Neymiş efendim!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas çıkışı stratejik olarak hataymış.
“Hamas terör örgütü değildir” tespiti siyasi olarak bize karşı koz olarak kullanılırmış.
A be gezi zekâlı kardeşim.
Zaten yıllardır bu kozu kullanmıyorlar mı?
Daha dün Kurtuluş Savaşı verirken kurduğun bölgesel milis kuvvetlere de bu işgalci zihniyet, soykırımcı zevat terörist demiyor muydu?
Yıllardır senin terörist dediklerine “stratejik ortak” olarak silah ve mühimmat vermiyorlar mı, eğitim üstüne eğitime tabi tutmuyorlar mı, kol kanat germiyorlar mı?
Afganistan’da El Kaide, Irak’ta DAEŞ, Suriye’de YPG, Türkiye’de PKK, Afrika’da Boko Haram… Tabela ve isimleri farklı ama hepsi aynı merkezde kurulan ve aynı merkezden yönetilen terör örgütleri değil mi?
Acımasızca yürüttükleri vekalet savaşlarında bu kitleleri en ön saflarda cepheye sürmüyorlar mı?
Ne zaman uyanacaksın!
Büyük mütefekkir, gönül dünyamızın mümtaz rehberlerinden Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin şu sözleri karanlık dünyamızda bize ışık olmalı:
“Hiçbir amelime güvenmiyorum. Lakin Allah’ın düşmanlarına düşmanlığım var!”
Çin işkencesi altında inim inim inleyen, kapalı kapılar arkasında sistematik bir soykırıma maruz kalan Uygurların meşhur bir atasözü, “Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır!” der.
Doğu Türkistan’ın ezeli ve ebedi sahiplerine, ata yurdun öksüz çocuklarına bin selam!
Yaşasın özgür Doğu Türkistan!
Var olsun bağımsız Doğu Türkistan!
Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Myanmar’da, Somali’de, Libya’da… Dünyanın hemen her köşesinde mazlumlar “terörist” diye damgalanıyor, savunmasız kadın ve çocukların kanı akıtılıyor, canı alınıyor. İnsanlar diri diri gömülüyor.
Bu kandırmacaya, sınırsız zulme daha ne kadar göz yumacaksın!
El Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, kulaklarımıza küpe olacak şu gerçeği haykırıyor:
"Gök kubbenin sahibi, Demir Kubbe’nin sahibinden daha kudretlidir!"
Müslüman öz güveni!
Biz uzay çağının Müslümanları Allah’a inanıyoruz elbet; ancak “güven” konusunda sıkıntılarımız var!
Ne zaman tam anlamıyla güveneceksin!
Siyonist İsrail’in Filistin topraklarında, Gazze’de giriştiği soykırım ve devamında yaşananlar bize neyi öğretti?
En başta kenetlenmeyi, bir olmayı, birlikte hareket edebilmeyi tabii ki.
Ortak duruş sergilemeyi.
Çok çalışmayı.
Kendi insanımızı yetiştirmeyi.
Kendimiz gibi yaşamayı.
Kendimiz olmayı!
Kendimiz olmaya mecburuz…
Peki.
Kendimiz olabilmek için ne yapmalıyız?
Çözüm belli!
Kaybettiğini bulabilmenin yolu, aynı izleri takip ederek geriye doğru aramaya başlamaktan geçer.
Çözüm net!
Aradığını bulmak ve başarıya ulaşmak için kararlı olmak şarttır!
İlk önce kalıpçı, kopyacı, ezberci, bize ait olmayan harçla temelleri atılan eğitim sistemini acilen gözden geçirmeliyiz.
Yeni, sil baştan kalıcı bir eğitim sistemi inşa etmeliyiz.
Akılla bezenmiş, vicdanla donatılmış, adalet terazisinde tartılmış, bilgiyi özleyen, sevgi ve saygıyı önceleyen, coğrafyasına aşık, tarihiyle barışık, ilahi dengeyle mayalanmış bir eğitim sistemine mecburuz.
Sonrasında ise plan dâhilinde altı doldurulmuş bu eğitim sistemini hayatın tüm safhalarında pratiğe dökmeliyiz.
Evde, okulda, ofiste, fabrikada, yolculukta, lokantada, sinemada, tiyatroda, bankada, dizide, medyada, oyunda, eğlencede, ibadette, hastanede, postanede, pastanede, bürokraside, siyasette, sokakta, direksiyonda, barışta, savaşta…
Her yerde.
Eksiksiz olarak, bir ayağı bile aksatılmadan…
Eksik kalan tarafı, siyonizmin zehirli “karma”larıyla dolduruyorlar çünkü!