Dünya düzeni değişiyor.
Bu artık bir tez değil, bir gerçek.
Küresel sistem çatırdıyor, müesses nizam çözülüyor. Yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor, bölgesel aktörler daha agresif, büyük güçler daha pervasız. Her an bir kriz, her an bir çatışma ihtimali var. Türkiye ise bu tablonun tam ortasında, dünyanın en kırılgan coğrafyasında ayakta kalmaya çalışıyor. Diplomasi, güvenlik ve devlet aklı hiç olmadığı kadar hayati.
Böylesi bir dönemde ana muhalefetin dış politikaya yaklaşımı ne olmalı?
Soğukkanlı, rasyonel, milli çıkarları önceleyen…
Ama karşımıza çıkan tablo tam tersi.
Özgür Özel’in son günlerdeki çıkışları, milli duyarlılıktan kopuk, stratejik akıldan uzak ve son derece savruk. Haftaya “diyalog” çağrısıyla başlayıp, tehditle kapatabiliyor.
Öyle ki bazı cümleleri duyduğumda insanın aklına şu soru geliyor:
Bu metni CHP mi yazdı, yoksa Mossad mı servis etti?
Haftanın başında “diyalog” diyen bir genel başkan, haftanın sonunda Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasına ilişkin bir fotoğraf paylaşıyor ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na dönüp şu mesajı veriyor:
“Bu fotoğrafa iyi bak Erdoğan.”
Bu cümlenin diplomatik, siyasi ya da ahlaki bir karşılığı yok.
Bu ne demek?
“Aynı akıbet seni de bekliyor” demek.
“Seni de ABD’ye teslim ederiz” demek.
Ana muhalefet liderinin, küresel bir hukuk ihlalini alıp kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı’na karşı tehdit diline dönüştürmesi, siyaseten de zihniyet olarak da vahim bir tabloyu ortaya koyuyor.
Bu, muhalefet değildir.
Bu, devlet aklından kopuştur.
Yıllardır Batı’ya dönüp “Erdoğan’a müdahale edin” çağrısı yapan bir siyasi çizginin, ABD’nin başka bir ülkenin başkanını kaçırmasını örnek göstererek iç politikada mesaj üretmesi aslında şaşırtıcı değil. Bu zihniyetin üretebileceği fikir tam olarak budur.
Ama işin daha çarpıcı tarafı şudur:
Özgür Özel bu paylaşımı yaparken, sosyal medyada en sert muhalif isimler bile şu refleksi gösterdi:
“Erdoğan’ı bırak, bu ülkeden bir toplu iğne bile teslim etmeyiz.”
Yani Özgür Özel, kendi tabanının bile gerisinde kaldı.
Bu tablo bize çok net üç şey söylüyor:
Birincisi;
Özgür Özel ile CHP tabanı arasında ciddi bir kopukluk var.
İkincisi;
Özgür Özel’in iletişim ekibi, toplumu okuma ve ülkenin hassasiyetlerini anlama konusunda ciddi bir yetersizlik sergiliyor.
Üçüncüsü ve en önemlisi;
CHP Genel Başkanlığı makamı, Özgür Özel’e büyük geliyor.
Dış politika; sloganla, öfkeyle, fotoğraf üzerinden tehdit ima ederek yapılmaz. Hele dünyanın bu kadar kırılgan olduğu bir dönemde, ana muhalefetin görevi devleti zayıflatacak cümleler kurmak değil, devleti güçlendirecek bir dil üretmektir.
Ama görünen o ki Özgür Özel, bu ayrımı yapabilecek siyasi olgunluğa henüz sahip değil.
Bu da bizi şu noktaya getiriyor:
CHP’nin sorunu, devlet ciddiyetiyle kurulamayan bir muhalefet dili.
Ve bu dil, Türkiye gibi bir ülkede sadece yanlış değil; tehlikelidir
Dış politikada ana muhalefet sorunu!
Talha Keleş
Yorumlar
Trend Haberler
GİSİAD’dan sert tepki: "Milletlerin iradesi pazarlık konusu değildir"
Mehmet Akif Ersoy'un "etkin pişmanlık" ifadesi ortaya çıktı
Genel müdür hırsızlık koduyla gönderildi
5 lira için akrabasını öldürdü
Öğretmenler zamlı maaşı beğenmedi
Süper güç Türkiye’yi inşa etmeliyiz
En düşük emekli aylığı için toplantı
TÜİK enflasyon verilerini açıkladı: Ocak 2026 kira artış oranı belli oldu
Büyük ekol operasyonu
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'na saldırı girişimi