Eşsiz doğal güzelliklere ve stratejik konuma sahip Sokotra’nın Birleşik Arap Emirlikleri tarafından işgal edildiğini ve adaya Yemen hükümetinden habersiz asker çıkarıldığını geçenlerde yazmıştım.

Körfez koalisyonu çatısı altında hareket ediyor görüntüsü vermesine rağmen kendi planlarını hayata geçirme peşindeki BAE’nin bu emrivakisine hem Yemen’den hem de dünyadan tepki var.

Ada halkı işgalden rahatsız ve protesto gösterileri düzenleyerek BAE askerinin Sokotra’dan çıkmasını istiyor.

Yemen hükümeti, BAE’nin Sokotra’yı işgalini BM Güvenlik Konseyi’ne şikâyet etti.

Yani ne ada halkından ne de uluslararası toplumun kabul ettiği meşru hükümetten BAE’nin oldubittiye getirmek istediği işgale destek var.

ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada Yemen’in egemenliğine saygı duyulması çağrısında bulundu.

İngiltere’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Allen’dan da benzer bir açıklama geldi.

Türkiye ise işgale karşı itirazını Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı bildiriyle dile getirdi.

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ilgili kararlarında da ifadesini bulan Yemen’in toprak bütünlüğü ile egemenliğine karşı yeni bir tehdit oluşturan bu gelişmelerden endişe duyuyoruz” dedi.

Üç yıldan fazla süredir devam eden çatışmalar nedeniyle çok zor bir dönemden geçmekte olan Yemen’in yeni sorunlara ve ihtilaflara tahammülü olmadığına dikkat çeken Ankara, ilgili tüm aktörleri meşru Yemen hükümetine saygı göstermeye, mevcut krizin çözümünü daha da zorlaştıracak adımlar atmaktan kaçınmaya davet etti.

BAE’nin Sokotra’yı işgali ve Yemen hükümetinin direnişi Suudi Arabistan’ı zor durumda bıraktı.

İki arada bir derede kalan Riyad, hem BAE’yi hem de Yemen hükümetini memnun edecek bir formül arayışında.

Fakat böyle bir formül pek mümkün görünmüyor.

Nitekim Suudi Arabistan’dan Sokotra’ya giden ve taraflarla görüşmeler yapan heyet adadan eli boş döndü.

Riyad’ın krizi çözebileceğini sanan Yemenlilerin şunu gayet net bir şekilde görmeleri lazım:

Suudi Arabistan’ın BAE’yi Sokotra’dan çıkarma gücü yok.

İşgalci güçlere “Adayı derhal terk et” demek yerine arabuluculuk rolüne soyunması bile bunu anlamak için yeterli.

Ayrıca Riyad’ın uzun süredir Abu Dhabi’nin ekseninde hareket ettiğini görmemek için kör olmak gerek.

Katar krizi başta olmak üzere birçok konuda birlikte hareket eden Suudi Arabistan ve BAE arasında Sokotra’nın işgali sebebiyle kriz çıkması beklenmemeli.

Riyad için bu problemde zayıf halka Yemen hükümeti.

Dolayısıyla orta yol adı altında BAE’yi memnun edecek ve işgale kılıf uyduracak bir formülü Yemen hükümetine kabul ettirmeye çalışması muhtemel.

Amerika’nın “Yemen’in egemenliğine saygı duyulması” çağrısına da güvenilmez.

Çünkü çoğu zaman kâğıt üzerinde kalan bu tür tepkilerin pratikte herhangi bir anlamı yok.

Ayrıca BAE, başta “Yüzyılın Anlaşması” olmak üzere Trump’ın bölgeyi yeniden dizayn projelerinin ortağı.

İsrail’in ardından BAE de, Suudi Arabistan ve Bahreyn’le birlikte ABD Başkanı’nın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan ayrılma kararına desteğini ilan etti.

Kısacası, Yemenliler topraklarına sahip çıkmak için güçlü bir direniş ortaya koymayıp Amerika’nın tepkisine, Suudi Arabistan’ın arabuluculuğuna ve benzeri yollara bel bağlarlarsa Sokotra’yı kaybederler.