Sanayicimiz ve dolayısıyla da sanayimiz yaşadığı sorunlardan hızla uzaklaşmak istiyor ama kendi başına bunu yapmaya pekte gücü bulunmuyor.

Dünya pazarında hak ettiği yeri yakalamak isteyen sanayicimizin sorunlarını iyi anlayarak ivedi bir şekilde çözüm mekanizması kurulması ülke ekonomimizin geleceği açısından çok ama çok önemlidir.

Eğer sorunlar hızlıca çözüme kavuşturulamazsa hem ihracatımız daha da azalacak hem de işsizlik oranımız daha da yükselecektir.

Sanayicimizin bu şartlarda ihracat yapma olasılığı her geçen gün daha da azalmaktadır.

Üreticimizin yeni teşvikleri düşünmekten öte global rekabet şartlarına uygun olan bir üretim sistemini hayata geçirmesi gerekmektedir.

Dünya’da ki rakiplerin nasıl ürettiği yakından takip edilmeli ve o üretim mekanizmalarından oluşan yeni, efektif, sürdürülebilir aynı zamanda da verimli bir üretim mekanizmasının planlanmasına hemen ama hemen geçilmelidir.

Sektörel farklılıklar göz önüne alınarak üretimde dünya ile aynı kulvarda hareket edeceğimiz sistemleri geliştirmeli, kurmalı ve kullanmalıyız.

Sanayicimizin yaşadığı en önemli sorunlardan olan artan üretim maliyetlerini kısıtlayıcı önlemlerin alınması geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir.

İşçilik, kira ve enerji maliyetlerindeki yükselişlerin önüne geçmeden sanayicimizin ne ihracat yapması mümkündür ne de yeni yatırım yaparak kapasite artırımı sonrası daha fazla çalışan çalıştırması mümkündür.

İşçilik maliyetlerinde ki yüksekliğin en önemli sebebi olan enflasyonun yükselişi düşmediği müddetçe işçilik maliyetleri yükselmeye devam edecektir.

İşçinin satın alma gücünü artıramadığımız müddetçe aldığı ücret ile hayatını idame ettirebilmesi pek mümkün olmayacaktır.

Enerji de ise dışa bağımlılığımız sürdüğü müddetçe her petrol krizinde enerji fiyatları fırlayacak ve burada ki yükselişinde önüne geçilemez olacaktır. Bunun en yakın örneğini daha tam anlamıyla sonuçlanmamış olan İran – ABD – İsrail savaşında yaşadık.

Bir diğer önemli sorun olan finansmana erişimde yaşanan sorunlar ise sanayicimizin belini bükmeye devam etmektedir.

Sanayicimizin almış olduğu kredilere ödediği faizi yapmış olduğu üretimden karşılaması mümkün değildir.

Faiz yükü sanayicimizi ezmeye devam etmektedir. Bir taraftan faiz yükü ezerken diğer taraftan da finansmana erişim sanayicimizi ciddi anlamda sıkıştırmaktadır.

Bu anlamda kredi faizlerinin yüksekliği realitesiyle karşı karşıya kalan sanayici kendini savunacak bir alan bulmaya çalışmakta ve bunun yanında da düştüğü çaresiz durum karşısında ne yapacağını da pek bilemez durumdadır.

Tüm bunların yanında Türk Lirası bazında bu maliyet baskılarına ek olarak bir de kurlarda yukarı yönlü hareketin olmayışı ile birlikte ihracatta fiyat tutturmakta yaşanan sorunlar ayrı bir problem yumağını sanayicinin karşısına koymuş durumdadır.

Ayrıca teknoloji kullanımının da sektörel farklılık gözetilmeksizin her sektörde yer alması sanayicimizin en büyük beklentisi konumundadır.

Öyle ki teknolojinin üst düzeyde kullanımı savunma sanayinin yanında sağlıktan enerjiye kadar uzanmalıdır.

Küresel ısınma göz önüne alındığında tarımsal üretimin her alanında teknoloji kullanımı en üst seviyeye çıkarılmalıdır.

Sanayi ve sanayici rahat nefes alırsa ekonomi rahatlar; sanayi ve sanayici rahat nefes alamazsa ne ekonomi ne de ülke rahatlayamaz.