Dünyada 10 kişiden 8’i bir dine inanıyor. 6,9 milyarlık dünya nüfusunun yüzde 32’si Hıristiyan yüzde 23’ü ise Müslüman.

1,6 milyarlık İslâm dünyası tek Allah’a, Hz. Peygamber’e, ahirete inanıyor, Kur’an-ı Kerim’i kutsal kitabı biliyor. Ancak bugünkü haliyle Müslümanlar ile yüce kitabımız ve efendimizin sünneti arasında ciddi sıkıntılar var.

Bir yerde bir şeyler yanlış yapılıyor sanırım. Kaynaktan bu denli uzaklaşılmış olmanın derdine düşme zamanı geldi.

İlahi kelâm nedir, ilâhi kelâma insan nasıl ulaşır, nasıl anlar? Bizim anlama dünyamıza bu kelâm nasıl geldi, gelirken neleri getirdi, neleri öne çıkardı, peygamberlerin misyonu nelerdir? Bütün bunların bir felsefi, kelami bir incelemesi gerekiyor. Bunlar üzerine kafa yorma zamanı.

Kuran’ı sağlıklı, doğru, soğukkanlı anlamak için olmazsa olmaz bilgilere ulaşma ihtiyacımız hala gelmedi mi sizce?

Hz. Peygamber’in (as) hayatını anlamadan yaşadığı 23 yıllık peygamberlik serüvenini bilmeden Kuran ayetleri konuşulmaz diye düşünüyorum.

O zaman Kur’an, Hz. Peygamber’e siret olayları karsısında ne dedi, kime nasıl hitap etti ve bu hitap nasıl anlaşıldı?

Bugünün Müslümanlarının sorması gereken soru, biz bugün ne anlamalıyız? Ne anlarsak doğru yaparız?

Yüce Mevlâ bu kitabını gönderirken, o zamanın insanlarına hitap ederken aynı zamanda bu günün Müslümanlarına da hitap ediyordu.

Peygamberin ümmeti olarak o hitabın içine bu günün Müslümanlarının da anlayacağı mesajları bulma zamanı geldi.

İşte onun için ilim olmadan,  ilmi çalışma olmadan Kuran’ın çağrısının anlaşılması, hitabının evrensel mesaja dönüşmesi zor.

Peki, günümüz Müslüman’ı bunun için bir açlık hissediyor mu?

Bu yüzden Hizmet hareketi gibi hareketler yanlış İslam algısından besleniyorlar. Aslında bir anlamda kasıtlı olarak bozuyorlar.

İslam’ın yeterince anlaşılmaması konusunda herkes payına düşen hatayı kabul etmeli.

Allah ne diyorsa doğru söyler. Peygamber ne diyorsa doğru söyler.

Kur’an’ı Kerim’i anlarken, gelenekte öğretilmiş yorumların arasında sıkışıp kalmamalıyız. Bu yorumların kendi dönemi içinde o günün Müslümanlarının kendi dönemlerine göre beşeri bir anlama çabası olduğunu unutmayalım.

Her dönemde Müslümanlar olarak biraz da “Bu Kur’an bana geldi aynı zamanda ben bundan ne anlamalıyım?” sorusunu sormalıyız ki aklımızı kaybetmeyelim.

Aklımızı kiraya verip kaybolmayalım.

Hizmet hareketi diye insanları kandırdıkları bu organizasyon Müslümanların tam da bu zafiyetinden, zihniyetten besleniyor unutmayalım…