Hayatın ilk sayfası, henüz bizim irademiz kalemle buluşmadan çok önce yazılmaya başlanır.
Hangi ana babadan dünyaya geleceğimizi, hangi coğrafyanın toprağına ilk adımımızı atacağımızı ya da hangi dilin ve kültürün içine uyanacağımızı biz seçmedik.
Bu “verilmişlikler”, hayatın bize sunduğu birer başlangıç noktası, üzerine resim yapacağımız birer tuvaldir.
Ancak pek çoğumuzun düştüğü en büyük yanılgı, bu tuvalin sınırlarını kaderin kendisi sanmaktır.
Oysa insanın asıl hikayesi, bu seçilmemiş şartların içinde kendi iradesiyle neyi inşa ettiğiyle başlar.
Seçemediğimiz imkanların bolluğuyla avunmak ne kadar boş bir gurursa, bu imkanların darlığına küsüp hüzne boğulmak da o kadar beyhude bir yorgunluktur.
Bir insanı değerli kılan, rüzgarın onu nereye savurduğu değil; rüzgarın yönüne karşı yelkenini nasıl açtığı ve dümene ne kadar sadakatle sarıldığıdır.
Coğrafya ya da ailemiz, sadece yolun başladığı yerdir; yolun nereye varacağını ise heybemizdeki inanç, azim ve alın teri yani emek belirler.
Hayat, bize sunulan şartlarda bir “mağduriyet” aramak için çok kısa; bu şartları bir “basamak” haline getirmek içinse muazzam imkanlarla doludur.
İrade, insanın seçemediği başlangıçlara karşı verdiği en onurlu cevaptır.
Koşullar asla birer pranga değil, sadece aşılması gereken birer eşiktir.
Eğer bir kalpte sarsılmaz bir inanç ve nasırlı ellere eşlik eden bir gayret varsa, en dar sokaklardan, en mahrum kalmış coğrafyalardan bile dünyaya ışık saçan yıldızlar doğabilir.
Tarih, “imkansızlıkların” içinden sıyrılıp, kendi yolunu emeğiyle açanların destanlarıyla doludur.
Onları diğerlerinden ayıran şey, önlerine çıkan kapıların çokluğu değil, o kapıları zorlayacak iradeye sahip olmalarıdır.
Hülasa; bizleri biz yapan, içinde doğduğumuz ev değil, o evden çıkıp kurduğumuz dünyadır.
Kendi önümüze açılan o kısıtlı ama kıymetli koşullarda, ortaya koyduğumuz emeğin ve niyetin kalitesi asıl sermayemizdir.
İnsan, üzerine giydirilen şartların değil, kendi ördüğü karakterin sahibidir.
Güneş her sabah sadece sarayların değil, gayretin olduğu her kerpiç evin de üzerine doğar.
Allah c.c. herbirimizi seçemedikleriyle vakit kaybedenlerden değil; elindeki imkanı bir tohum gibi ekip, ondan koca bir çınar büyüten o azimli ve hasbi ruhlardan eylesin.