Uzun zamandır katılım bankacılığı tarafında üzerinde konuşulan ve çalışmaların da daha önceden başlamış olduğu kamu katılım bankalarının birleştirilmesi süreci Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklama ile kamuoyuyla paylaşılmış oldu.
Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım’ın birleştirilerek yeni bir kamu katılım bankası kurulacağı fikri herkes tarafından bilinir bir hal aldı.
Bunun yanında Emlak Katılım’ın da halk arz edileceği açıklanarak Emlak Katılım’ın bu birleştirilmeye dahil edilmeyeceği de ortaya konulmuş oldu.


İsmi geçen 3 kamu katılım bankasının birleştirilerek yeni bir katılım bankası kurulması fikri son derece yerindedir.
Ama yeni katılım bankası kurulurken önceden yapılmış hatalar yapılırsa bunun sektöre herhangi bir getirisinin olmayacağı da herkes tarafından bilinmelidir.


Yani katılım bankacılığı fikrinden ve uygulamalarından habersiz daha önce katılım bankacılığı uzmanlığı olmayan kadrolardan oluşturulacak olan yeni bir katılım bankasının ne İslami finans oluşumuna ne de katılım bankacılığının bankacılık sektöründeki payının yükselmesine katkısı olmayacaktır.


Sektörün ihtiyacı olan belirttiğim hassasiyetlere sahip personelin katılım bankaları tarafından yetiştirilmiş olması gerekmektedir.
Hali hazırda ki kamu katılım bankalarında maalesef bu perspektiflere sahip personel yetiştirilmesi düşük düzeylerde olduğu için ciddi sorunlar yaşanılmıştır.


Yeni büyük kamu katılım bankasının yönetimi (şube müdüründen yönetim kurulu üyeliğine kadar her pozisyon) katılım tecrübesi ve birikimi olan kişilerden oluşturulmalıdır.
Bu yapılmazsa mevcuttaki sorunlar değişmeyecek hatta daha da büyüyecek olduğundan personelin bahsettiğimiz özellikleri üzerinde kesinlikle kararlı bir şekilde durulmalıdır.


Katılım bankacılığının temeli olan faizsizlik prensibinin banka çalışanlarından müşterilere sunulan yatırım ve finansman araçlarına kadar her noktaya dokunmadığı bir katılım bankasının oluşturulmasına hiç ama hiç gerek yoktur.
Son dönemde yaşanılan tecrübeler katılım bankacılığı sektörüne yeni katılanların İslami hassasiyetlerinin az olması katılım bankacılığı sektörüne olan güveni sarsmış durumdadır.


Bu bağlamda sektöre yeni bankaların girerek katılım bankası sayısının artmasının sektörün bankacılık sektöründeki payını yükseltmediği rakamların ortaya koyduğu bir gerçeklik olduğundan katılım bankacılığının büyümesinin müşterilere sunulacak yeni ürünlerde olduğu çok ama çok önemli bir realitedir.


Maalesef ki müşterilere yeni gibi sunulan ürünlerin birçoğu konvansiyonel bankaların müşterilerine sunduğu faizli ürünlerin biraz değiştirilerek İslama uygunmuş gibi gösterilmeye çalışılan ama aslında katılım bankacılığında olmaması gereken ürünlerden oluştuğunu görmekteyiz.


Eğer katılım bankaları müşterilerine İslami ürünler sunmaz ise sektördeki payları bu şekilde sürüp gidecektir.
Diğer taraftan yeni kurulan katılım bankaları katılım bankacılığı ekosisteminde olan müşterileri bünyelerine kattılar ama olması gereken daha önce katılım bankacılığı kullanmamış müşterilerin ekosisteme kazandırılması olmalıydı.


Aynı pastadan 5 kişinin yemesiyle 8 kişinin yemesi demek yeni katılanlar da dahil herkese daha küçük pasta diliminin düşmesi demek olduğu için amacın pastanın büyütülerek daha büyük pasta dilimlerine ulaşılması olduğu üzerinde çalışılmalıdır.
Kurulacak olan yeni büyük kamu katılım bankasının; Kendine özgü yapısını müşterisine iyi anlatabilmiş, mevzuat anlamında herhangi bir eksikliği kalmamış, en alttan en üste çalışanların katılım bankacılığı prensiplerine tam uyum sağladığı ve müşteriye sunulan her ürünün katılım bankacılığına her yönden uygun olduğu bir katılım bankası olması gerek sektörün gerekse de ülkemizin en büyük beklentisidir.