Uzun bir koridora bakan kapının önünden sesleniyorlar. İçeriden kendilerine doğru ağır aksak yürüyen bir yaşlı kadın beliriyor. Karşısında iki üniformalı güvenlik görevlisini görünce yaşlı kadın tedirgin oluyor önce, kapının gerisine atıyor kendini. Kapıdaki devlet çünkü. Ne yapmalı şimdi?

–Anne, yalnız olduğunu duyduk. Sana erzak getirdik diyor, erkeklerden biri.

Kadın cevap veriyor Kürtçe: Türkçe bilmiyorum.

Devlet başlıyor konuşmaya. Ayrımcılıktan, bölücülükten, ötekileştirmeden eser yok artık dilinde. Kadın anlıyor artık devleti. Uğurlarken ardından sesleniyor, asırlardır bildiği tek diliyle: Allah devletimizi korusun!

Bu ölümcül virüsten sonra anlamadık kuşkusuz devletin merhametli elini. Fakat şaşırmıyor değiliz. Alışık değildik. Ceberut çirkin ve eli sopalı bir despot sandık biz yıllarca. Meğer vesayetçilerin elinde esir, gözü kara bir yiğitmiş. Milleti, bedenini hiç düşünmeden feda edip, azad edince zincirlerinden, dünyanın dört bir yanına şefkati, disiplini ve çalışkanlığıyla nam salan bir devlet zuhur etti.

MERHAMET DEVLETİ

Sadece 10 vatandaşı için Almanya’dan özel uçak kaldırıyor. Tunceli’nin köyünde kalp krizi geçiren 85’indeki Ali dedeyi savaş helikopteriyle hastaneye yetiştiriyor. Onun için Esma nine, torununu seven bir ana şefkatiyle seslenebiliyor Cumhurbaşkanı’na: Kuzum.

Biliyor musunuz, dünyanın süper gücü denilen ABD, yurt dışında kalmış vatandaşlarına 1300 dolarlık senet imzalattıktan sonra uçaklarına kabul ediyor şu anda.

Devlet olmanın parayla pulla mümkün olmadığını bir kez daha yaşayarak görüyoruz. Keşke millet olmanın şuuruna da aynı şekilde varabilseydik. Böylesi zor bir zamanda açık aramak, korku yaymak, moral bozmak yerine yapıcı eleştirilerle birbirimize kenetlenmemiz gerekmez mi?

Ölüm kapıya geldikten, ülken tarumar olduktan, milletin birbirine düştükten sonra iktidar olsan ne olur?

Sağlık Bakanı günü gününe son durumu açıklayıp, tedbirleri olanca açıklığıyla izah ederken, yalan haber yayıp insanları paniğe sürüklemek neden? Bir siyasi partinin TV Kanalı’nda program yapan Can Ataklı, uzaktan eğitimin ilk gününde MEB’in bu kadar kısa bir süre içerisinde üç ayrı TV kanalıyla eğitim seferberliği yapmasını takdir edecek yerde, hala neden başörtülü öğretmenlere düşmanlık besler? Ekrandan kinini boca eder?

Neden olacak, hazımsızlıktan.

Bu salgında, bir gerçek güneş gibi ortaya saçıldı. Artık ne yapsalar, bunu örtemeyecekler. Yıllardır gerici ve çağdışı olmakla itham ettikleri Diyanet, hocalar, ehl-i tarik ve ehl-i irfan, halka modern tıbbın gereklerini yerine getirmeleri çağrısını yaparken, seküler ve çağdaşlar sürekli hurafe üretiyorlar. İlaç tarifleri veriyorlar. Koca adamlar kocakarı ilaçlarını anlatan videolar çekiyorlar. Gençlerin dalga geçmek için uydurdukları sesli mesajları birbirlerine yolluyorlar. Makyajları döküldü. Boyanın altından Ortaçağ Avrupa’sının kara cahilliği sökün etti.