Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Avrupa Birliği’ne üyelik için resmi başvuru yapacaklarını açıklaması, Moskova’dan sert bir tepki dalgasını tetikledi.

Ancak yaşanan gerilim yalnızca “Ermenistan AB’ye girecek mi?” sorusundan ibaret değil. Asıl mücadele, Ermenistan’ın ekonomik, siyasi ve ulaşım altyapısının hangi jeopolitik merkeze bağlanacağı üzerinden yürütülüyor.

Ve bu mücadelenin en kritik cephelerinden biri demiryolları.

Moskova’nın İtirazı: Önce Referandum, Sonra AB Başvurusu

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Paşinyan’ın planını “açık manipülasyon” olarak nitelendirdi. Moskova’ya göre Erivan önce halkına “AB’ye katılmak istiyor musunuz?” diye sormalı, ardından Brüksel’e resmi başvuru yapmalı. Paşinyan’ın yaklaşımı ise tam tersi: Önce başvuru, ardından AB’nin vereceği yanıt ve üyelik perspektifi, sonrasında halkın önüne referandum.

Burada kilit nokta şu: AB’ye başvurmak, yarın üye olmak anlamına gelmiyor. Fakat bu adım, Ermenistan’ın yönünü hukuki ve siyasi açıdan kesin olarak Avrupa’ya çevirmesi anlamına geliyor. İşte Moskova’nın asıl rahatsızlığı da tam olarak burada başlıyor.

Asıl Mücadele Demiryollarında

Ermenistan’ın demiryolu ağı 2008 yılında imzalanan 30 yıllık bir imtiyaz anlaşmasıyla Rusya Demiryolları’nın yüzde 100 iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolu tarafından işletiliyor. Paşinyan ise artık bu modelin değiştirilmesinde ısrarcı.

Ermenistan Başbakanı’nın temel argümanı oldukça net: Rusya ile Batı arasındaki yaptırım ve gerilimler nedeniyle uluslararası yatırımcılar ve taşımacılık şirketleri Rusya tarafından işletilen Ermenistan demiryollarını riskli görüyor. Bu durum, ülkenin küresel ulaşım sistemine entegre olmasının önünde dev bir engel oluşturuyor.

Bu nedenle Erivan, Moskova’dan imtiyaz hakkının devredilmesini istiyor. Daha da önemlisi, Paşinyan Rusya’nın tamamen dışlanmasını şart koşmuyor. Masadaki seçenekler arasında Rusya’nın imtiyaz hakkını üçüncü bir ülkeye satması, azınlık payını koruması ya da altyapı yönetimi ile işletmenin birbirinden ayrılması gibi formüller yer alıyor. Erivan’ın hedefi doğrudan “Rusya’yı sistemden atmak”tan ziyade, Moskova’nın tek belirleyici aktör olduğu tekelci modeli kırmak.

Avrupa ve ABD’nin Bölgesel Hamleleri

Avrupa Birliği, Mayıs 2026’da düzenlenen ilk AB-Ermenistan Zirvesi’nde ulaşım, enerji ve dijital altyapı alanlarında stratejik yatırımlar için yeni bir fon dalgası başlattı. Brüksel’in yaklaşımı yalnızca siyasi destekten ibaret değil; doğrudan somut altyapı yatırımlarını kapsıyor.
Ayrıca ABD destekli TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity) projesi de denklemi değiştiriyor. Paşinyan’a göre proje yalnızca demiryolundan oluşmayacak; demiryolu, kara yolu, enerji hatları, boru hatları ve iletişim kabloları bir bütün olarak değerlendirilecek. Demiryolu ayağının Güney Ermenistan’daki Nrnadzor–Agarak hattı üzerinden Nahçıvan’a ve daha geniş bölgesel ağa bağlanması planlanıyor.

Bu gerçekleşirse, Rusya merkezli geleneksel hattın karşısında Türkiye–Azerbaycan(Nahçıvan)–Orta Asya–Avrupa ekseninde yeni bir doğu-batı koridoru doğmuş olacak.

Moskova Neden Bu Kadar Sert Tepki Veriyor?

Rusya açısından demiryolu asla sadece ticari bir işletme değil; doğrudan jeopolitik bir nüfuz aracı. Moskova, Güney Kafkasya Demiryolu’na milyarlarca ruble yatırım yaptığını, mevcut imtiyazın tek taraflı değiştirilmesi halinde ağır tazminat talep edeceğini belirtiyor.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batılı ülkelerin Ermenistan’a milyonlarca dolarlık fonlar karşılığında ulaşım sektöründeki “Rus faktörünü” tasfiye etmesi için baskı yaptığını savunuyor. Moskova bunu kendisini Güney Kafkasya’dan kazımaya yönelik bir strateji olarak okuyor. Batı cephesi ise konuyu Ermenistan’ın ulaşım rotalarını çeşitlendirmesi ve izolasyondan kurtulması çerçevesinde ele alıyor.

Moskova Hem Bakü ile Hem Erivan ile Çatışıyor

Güney Kafkasya’da zemin kayganlaşırken, Rusya’nın bölgedeki müttefikleri ve komşularıyla yaşadığı kronik gerilimler de su yüzüne çıkıyor. Zaman zaman taktiksel yumuşamalar yaşansa da, krizler her defasında daha da büyüyerek geri dönüyor.

Nitekim Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın son çıkışı bu tükenmişliğin açık bir ilanıydı:

"Biz, Azerbaycan tarafına düzenli olarak Azerbaycan bloğosferinde yer alan, gerçeği yansıtmayan ve açıkça Rusya karşıtı karakter taşıyan materyalleri sunuyoruz. Bu, bir eleştiri veya farklı bir bakış açısı değil; nesnellik adı altında sunulan bir önyargıdır ve Azerbaycan tarafı da bundan haberdardır."

Zaharova Bakıdan şikayet edeceğine, önce Kremlin propagandacılarının Azerbaycan ve Ermenistan aleyhindeki dizginsiz çıkışlarına sınır çekmeli. Gerçek şu ki, Rusya Kafkasya üzerindeki geleneksel sıkı denetimini hızla kaybediyor. TRIPP yolunun açılmasına, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesine gösterilen tahammülsüzlük de tam olarak bu jeopolitik erimenin panik halidir.
Raylar yeniden döşenirken yalnızca trenlerin güzergâhı değişmiyor; tüm Güney Kafkasya'nın haritası yeniden çiziliyor.