Yine şaşırtmadı!
İsrail hükümeti yine uluslararası hukuku hiçe sayan, Filistin topraklarını parça parça koparmayı hedefleyen bir adımla karşımızda.

Ve dünyanın artık açıkça görmesi gereken bir gerçek var:
Kanla beslenen bebek katili Netanyahu ve hükümeti, Filistin meselesinde barış değil, işgal ve yayılma politikası izliyor.
İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç bile artık açıkça tepki gösteriyor.
Yedi ülke birden çıkıp İsrail hükümetine “Bu kabul edilemez” diyor.
Yetmiyor.
“Planları derhal geri çekin!” çağrısı yapılıyor.
Peki ne oldu?
İsrail hükümeti yine bildiğini okuyor!

E1 projesi kapsamında 1234 yeni konut için ihale ilanı yayımlanıyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu nasıl bir pervasızlıktır?
Bu nasıl bir hukuk tanımazlıktır?
Bu nasıl bir dünyayı yok sayma anlayışıdır?
Kanla beslenen bebek katili Netanyahu, dünyanın tepkisini neden bu kadar rahatlıkla görmezden gelebiliyor?
Çünkü yıllardır aynı senaryo oynanıyor.
İsrail yeni bir yerleşim planı açıklıyor.
Dünya tepki gösteriyor.
Ülkeler kınama yayımlıyor.
Birleşmiş Milletler açıklama yapıyor.
Sonra İsrail bir başka adım atıyor.
Ve bu döngü yıllardır devam ediyor.
ARTIK YETER!
Filistin toprakları üzerinde yeni yerleşimler kuracaksınız, insanların yaşam alanlarını daraltacaksınız, Batı Şeria'nın bütünlüğünü parçalayacaksınız, Doğu Kudüs ile Filistin toprakları arasındaki bağlantıyı koparmaya çalışacaksınız; sonra da çıkıp dünyaya barıştan söz edeceksiniz!
Yok öyle yağma!
Barış istiyorsanız işgal politikasından vazgeçeceksiniz.
Barış istiyorsanız Filistinlilerin topraklarına saygı göstereceksiniz.
Barış istiyorsanız uluslararası hukuka uyacaksınız.
Barış istiyorsanız insanların evlerine, topraklarına ve yaşam hakkına dokunmayacaksınız.
Ama görünen o ki kanla beslenen bebek katili Netanyahu ve İsrail hükümeti bunların hiçbirini yapmak istemiyor.
Tam tersine, her yeni yerleşim projesiyle Filistin'in geleceğini biraz daha boğmaya çalışıyor.
E1 PROJESİ DEDİĞİNİZ NEDİR?
E1 projesi öyle sıradan bir imar projesi değildir.
Bu proje, Batı Şeria'yı fiilen bölme ve Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğünü daha da parçalama riski taşıyor.
İşte bu nedenle bugün İngiltere'den Fransa'ya, Almanya'dan Kanada'ya kadar farklı ülkeler açıkça karşı çıkıyor.
Çünkü herkes biliyor:
Filistin topraklarını yerleşimlerle kuşatıp iki devletli çözümden söz etmek koca bir çelişkidir.
Bir taraftan “iki devletli çözüm” diyeceksiniz.
Diğer taraftan Filistin devletinin kurulabileceği toprakları adım adım parçalayacaksınız.
Sonra da dünya bunu seyredecek!
Ben buna sessiz kalamam.
Benim vicdanım buna izin vermez.
Çocukların öldüğü, sivillerin hayatını kaybettiği, insanların evlerinden edildiği, toprakların yerleşimlerle çevrildiği bir ortamda “siyasi hesaplar” adı altında insanlığın susturulmasına karşı çıkıyorum.
Ve açık söylüyorum:
Kanla beslenen bebek katili Netanyahu'nun politikaları barış getirmiyor.
Tam tersine, bölgeyi daha büyük bir nefretin, daha büyük bir çatışmanın ve daha büyük bir insanlık dramının içine sürüklüyor.
DÜNYAYA DA BİR SÖZÜM VAR!
Sadece açıklama yapmak yetmez!
“Endişeliyiz” demek yetmez!
“Kabul edilemez” demek yetmez!
“Derhal geri çekin” demek de tek başına yetmez!
Eğer gerçekten uluslararası hukuktan söz ediyorsanız, bunun gereğini de yapacaksınız.
Çünkü İsrail hükümeti her defasında aynı şeyi yapıyor:
Önce tepki geliyor, sonra unutuluyor, ardından yeni bir yerleşim projesi geliyor.
Bu düzen böyle devam edemez.
Şirketlere “ihalelere teklif vermeyin” çağrısı yapılması önemli.
Ama asıl mesele daha büyük.
Uluslararası toplum, İsrail hükümetine artık çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde şunu söylemeli:
İşgal politikalarına son verin!
Yerleşim genişlemesini durdurun!
Filistinlilerin yaşam hakkına ve toprak bütünlüğüne saygı gösterin!
Uluslararası hukuka uyun!
Çünkü dünya sustukça, kanla beslenen bebek katili Netanyahu ve onun hükümeti kendisini daha da güçlü hissediyor.
Ve ben şunu çok net söylüyorum:
Bir çocuğun gözyaşı, hiçbir siyasi hesabın üzerinde değildir.
Bir annenin feryadı, hiçbir devlet politikasından daha değersiz değildir.
Bir insanın yaşama hakkı, hiçbir siyasi liderin koltuğundan daha önemli değildir.
Bugün Filistin'de yaşanan acıya duyarsız kalanlar, yarın tarihin önünde bunun hesabını vermek zorunda kalacaktır.
Çünkü tarih sadece savaşları yazmaz.
Tarih, kimlerin sustuğunu da yazar.
Kimlerin zulme karşı çıktığını da yazar.
Kimlerin çıkarları uğruna sustuğunu da yazar.
Ve ben kendi adıma açıkça söylüyorum:
Filistin halkının uğradığı zulme, işgale, toprak gaspına ve sivillerin öldürülmesine karşıyım.
Kanla beslenen bebek katili Netanyahu'nun ve İsrail hükümetinin işgal politikalarını lanetliyorum.
Dünyanın neresinde olursa olsun çocukların ölmesine karşıyım.
Masum insanların öldürülmesine karşıyım.
İnsanların evlerinden edilmesine karşıyım.
Toprakların zorla gasp edilmesine karşıyım.
Ve kim yaparsa yapsın, hangi bayrağın arkasına saklanırsa saklansın, sivillere yönelik zulmü kabul etmiyorum.
Yedi ülkenin bugün verdiği tepki önemli.
Ama artık sözün ötesine geçilmesi gerekiyor.
Çünkü kanla beslenen bebek katili Netanyahu ve İsrail hükümeti, sadece açıklamalardan değil, gerçekten ciddi bir uluslararası baskıdan anlamalıdır.
Son sözüm çok net:
Filistin yalnız değildir.
Filistin halkının hakları pazarlık konusu yapılamaz.
Ve dünyanın gözü önünde toprakları parçalanan, çocukları öldürülen, evleri yıkılan insanların acısını hiçbir siyasi hesap örtemez.
Artık yeter!
İşgal bitsin.
Yerleşim politikası bitsin.
Çocukların kanı üzerinden siyaset yapılmasın.
Ve kanla beslenen bebek katili Netanyahu, tarih önünde hiçbir açıklamanın arkasına saklanamayacağını bilsin.