Etsiz çiğ köfte diyarı olarak anılan ama etlisinin de çok şahane yapıldığı Adıyaman’a ait aslında anlatılacak çok şey var. Bu yazımda elimden geldiğince Adıyaman’ın gastronomisine ışık tutacak bu lezzet etkinliğinden, kısa da olsa mutfağından, yemeklerinden ve biraz da tarihinden bahsetmeye çalışacağım.
Uluslararası Nemrut Gastronomi Buluşmaları
“Uluslararası Nemrut Gastronomi Buluşmaları” kapsamında Adıyaman‘da özellikle Nemrut Dağı Karadut Köyü ve Kahta Kalesi’nde düzenlenen lezzet etkinlikleri çok başarılı geçti. Adıyamanlı değerli dostum Abdurrahman Cüneyt Fidancı Bey’in daveti üzerine Diriliş Postası Gazetesi yazarı olarak gittiğim bu geziden epey bir keyif ve lezzet alarak döndüm diyebilirim. BM örgütü UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi'nde olan Nemrut Dağı’nın ismi konularak düzenlenen festivalde, Adıyaman'ın birçok lezzetini tatma imkânı elde ettim. Etkinlik için kente gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, Nemrut Dağı'na çıkarak güneşin doğuşu ve batışına tanıklık etti. Cendere Köprüsü karşılama alanında Elvan Özkavruk ve Jovita Sakalauskaite'nin "Commagene Table" Sergisi ve Adıyaman Kahta doğumlu güzide sanatçımız Zara’nın konserinden de katılımcılar oldukça memnun kaldı. Cendere Köprüsü altında düzenlenen konsere yaklaşık 25.000 kişi katıldı.
Adıyaman gastronomi için atağa geçti
Uluslararası Nemrut Gastronomi Buluşmaları, Adıyaman Valiliği, Kâhta Kaymakamlığı, İpekyolu Kalkınma Ajansı ve Oses Çiğköfte firmasının işbirliğiyle gerçekleşti. Özellikle gezimiz sırasında yanımızda olan AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Fatih Toprak, bizzat çiğköfte yoğrulmasına da eşlik ederek etkinliğe katılıp hünerlerini sergileyen şeflere teşekkür etti. Neredeyse hiç yanımızdan ayrılmayan Kâhta Kaymakamı Selami Özata ise kültürlerin buluşmasına ev sahipliği yaptıklarını ifade ederek Adıyaman'ın tarihi, kültürü ve turizmiyle dikkat çektiğini söyledi. İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz da bölgedeki turizm potansiyelinin ancak 'Mezopotamya' markasıyla tüm dünyaya tanıtılabileceğini ifade etti. Ayrıca Güneydoğu Aşçılar ve Pastacılar Federasyonu (GUDAPAFED) başkanı, Adıyaman’da hem restoranı hem de çiğ köfte dükkânları olan Mehmet Sait Önder Usta da bizzat yoğurduğu çiğ köfte ve yaptığı yemeklerle büyük bir emek sergiledi. Özellikle Kâhta kalesinde yapılan yemekler de hep Sait Usta’nın o maharetli ellerinden çıktı.
Adıyaman ve çiğ köfte
Çiğ köfteyi, Şanlıurfa, Adıyaman ve Gaziantep gibi birçok ilimiz sahiplenirken resmi olarak etli çiğ köfte coğrafi işaret tescilini Şanlıurfa elinde bulunduruyor. Ama Türkiye genelinde en çok satışı yapılan etsiz çiğ köfte coğrafi işaret tescilinin de Adıyaman’a ait olduğunu mutlaka belirtmeliyim. Aslında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin genel ve yerel bir lezzeti olan çiğ köfte, son yıllarda özellikle Adıyamanlıların açtığı binlerce satış noktası ile en çok franchising verilen bir sektör haline geldi. Daha da ötesi geleneksel bir lezzet olmakla beraber ekonomik açıdan da endüstriyel bir ürün oldu. Adıyaman’da geleneksel “Harfane” gecelerinde lezzetine doyum olmayan çiğ köfte halen elle yoğrularak misafirlere sunuluyor. Biz de Adıyaman’da Keleş Konağı’nda bir Harfane Gecesi’ ne katıldık. Sağolsun ustalar, yöreye özgü şarkı ve türküler eşliğinde gözümüzün önünde çiğköfteyi yoğurup ikram ettiler, gerçekten çok nefisti.
Festivale Oses Çiğ Köfte’den destek
Çiğköfte sektöründe uluslararası boyuta ulaşan hacmiyle Türk gastronomisine destek veren ve ‘Nemrut Gastronomi Buluşmaları’ programının organize edilmesinde ciddi bir katkısı olan Adıyamanlı Oses Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yaşar’ı da unutmamak gerekiyor. Türkiye genelinde çiğköftenin Türk halkına sevdirilmesinde de önemli bir payı olan Osman Yaşar, festivalde Nemrut ve çevresinde pek çok uygarlığa ait farklı dönemlerden gelen mutfak kültürünün yaşandığını, gastronomi alanında Adıyaman’ın başta çiğ köfte olmak üzere birçok lezzetinin ülke dışına taşındığını, buna öncülük ettikleri için de gurur duyduklarını anlattı. Osman Yaşar, etkinlikte misafirlere kendi eliyle de çiğköfte yoğurup ikram etti.
