Özgürlük bahanesi ile dinî değerlerimize saldırı ve alenen aşağılama olaylarına her geçen gün yenilerinin eklenmesi, toplumumuzu artık endişelendiriyor. Dinî değerlerimizin hiçe sayılması, ruhumuza dokunmaya başladı. Avrupa’da Kur’an yakma olayları, Türkiye’de ise camilerde yapılan sözde şovlar artık farklı şeyler düşünmemize neden oluyor.

Ankara'da çekilen skandal fotoğrafların yankısı sürerken Malatya ilimizde de benzer bir olayın yaşanması toplumu üzmüştür. Camiye giren genç bir kızın cübbe ve sarık giyerek dans etmesinin ardından minbere çıkıp poz vermesi, dinî değerlerimizi aşağılaması, kabul edilemez bir durumdur. Nedense bu şovlar devam ediyor. Hatırlarsanız Eda Taşpınar adında bir kadın da geçenlerde bir cami mihrabında uygunsuz fotoğraflar çekerek paylaşmıştı. Nedense camileri şov mekânı hâline getirmek moda oldu. Hakkında dava açılanların akıbeti ne oldu pek bilinmiyor.   

Camiler kutsal mekânlardır. Camilerde ibadet edilir. Camiler insanların Allah’a en yakın olduğu alandır. İbadetin dışında ünlü olma arzusuyla camilerin gayriahlaki etkinliklere sahne olarak kullanılmaya çalışılması kabul edilemez.  Bu tür görüntüleri çeken ve sosyal medyada paylaşanlar, kime ve neye hizmet ediyor bilemiyoruz ama Müslüman bir ülkede yaşadıklarını unuttukları da ortada. Kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışmasın. Hiç kimse kusura bakmasın, böyle bir skandal paylaşımın ifade özgürlüğü, paylaşım özgürlüğü ile alakası yok ve olamaz da. Dinî inançlarımızı, dinî değerlerimizi alenen hiçe sayan bu tür saygısızlıklara müsaade edilmeyeceğinin bilinmesi gerekir. Bu hareketlerin tamamı ahlaksızlıktır. Ahlaksızlığın bahanesi olamaz, olmamalı da.

İkinci bir olasılık da konunun maksatlı ve provokatif bir girişim olduğudur ki bu çok daha vahim bir durumdur. Ülke olarak, bu ülkenin vatandaşları olarak çok dikkatli olmak; büyük resmi, oynanan büyük oyunu görmek durumundayız. Ülkemiz üzerinde oynanan bu oyunlar, güçlü bir Türkiye görmek istemeyenlerin ve onların piyonlarının kalkışmalarıdır. Kimi zaman modasever, kimi zaman sanatsever, kimi zaman ağaçsever, kimi zaman hayvansever, kimi zaman terörsever olarak gördüğümüz bu kişiler maalesef hiçbir zaman “vatansever” olmadılar. Dillerinden kin dökülenlere, ülke insanını ayrıştırmak ve ötekileştirmek için çaba sarf edenlere inat; birlik ve beraberliğimizi korumalı, oynanmak istenen oyunların da farkında olarak oyun bozucu olmalıyız.

Fesatçı zihniyete karşı en büyük silahımız; birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu koruyarak değerlerimize sahip çıkmak olmalıdır. Aklıselimle ve itidalle hareket ederken değerlerimize, inancımıza yapılanlara da sessiz kalmayacağımızın bilinmesini istemek hakkına sahibiz. Cumhuriyet savcıları bu konularda şikâyet beklemeden “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan” kamu davası açmalıdırlar. Halkımızın isteği ve beklentisi budur. Yoksa bu suçların önü kesilemeyecek gibi.

Vesselam…