Altıncı His’in hafızalara kazınan bu cümlesi, artık yalnızca bir korku filminin repliği değil. Yakın gelecekte sinema salonunda gerçekten ölü insanları göreceğiz. Üstelik onları eski filmlerinde değil, ölümünden yıllar sonra çekilmiş yeni yapımlarda izleyeceğiz.

Yüzleri yaşlanmayacak, sesleri titremeyecek, repliklerini unutmayacaklar. Yönetmenin istediği kadar tekrar yapacak, sete geç kalmayacak ve yapımcıdan daha yüksek ücret talep etmeyecekler. Hayatta olmamaları dışında kusursuz oyuncular olacaklar.

George Clooney, Venedik Film Festivali’nde yapay zekânın sinema ve gazetecilik için taşıdığı tehlikelerden söz ederken kendi görüntüsünün ölümünden sonra nasıl kullanılacağını bilmediğini söyledi. Kaygısı yersiz değil. Bugün birkaç fotoğraf ve kısa bir ses kaydı artık bir insanın dijital benzerini üretmek için yeterli olabiliyor. Teknoloji biraz daha ilerlediğinde bir oyuncunun sete gelmesine, hatta hayatta olmasına bile ihtiyaç kalmayacak.

Bir gün yeni bir Baba filmi çekildiğini ve Marlon Brando’nun başrolde olduğunu düşünün. Humphrey Bogart yeni bir polisiye filmde oynayabilir. Kemal Sunal hiç okumadığı bir senaryoda yeniden Şaban olabilir. Münir Özkul’a yeni replikler söyletilebilir. Adile Naşit, ölümünden onlarca yıl sonra bir reklam filminde karşımıza çıkarılabilir.

Teknik olarak bunların önünde giderek daha az engel kalıyor. Peki ahlaki engeli kim koyacak? Bir oyuncu öldüğünde yüzü kime kalır? Çocuklarına mı, yapım şirketine mi, daha önce imzaladığı sözleşmenin küçük puntolarına mı? Mirasçılar izin verdiğinde mesele çözülmüş sayılır mı? Bir insanın görüntüsünü kullanma hakkına sahip olmak, onun adına yeni cümleler kurma hakkını da verir mi?

Kemal Sunal’ın yüzünü ailesinden izin alarak kullanabilirsiniz. Fakat onun hayattayken kabul etmeyeceği bir senaryoda oynatılmasına kim karar verecek? Bir sanatçının siyasi görüşüne, dünya anlayışına veya kişisel hassasiyetlerine bütünüyle aykırı sözleri onun sesiyle söyletmek, yalnızca görüntü hakkı meselesi olarak görülebilir mi? Burada artık oyuncunun yüzünden değil, iradesinden söz ediyoruz.

Belki yakın gelecekte jeneriklerde yeni bir ifade göreceğiz. Oyuncunun adının yanında bu kez doğum ve ölüm yıllarını okuyacak, o ismin yıllar önce öldüğünü bileceğiz. Salon kararacak, perde aydınlanacak ve çocukluk kahramanlarımız yeni maceralarla geri dönecek. İlk anda sevineceğiz. Sonra içimizde tarif edemediğimiz bir rahatsızlık belirecek. Ölü insanlar göreceğiz. Fakat gördüğümüz şeyin gerçekten onlar olmadığını da bileceğiz.