Yerli yabancı birçok şef katıldı
2 gün süren bu etkinliğe Türkiye, Lübnan, İran ve İtalya'dan alanında uzman birçok şef de katılarak kendi yörelerine ait yemekler sundular. Özellikle yurtdışından gelen şeflerden Lübnanlı Barbara Massaad, Osmanlı'dan kendilerine kalan tarihi ve kültürel mirasa değinerek, damak tadı ve gastronomi alanında ortak tatlarının halen devam ettiğini belirtti. İranlı Parisa Kalantari, İtalyalı Michelangelo de Lauretis ve Massimiliano Catena yaptıkları lezzetlerle etkinliğe gelenlerin damaklarını bayram ettirdiler. Ayrıca ülkemizin önemli şeflerinden Ahmet Güzelyağdöken’ın yaptığı lezzet atölyeleri ise çok renkliydi.
Adıyaman mutfağı
Adıyaman'ın tescilli etsiz çiğ köftesi herkes tarafından bilinse de "kavurmalı hıtap", "Adıyaman tavası" ve "meyir çorbası" gibi sayısızca yemeklerin de yöre mutfağında önemli bir yer tuttuğunu belirtmem lazım. Adıyaman mutfağı, yakın illerle benzeşse de gerek yemeklerin adı ve gerekse de yapılış şekli ve tadı bakımından kendine has zengin bir yapıya sahiptir. Mutfak et, buğday, bakliyat ve sebze üzerine kuruludur. Yemeklerde genellikle baharat kullanılır. Bölgenin özelliklerini taşıyan bu mutfakta yemeklerin kendine özgü bir damak tadı vardır. Özellikle Kâhta Kalesinde yapılan yöresel yemekler tek kelimeyle muhteşemdi. Burada Adıyaman tavası, meyir çorbası, mercimek köftesi, pirpirim cacığı, sarımsaklı pilav, kavurmalı hitap, Yarpuzlu köfte gibi Adıyaman'a özgü lezzetler hazırlanmıştı. Kalede ayrıca peksimet, peynir helvası, Adıyaman keçi yoğurdu ve yöreye özgü acı dolmalık biberin de tanıtımı yapıldı. Adıyamanlı maharetli kadınların kale içinde yöresel bir lezzet olan kavurmalı hitap yaparak sıcak sıcak, yanında yine yöresel ayran ile ikram etmeleri, bana binlerce yıllık kale içinde enfes bir gastronomi tadım deneyimi yaşattı.
Adıyaman’a ait kültürel ve tarihi değerler
Adıyaman ili sınırlarında 2 bin150 metre yüksekliğinde olan Nemrut Dağı, 1987'de UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan ediliyor. 1988 yılında ise “Nemrut Dağı Millî Parkı” ile koruma altına alınıyor. Dağ, eski çağlarda "Kommagene" olarak bilinen, bu alanda bulunan arkeolojik kalıntılara da ev sahipliği yapmaktadır. Bölgede bulunan Arsemia Antik Kenti ise, MÖ 3. yüzyılda Kommagene soyundan gelen Arsames tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Antiochos Tümülüs’ü, buradaki dev heykeller, Eskikale, Yenikale ve Karakuş Tepe millî park içinde kalan Adıyaman’a ait kültürel değerlerdir. 2.000 yıla yakın tarihi olan Cendere Köprüsü de restorasyonu yapılarak hayatiyetini halen sürdürmektedir. Köprünün altından akan Cendere çayına da paçaları sıyırıp biraz yürüme imkanı elde ettik ama gerçekten de çok rahatladık ve günün yorgunluğunu attık diyebilirim.
Kebapçı Beko
Organizasyon ekibinden arkadaşlar seyahatimizde bizi Adıyaman merkezde 1957’de kurulan Kebapçı Beko’ya götürdüler. Önce tabak altı denilen bir lahmacun masaya geldi. Lezzetine bayıldım desem mübalağa etmiş olmam sanırım. %80-20 oranında kuzu-dana karışımı olan harcı, zırhta çekilmiş ve sadece tuz karabiber ile tatlandırılmış. Ardından yan yana dizilmiş 4 parçadan oluşan Adıyaman kebabı da en az lahmacun kadar çok nefisti. 3 nesildir hayatına devam eden mekânın sahibi ve ustası olan Abdurrahman Karoğlu ile fazla bir sohbet imkânım olmadı ama bir kez daha Adıyaman’a yolum düşerse mutlaka uğrayacağım bir leziz mekan olarak kayıtlara geçtim. Her şey çok taze ve lezzetli mutlaka gitmenizi öneriyorum.