Maalesef Türk eğitim sistemi bugüne kadar birey’i yetiştirememiştir. Bunun için insanlar kendilerini öncelikli olarak aidiyetleriyle tanımlamaktadırlar. Bir yabancıyla tanışın, karşınızdaki insanın öncelikle kendisini anlattığına şahit olursunuz. İşi, gücü, düşüncesi neyse odur. Bir Türk’le tanıştığınızda birkaç dakika sonra tuttuğu takımı, hemşericiliği, mezhebi, siyasi aidiyeti ile sizi selamlar. Bunun sebebi bundan önceki eğitim sisteminin ısrarla tek tip ideolojik insan yetiştirme gayretidir. Eski Türkiye’nin öncelikli meselesi insanların mutluluğundan çok onların toplum mühendislerince çizilmiş şekle şemaile uydurulmasıydı. Sistem devlet ve ideoloji karşısında insanı yok sayıyor ona tabi olduğu sürece varlığını kabul ediyordu. Birçok sosyal sorunun, kutuplaşmanın arkasında hala bu neden vardır. Halbuki güçlü kişilikler bulundukları aidiyete katkı sağlarlar. Kendisi olamamış insanlar ise sadece aidiyetlerini sömürürler.

Dünyada değişim karşısında bunalan bir yapı da eğitim öğretim sistemleridir. Birincil neden, artık bilgi denilen şeye ulaşabilirlik sorunu kalmamıştır. Buna karşılık bilgi hızla değişmektedir. Birçok bilgi artık yüzyıllarca yaşamamaktadır. Bir saatte ömrünü tamamlayan bilgiler vardır. Yeni bir bilgi anında eskisini geçersiz ya da yanlış kılmaktadır.

Eskiden olduğu gibi bir kitabı yıllarca öğrencilere okutma şansınız yoktur. Bununla beraber ise gelişen teknoloji karşısında öğretimin yeniden yapılandırılması gerekliliği var olan kuramları sarsmaktadır. Basitçe örnekleyecek olursak; daha önce herhangi bir sektörde usta olan kişi bu sektörde çalışarak emekli olabiliyordu. Şimdi aynı şahıs altı ay sonra çıkabilecek bir teknoloji karşısında çaresiz kalmaktadır. Yani başka bir deyişle yeniden yeniden eğitim ve öğretime alınması gerekmektedir. Onun için bütün dünya bunun üzerinde duruyor ve sistemlerini örgün öğretim sınırları dışına taşıyarak “Hayat boyu öğrenme” dediğimiz yeni bir kavrama yöneliyorlar. Bunun için ülkemizde de sürekli değişiklikler yapılıyor. Bunu dünyada olup bitenden habersiz birçok kişi, sanki sadece bizde bu değişimler oluyormuş gibi tepki veriyor. Oysa Türkiye sessiz sedasız topluma kendisini anlatamadan iki önemli değişimi gerçekleştirdi. Bunlardan birisi müfredatı değiştirerek “Yapılandırmacı eğitim” modeline geçti. Diğeri ise mesleki eğitimde “Modüler” sisteme geçildi. Kendisini teknolojiyle daha hızlı değişebilen, sektörlerin taleplerini baz alan modele dönüştürdü. Sıkıntıları sürmekle beraber bu temel değişimler yıllar içinde karşılığını verecektir.

İki ay önce bu konuda dünyanın örnek aldığı, aslında öğrenci nüfusunun bizim sadece büyük şehirlerden birine tekabül bile etmediği Finlandiyalı eğitimcilerle konuştum. Benzer sıkıntılardan söz ediyorlardı. Avrupa peş peşe gelen krizler ve yeni istihdam modelleriyle karşı karşıya kaldığı için bu sıkıntıları daha derin yaşıyor. Bunlar işin öğretim boyutu. Bir de üzerinde önemle durulması gereken eğitim boyutu vardır.

Eğitim ve öğretimde çok karıştırılan iki kavramdır. Bakanlığımızın adı “Milli Eğitim Bakanlığı”dır, “Milli Öğretim Bakanlığı” değildir. Bilgiyi ezberleme beynimizde tutma zorunluluğumuzda kalmamıştır. Verin bana bir cep telefonu, bir de internet, istediğinizi sorun. Mississipi’nin uzunluğundan, Atlas Okyanusu’nun en derin yerine kadar her şeyi size anında Google’a bakıp söyleyeyim. Artık bilgiye sahip olanın değil bilgiyi üreten ve bilgiyi kullanan, kontrol edenlerin egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Kütüphane gibi adam dediğimiz büyük ezbercilere ihtiyacımız yok. Hatta bu durum sınav dediğimiz insan seçme ve yerleştirme mekanizmasını da artık saçma hale getirmektedir. Ayakta kalacak insan soruları bilen değil, kendine güvenen, pratik zekaya sahip, bilgiyi nerede kullanacağını bilen ve onu eyleme dönüştüren insandır. Bunu ancak onunla yaşayarak ya da konuşarak test edebilirsiniz.

Bütün bu gelişmeler gün geçtikçe okul kavramını insanlığa sorgulatacaktır. Başka bir deyişle başladığımız yere, annemize ve ailemize geri dönüyoruz. Hayatın öğretmeni anneler olacaktır. Nasıl bir toplum istiyoruz sorusunun cevabı mühendislerde değil annelerde saklıdır.