​Tarih, bazen en keskin virajlarını ironinin ve paradoksun tam ortasında alır. Yüzyıllar boyunca Hristiyan dünyasında “İsa’yı çarmıha geren kavim” olarak görülen, engizisyonlardan pogromlara kadar her türlü zulme maruz bırakılan Yahudiler, nasıl oldu da bugün Amerikan sağının ve Evanjeliklerin “göz bebeği” haline geldi? İlk bakışta çözülmesi imkansız gibi duran bu düğüm, aslında din sosuna batırılmış küresel bir sermaye ve güç oyunundan başka bir şey değil.


​Bugün Washington koridorlarını sallayan, Beyaz Saray’ın Ortadoğu politikasını ipotek altına alan o fanatik Evanjelik siyonizminin arkasında saf bir Yahudi sevgisi arayanlar, tarihin en büyük yanılgısına düşerler. Ortada bir aşk hikayesi değil, tarafların birbirini “kullanışlı aptal” olarak gördüğü pragmatik bir evlilik var.


​Evanjelizm, özünde 18. ve 19. yüzyıl Hristiyan iç hesaplaşmalarından doğmuş bir teoloji. Ancak bu teolojiyi bugünkü küresel canavara dönüştüren şey, yazdıkları o meşhur “Kıyamet Reçetesi”. İnançlarına göre İsa Mesih’in yeryüzüne dönmesi için üç şartın yerine gelmesi gerekiyor: Yahudilerin Filistin’e dönüp devlet kurması, Kudüs’ün başkent yapılması ve Mescid-i Aksa’nın yıkılıp yerine Süleyman Tapınağı’nın inşa edilmesi. İşte bu yüzden Evanjelikler, herkesten daha çok İsrailci, herkesten daha çok siyonisttir.
​Fakat bu kehanetin son sayfasına bakıldığında maske düşüyor. Evanjelik teolojiye göre, Armagedon Savaşı’nın sonunda İsa Mesih gökten inecek ve Hristiyanlığı seçmeyen tüm Yahudileri katlederek cehenneme gönderecek. Yani Yahudiler, Evanjelikler için sadece kendi kıyamet senaryolarının gerçekleşmesini sağlayan “kutsal figüranlar.”


​İşte tam bu noktada, o meşhur küresel “para babaları” ve finans odakları devreye giriyor.
​Siyonist akıl, Evanjeliklerin bu teolojik takıntısını keşfettiğinde arkalarına saklanacakları kusursuz bir kalkan bulduklarını anladı. “Kıyamette bizim öleceğimize inanıyorlarsa inansınlar, önemli olan şu an bize verdikleri silah ve para” diyerek bu inancı tepe tepe kullandılar.
​Ancak oyun sadece İsrail’in çıkarlarından ibaret değil. Amerika’yı ve dünyayı yöneten devasa finans elitleri, silah baronları ve petrol lobileri, ABD nüfusunun yüzde 25’ini oluşturan, sorgulamayan, kilise liderinin tek lafıyla sandığa koşan bu 80 milyonluk Evanjelik kitleyi adeta bir “siyasi koçbaşı” olarak kullandı.


​Silah tüccarları Ortadoğu’da yeni bir savaş mı istiyor? Halkı petrol için ikna edemezsiniz ama kilise kürsülerinden “Bu savaş Mesih’in gelişini hızlandıracak, kutsal bir savaştır” derseniz, o kitleyi cepheye koşa koşa gönderirsiniz. Küresel sermaye vergilerin düşmesini, kapitalizmin vahşileşmesini mi istiyor? Televanjelistler aracılığıyla “Zenginlik Tanrı’nın lütfudur, sol politikalar şeytanidir” diye vaaz verir, kitleleri afyonlarsınız.


​Sonuçta karşımızda, tarihin gördüğü en büyük küresel illüzyon duruyor. Amerika’yı ele geçiren o devasa para gücü, Evanjeliklerin dogmatik kıyamet inancını medya ve siyasetle besleyip büyüterek dünyanın en kullanışlı kitle imha silahı haline getirdi.


​Milyarderler paralarına para katıp küresel haritaları yeniden çizerken, sıradan Amerikan Evanjelikleri de kutsal bir amaca hizmet ettiklerini sanarak, kendilerini cehenneme gönderecek kehanetleri finanse eden elitlerin sandıktaki neferleri olmaya devam ediyor. Bakalım bu kıyamet tiyatrosunda perde kapandığında, figüranlar rollerinin farkına varabilecek mi?