Yüzsüz bir dünya bu. Yok yok iki yüzlü bir dünya. Ya da üç, dört, beş. Her ne kadar mümkünse o kadar yani. Zira her olana aynı tepkiyi veremeyen, kendi çıkarından, kendi menfaatinden hiçbir şey için vazgeçemeyen bir dünya. Yazık ve eyvah ki bize dünyanın bu zamanında yaşıyoruz.

Hemen ötemizde, Karadeniz’de olanlar hepimizin gözü önünde oluyor. Masum insanlar zulme mecbur bırakılıyor ve garip bir şey ki Batı denen bu hangi dinden hangi milletten ve hangi meşrepten oldukları belli olmayan devşirme güruh yine ses çıkarmıyor. Garabet şurada ki yıllarca hatta on yıllarca Müslüman ülkelerde bunca zulüm olurken bunlar yine sessizdi ve biz zannediyorduk ki bunların sessizliği orada zulme uğrayanların kendi dinlerinden kendi milletlerinden olmaması yüzündendir. Yanılmışız. Bunlar insan değilmiş, insanlığını yitirmiş. İşte orada Ukrayna’da kendi dinlerinden, kendi meşreplerinden insanlara zulmediliyor bunlar yine aynı şekilde sağır kör ve dilsiz rolü yapıyorlar. Yani adamların meselesi bir taraf olmaktan daha feci ve daha kötü. Safi zulmün tarafındalar.

(Bu arada bahsettiğim orada zulme uğrayan mazlum halk. Yoksa ektiğini biçmek diye bir şey var. Zira Ukrayna Devleti’nin İsrail Filistin halkına zulmederken ne yaptığını ve nerede durduğunu unutmuş değilim.)

Bizde mi durum nasıl? Yine ve bu ahval içinde de oradaki insanların dinine, diline, milliyetine bakmaksızın her nerede bir mazlum varsa aynı sızıyı içimizde taşıyoruz. Aynı tepkileri veriyoruz. Aynı refleksle hareket ediyoruz. Neredeyse aynı cümleleri kuruyor ve yine umut oluyoruz.

Hep söylüyorum yine söyleyeyim; hem vallahi hem billahi bizler dünyanın vicdanıyız. Biz de olmasak dünyada merhamet de insanlık da olmayacak, kalmayacak.

“İnsanlar öldürülüyor, evleri bombalanıyor, masumlara zulmediliyor; niye sessizler?” diye soranlar var. Ne kadar gereksiz ve ne kadar gecikmiş bir soru! Ne zaman sesleri çıktı ki? Bunları ilk kez mi yaşıyor dünya? Susanlar da yapanlar da aynı kişiler değil mi zaten. Ne diyecekler ne söyleyecekler ki? Filistin’de, Bosna’da, Karabağ’da, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde bunca zulüm olurken, masumlar öldürülürken neredeydiyseler yine oradalar, aynı yerdeler. O pis, karanlık, irin dolu çukurlarında oldukları gibi duruyorlar.

“İnsanlık ölüyor” diyorlar. Nasıl yani? Yaşıyor muydu ki ölsün!