Güney Kafkasya’da yeni bir jeopolitik denklem kuruluyor. Bu denklemin merkezinde ise yalnızca bir ulaşım projesi değil, bölgenin gelecekteki güç dengesi yer alıyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin’in TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu) projesine ilişkin açıklamaları da bu nedenle dikkatle okunmalı.

İlk bakışta Moskova’nın “projeye katılmak istediği” düşünülebilir. Ancak açıklamanın satır araları incelendiğinde, Rusya’nın asıl vermek istediği mesaj çok daha farklı.

Kremlin, “Bizi de masaya alın” demiyor. “Bu masayı biz olmadan kuramazsınız” diyor.
Bu söylem, Ukrayna’da uzun süren savaş nedeniyle askeri ve ekonomik açıdan yıpranan Rusya’nın, Güney Kafkasya’da hâlâ vazgeçilmez aktör olduğunu gösterme çabasının bir parçası.

Demiryolu Hatırlatması Bir Uyarı

Galuzin’in açıklamasındaki en önemli bölüm, Ermenistan demiryollarıyla ilgili ifadelerdi.

“Ermeni demiryolları, Rus Demiryolları’nın iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları tarafından yönetilmektedir.”

Bu teknik bir bilgi vermekten çok siyasi bir mesaj içeriyor.

Moskova, Washington’a ve Erivan’a şu hatırlatmayı yapıyor:
“Yeni projeler planlayabilirsiniz ama mevcut altyapı hâlâ benim kontrolümde.”

Ardından Avrasya Ekonomik Birliği’ni gündeme getiriyor.
“Transit geçiş, Avrasya Ekonomik Birliği normlarına uygun olmalıdır.”

Bu da Rusya’nın ikinci kartı.

Üçüncü kart ise güvenlik.
“Trump Yolu, Rus sınır muhafızlarının görev yaptığı bölgeden geçecektir.”
Bu üç cümle yan yana konulduğunda Kremlin’in vermek istediği mesaj netleşiyor.
Demiryolu…
Hukuki altyapı…
Sınır güvenliği…
Rusya, bu üç alanı kullanarak “Bensiz bu proje ilerlemez” demeye çalışıyor.

Ukrayna’da Kaybedilen Alanın Telafisi Kafkasya’da mı Aranıyor?

Rusya’nın son yıllardaki en büyük önceliği Ukrayna savaşı oldu. Ancak savaş uzadıkça Moskova’nın maliyeti arttı.
Buna rağmen Kremlin’in Güney Kafkasya’daki söylemi zayıflamıyor.
Aksine daha sertleşiyor.
Çünkü Moskova açısından Ermenistan sadece bir müttefik değil; Güney Kafkasya’daki son stratejik dayanaklardan biri.
Bu nedenle Rusya artık askeri güçten çok elindeki mevcut nüfuz alanlarını öne çıkarıyor.
Demiryolu işletmesi…
Sınır güvenliği…
Enerji bağlantıları…
AEB üyeliği…
Bunların tamamı Kremlin’in bugün kullandığı jeopolitik baskı araçları.
Çin ve İran’a Verilen Mesaj
Galuzin’in açıklamalarında dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Çin ve İran vurgusu.
ABD’nin İran sınırına kadar uzanmasının Tahran’ı rahatsız edeceğini söylemesi tesadüf değil.
Benzer şekilde Amerikan etkisinin Orta Koridor üzerinde güçlenmesinin Çin’in de çıkarlarına aykırı olacağını savunuyor.
Burada Moskova’nın amacı yalnızca TRIPP’i eleştirmek değil.
İran ve Çin’e, “Bu mesele sadece Rusya’nın meselesi değil” mesajı vermek.
Başka bir ifadeyle Kremlin, bölgesel bir denge oluşturmak istiyor.
Ermenistan Zor Bir Tercihle Karşı Karşıya
Paşinyan yönetimi Batı ile ilişkilerini güçlendirmek istiyor.
ABD ve Avrupa’dan gelen siyasi ve ekonomik destek Erivan açısından önemli.
Ancak diğer tarafta onlarca yıldır ülkenin altyapısına, enerji sistemine ve güvenlik mimarisine yerleşmiş Rusya bulunuyor.
Galuzin’in açıklamaları da Ermenistan’a bu bağımlılıkları yeniden hatırlatıyor.
Bir anlamda Moskova, Erivan’a şu soruyu yöneltiyor:
“Batı ile yeni bir yol inşa etmek istiyorsun ama mevcut yolların anahtarı hâlâ kimin elinde?”

Türkiye ve Azerbaycan Açısından Ne Anlama Geliyor?

TRIPP, Orta Koridor ve Zengezur hattı yalnızca ekonomik projeler değil.
Türkiye ile Azerbaycan’ın doğrudan bağlantısını güçlendirecek, Türk dünyasının entegrasyonunu hızlandıracak stratejik güzergâhlar.
Bu nedenle koridorların büyük güçler arasındaki rekabet alanına dönüşmesi, Ankara ve Bakü’nün yakından takip ettiği bir süreç.
Önümüzdeki dönemde mücadele sadece diplomasi masasında değil, uluslararası medya, kamu diplomasisi ve ekonomik yatırımlar üzerinden de devam edecek.

Kısacası, Galuzin’in açıklamaları, Rusya’nın TRIPP’e katılma arzusundan çok, TRIPP üzerinde söz sahibi olma isteğini ortaya koyuyor.
Kremlin bugün açıkça şunu söylüyor: “Ukrayna’da yıpranmış olabiliriz. Ancak Güney Kafkasya’da hâlâ oyunun dışına itilecek bir aktör değiliz. Ermenistan’daki demiryolları, sınır güvenliği ve bölgesel mekanizmalar bizim etki alanımızda. Bu gerçeği dikkate almadan kurulacak hiçbir denklem kalıcı olmaz.”


Bu nedenle TRIPP etrafında yaşanan tartışmaları yalnızca bir ulaşım projesi üzerinden okumak eksik kalır. Asıl mücadele, Güney Kafkasya’nın geleceğinde kimin belirleyici aktör olacağı ve yeni jeopolitik düzenin hangi kurallarla şekilleneceği üzerinedir.