İzmir denilince pek çok kişinin aklına dinle diyanetle pek alakası olmayanların, ortalama Anadolu insanından farklı olanların yaşadığı; geleneksel Türk âdet, gelenek ve göreneklerinin yaşanmadığı şehir geliyor. Bundan dolayı da insanlarımızın bir kısmı “Gâvur İzmir” nitelemesinde bulunuyor. Baştan söyleyeyim de linçe uğramayayım: Ben bu tabirden rahatsızım, böyle bir nitelendirmeye şiddetle karşıyım. Çünkü şehirler, köyler, kasabalar gâvur olmaz; orada yaşayan bir Müslüman varsa bile orayı böyle isimlendirmek hakka girmektir. Ancak bazen öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki “Bir Müslüman, bunları nasıl yapar?” diyoruz. Bunların hep İzmir’den çıkması da insanlardaki ön yargıları güçlendiriyor.

15 Temmuz melun darbe girişiminde askerleri alkışlayanlar İzmir’de…

Camide salâ okuyan müezzini darp edenler İzmir’de…

Bunları daha sindirememiştik ki aynı gün (14 Ekim Pazar) karşılaştığım İzmir merkezli iki haber, bana “Bu kadar da olamaz!..” dedirttirdi.

Birincisi,

İzmir’de bir mahallede uluslararası yardım fonları ve Kızılay’ın birlikte yaptığı çalışma neticesinde tespit edilen 50 Suriyeli muhacir kardeşimizin evine yardım gidiyor. Ailelerin durumu da gerçekten perişan… Aileleri görünce yediğinizden, giydiğinizden, yaşadığınızdan utanırsınız. Neyse… Yardımlar dağıtılmak üzere kamyonet açıldığında mahalleli toplanmaya başlıyor. İçlerinde ön plana çıkan iki üç kadın, bağrış çığırışlarla oradaki mahallelileri galeyana getirmeye çalışıyor ve başlıyor beddualar saydırmaya: “Allah belanızı versin, verdiklerimiz haram, zehir zıkkım olsun; biz açız nefesimiz kokuyor, siz bunlara yardım ediyorsunuz. Kim bunları getirdiyse kim yardım ediyorsa Allah belasını versin.”

O kadar gözleri dönmüş ki Kızılay görevlilerinin ve yardım dağıtmak için orada bulunanların yaptığı hiçbir açıklamayı dinlemiyor ve provokasyona devam ediyorlar… Oradaki milleti kin, nefret ve düşmanlığa sevk etmek için iftira atmaktan, devlet büyükleri ve saygın kurumlara hakaret etmekten de geri kalmıyorlar. Üstelik bu yaptıkları çirkefliği videoya alıp sosyal medya hesaplarında paylaşacak kadar da kin, nefretle dolular ve yaptıklarını marifet olarak görüyorlar.

Bunlar nasıl insan olabilir? Bir insan oradaki ailelerin içler acısı, perişan hâllerini görüp de nasıl böyle acımasız olabilir? Bir Müslüman ( Müslümanlarsa tabii) nasıl olur da merhameti, şefkati, insanlığı bu kadar kendinden uzak tutabilir.

Yine İzmir ve yine insanı insanlığından utandıran ikinci bir olay:

Sosyal medya fenomeni (!) bir şarlatan, 100 TL karşılığında erkek çocukları öpüştürüyor. Çocuklara, erkek erkeğe öpüşürlerse 100 TL vereceğini söylüyor ve çocuklar öpüşüyor, çevredeki sapıklar da alkışlıyor. Arkasından bu şarlatan kahkaha atıp, “Laiklik kazanacak!..” diyor. Bu sapık eylem, laikliğin getirdiği kazanç yani… İşte, sizin bu millete zorla dikte ettiğiniz laiklik, laikliğinizin eseri laikler!.. Allah sizin belanızı versin ki sizin yüzünüzden biz de belaya duçar olmayalım!..

İzleyince kanım dondu, sinirden dişlerimi yedim. Toplumun ahlakını bozan, değer yargılarına savaş açan, çocukları istismar eden bu ahlaksız sapık İzmir emniyeti tarafından gözaltına alındı ve sonrasında tutuklandı hamdolsun!..

Şimdi bu yaşananlardan dolayı İzmir’e “Gâvur İzmir” diyemeyiz ama bu yapılan insanlık dışı davranışları, eylemleri de bir Müslüman yapar mı Allah aşkına!..