Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi sol ideolojidir. Sol düşüncenin ülkeye gelişi ve partileşme süreci milletin varlığıyla sürekli çatışma halinde olmuştur. İthal fikirlerle yetişen ve beslenen solcular hiçbir zaman hizmet üretmek, topluma fayda sağlamak gibi bir amaçları olmamıştır. Hayali ütopyalar peşinde koşarak özellikle gençleri “özgürlük, hak, eşitlik” gibi kulağa hoş gelen kavramlarla kandırmışlardır. Diğer taraftan “emperyalizm, sömürü, faşizm, sınıf, emek, çıkar çatışması” gibi kavramlarla toplumun birlik ve beraberliğini dinamitleyen bir yol tutmuşlardır. “İşçi, patron, burjuva” gibi kavramlarla insanları birbirine düşman etmişlerdir.
Bu sakat düşüncelerin egemen olduğu 20.yüzyılda insanlık huzur yüzü görmemiştir. Kapitalist cepheye karşı sosyalist cephe olarak çıkan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Çin gibi ülkelerde korkunç katliamlar yapılmış, özgürlük adına insanlara kâbus yaşatılmıştır. Mao Zedong (1949-1976) liderliğinde Çin’de gerçekleştirilen komünist devrimde 80 milyona yakın insanın öldürülmüş, açlıktan ölmüştür. Yine komünist Rusya’da (SSCB) 60 milyon insan ölmüş ve öldürülmüştür. İşte size sol düşüncenin varmak isteği ütopyanın sonuçları… Bu komünistleri örnek alarak dünyanın birçok bölgesinde milyonlar katledilmiştir. Örneğin, Kamboçya’da 2, Etiyopya’da 2 ve Kuzey Kore’de de 2 milyon insan bu sakat ideolojiye kurban gitmiştir.
Türkiye’de kendini ‘komünist’ diye tanımlayan küçük bir azınlık dışında sol olarak adlandırılanların ideolojisine dair sağlıklı net bir bilgi yoktur. Solcu olanların gerçekten neyi savundukları, felsefelerinin ne olduğunu anlamak mümkün değildir. Tek ve net bilinen, mevcut olanın yıkımına yönelik faaliyet yapmaktır. Yıkılanın yerine ne konulacağı ve sol ideolojinin neresinde; merkez, ortanın solu, sosyalizm, komünizm gibi temel yaklaşımların neresinde durulduğu da ayrı bir muammadır.
Türkiye’de solun en büyük temsilcisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kuruluşundan bugüne gelen çizgisinde hangi solu ne adına ve nasıl temsil etmektedir? Bu partinin tarihinde “sol” ideoloji hep bir söylemden ibaret kalmıştır. Sosyalist Enternasyonal toplantılarına katılmaktan başka “gerçek“ anlamda bir sol söylem ve eylem geliştirilmiş midir? 70’li yıllarda gençlerin örgütlenip bayraklaştırdığı komünist örgütlerin ülkemize bedeli binlerce gencin ölümüyle sonuçlanmıştır. CHP bunlara sahip çıkıyormuş gibi görünerek algı oluşturmuştur.
Sovyetler çökünce dünyada olduğu gibi ülkemizde de solun modası geçmiştir. İnsanlığa fayda sağlayacak yeni bir söylem geliştirememişlerdir. Bunu fırsat bilen kapitalizm vahşileşerek sömürü çarklarını genişletirken “komünistler” hızlı bir şekilde burjuva olmuşlardır. Şimdi eski komünistler, boş laflara dayalı ideolojiden “burjuva” olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorlar. İdeolojik açlığı bastırmak için her türlü yola başvurmaktadırlar. Ülkemizde yaşanan son sol krizini biraz da böyle okumak gerekir.
Türkiye’de sol ideolojinin ülkeye en büyük zararlarından bir tanesi de toplumun temelini oluşturan değerleri tahrip etmektir. Ekonomik zararlar telafi edilebilir ancak değerlerini kaybetmiş bir toplumun ayağa kalkması çok uzun süre alacaktır. Solcu geçinen ama gerçekte ne getirip ne götürdüğünü hesap edemeyen geniş kitleler küçük bir azınlığın eliyle dönüştürülmektedir.
Bugünlerde CHP’de yaşanan sıkıntılardan toplum olarak kazançlı çıkmak için temellerin sorgulanması gerekir. Yüzeysel menfaat ve koltuk kavgalarından ilkeli, değerli bir sol hareket çıkarmak için çaba sarf edilmelidir. Toplumun genel değerleriyle çatışmadan hizmet üreten, insanlığın menfaatini baz alan temel yaklaşımlar sergilenmelidir. Sol, özellikle CHP bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmelidir. Uzun yıllardır boş söylem, yıkıcı faaliyetlerden millet olarak çok çektik. Toplumun milli ve manevi değerleriyle barışık bir siyasetle hem ülkemize hem de insanlığa büyük katkılar sağlanacaktır.