinin ortaya çıkması, Ankara’da yeni bir korku dalgası başlattı. Çünkü artık mesele sadece Antalya değil. Mesele, konuşmaya başlayan bir zincirin nereye kadar uzanacağıdır.

Siyasetin doğasında sadakat vardır ama kriz anlarında herkes önce kendini kurtarmaya bakar. Hele ortada rüşvet soruşturması, ihale ilişkileri, belediye iştirakleri, iş insanlarıyla kurulan bağlantılar ve milyonların döndüğü iddialar varsa… İşte o zaman dostluklar çözülür, telefonlar susar, koridorlar sessizleşir. Şimdi CHP içinde yaşanan tam olarak budur. Çünkü kimse Mustafa Gökhan Böcek’in savcılığa ne anlattığını bilmiyor. Ve bilinmezlik, siyasette çoğu zaman suçlamanın kendisinden daha büyük bir korku üretir.

Bugün CHP yönetiminin en büyük problemi yalnızca hukuki değildir. Aynı zamanda psikolojiktir. Çünkü son dönemde peş peşe gelen belediye soruşturmaları parti içinde görünmeyen bir güvensizlik iklimi oluşturdu. Herkes birbirine aynı gözle bakıyor: “Acaba konuşur mu?” Şimdi bu korkuya yeni bir halka eklendi. Antalya dosyası…

Bir belediye dosyasında etkin pişmanlık başladıysa artık süreç yalnızca bireysel savunma olmaktan çıkar. Dosya genişler. İsimler çoğalır. Para trafiği incelenir. İhale bağlantıları açılır. Telefon kayıtları, ilişkiler ağı, belediye iştirakleri ve aracılar tek tek masaya yatırılır. Türkiye daha önce bunun örneklerini gördü. Susurluk’tan 17-25 Aralık sürecine kadar birçok olayda ilk kırılma, içeriden birilerinin konuşmasıyla başladı. Çünkü sistemler dışarıdan gelen baskıyla değil, içeriden başlayan çözülmeyle sarsılır.

CHP uzun süredir “temiz belediyecilik” söylemi üzerinden siyaset kurmaya çalışıyordu. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, parti açısından en büyük tehdidin artık muhalefetten ya da iktidardan değil, kendi içinden geldiğini gösteriyor. Çünkü soruşturmalarda en tehlikeli an, dosyanın teknik aşaması değil, insanların “anlatmaya” başladığı andır.

Şimdi Ankara kulislerinde herkes aynı soruyu soruyor: Mustafa Gökhan Böcek sadece kendi çevresini mi anlatıyor, yoksa daha büyük bir yapının kapısını mı aralıyor? Kimlerin adı geçecek? Hangi ilişkiler ortaya saçılacak? Antalya’dan başlayan bu dalga başka belediyelere sıçrayacak mı?

Siyaset bazen sandıkta kaybetmez. Siyaset bazen kendi içinden gelen itiraflarla çöker. CHP’nin bugün yaşadığı korku tam da budur. Çünkü içeriden konuşan biri varsa, artık hiçbir koridor tamamen güvenli değildir.
//////////////////

BORNOZLU BAŞKAN KİMİ YAKACAK?

Gelelim Uşak’a…

Ankara’da bugün konuşulan şey şudur: Özkan Yalım sadece kendi dönemini mi anlatacak, yoksa belediye-siyaset-finans ilişkilerinin perde arkasını mı açacak? Kimlerin adı geçecek? Hangi ihaleler masaya yatırılacak? Hangi iş insanları, hangi belediye bağlantıları, hangi siyasi temaslar dosyaya girecek? İşte CHP yönetimini asıl tedirgin eden mesele budur. Çünkü bugüne kadar “yerel başarı hikâyesi” diye parlatılan bazı belediyelerin arka planında şimdi bambaşka tabloların ortaya çıkmasından korkuluyor.

CHP’nin bugün yaşadığı en büyük krizlerden biri de budur: Parti yönetimi kamuoyu önünde “siyasi operasyon” söylemine sarılırken, kulislerde herkes birbirinin gözünün içine bakıyor. Çünkü hiç kimse Özkan Yalım’ın savcılığa hangi isimleri verdiğini bilmiyor. Ve siyasette bilinmezlik, çoğu zaman suçlamanın kendisinden daha büyük bir korku üretir.

Özellikle son dönemde CHP’li belediyeler etrafında ortaya çıkan rüşvet, imar, ihale ve usulsüzlük iddiaları düşünüldüğünde, Uşak dosyasının başka belediyelere sıçrama ihtimali artık daha yüksek sesle konuşuluyor. Çünkü soruşturmalarda bir isim çözülmeye başladığında, sistemin geri kalanı da görünür hale gelir. Bu yüzden bugün CHP’de yaşanan şey yalnızca bir hukuk paniği değildir. Aynı zamanda bir “kim kimi ele verecek” krizidir.

Siyasetin en sert gerçeği şudur: Herkes susarken güçlü görünür. Ama biri konuşmaya başladığında bütün dengeler değişir. Şimdi Ankara’nın beklediği şey de tam olarak budur. Özkan Yalım konuşursa, yalnızca Uşak değil, CHP’nin uzun süredir özenle kurduğu “temiz belediyecilik” vitrini de ağır bir sarsıntı yaşayabilir.