Geçtiğimiz hafta içinde fanatik işgalci Yahudilerce Pesah Bayramı kılıfıyla Mescid-i Aksa'ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları üzerine teravih namazının ardından bir grup mücahit Filistinli, Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi'ne sığındı. Aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı grup, Kıble Mescidi'nin kapılarını kapattı. İşgalci İsrail polisi, Mescid-i Aksa'nın avlusuna girerek temizlik görevlileri ve Müslümanları buradan güç kullanarak çıkardı, Aksa'nın kapılarını kapattı. İçeriye sığınmış olan bu küçük Müslüman kitlenin ellerinin arkadan kelepçelenmesi, mescidin içine postallarla girilmesi ve içeridekilerin yakalanması için gaz bombalarının kullanılması dünyada tepkiye yol açtı.

İsrail işgalci rejimi her Ramazan’da bunu yapıyor. Yapmaya da devam edecek. Kılıfları da hazır, Pesah Bayramı… Onların bayramının olduğu gün İslam dünyasının (eğer gerçekte böyle bir dünya varsa) yas günü oluveriyor. İşgal rejiminin rutin olarak Müslümanları bu konuya alıştırdığını görüyoruz. Yıllar önce Aksa veya çevresine en küçük bir müdahalede sokaklar dolup taşarken, İsrail elçiliğinin önü binlerce insanla dolarken şimdi üç beş şehirde onlara kadar düşmüş sayıda kişiyle protestolar yapılıyor. Protestoların ardından gazı alınmış insanlar dağılıp gidiyorlar. Oysa Kudüs bizim kutsal davamız; ne olursa olsun desteklenmesi gerekiyor.

Hz. Peygamber (sav) ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’ya özel önem vermiştir. Her fırsatta da sahabeye bunu anlatmıştır. Mescidi Aksa ile ilgili çok sayıda hadis rivayeti günümüze ulaşmıştır. Bunların en önemlisi de Hz. Peygamber'in (sav) azatlısı Meymune’den (ra) rivayet edilen “Ya Rasulallah! Beyt-i Makdis'e gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?” sorusu üzerine Allah Resulü’nün, “Gidin ve orada namaz kılın!” diye cevap vermesidir. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardı ve bunu dikkate alan Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılamazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin! (Ebu Davud, Salat, 14)

Türkiye gerek TİKA eliyle gerekse bazı sivil toplum kuruluşları eliyle ki bunların en önemlileri de İHH ve Mirasımız Kudüs Derneğidir, ciddi yardımlarda bulunmaktadır. İsrail’le ticaret olarak kayıtlara geçen ticari konuların bir kısmı da bu yardım kalemlerinin İsrail tarafından engellenmesi nedeniyle emtia olarak Kudüs ve Filistin’in diğer şehirlerine gönderilmesi çalışmasıdır. Peki, bu çalışmalar yeterli mi? Kesinlikle İslam dünyasının Kudüs muhafızı Filistin halkına desteğinin artması gerekiyor. Çalışma alanı olmayan, üretim toprağı kısıtlı olan bu insanların muhafızlık görevlerini icra edebilmeleri için daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Oradaki davanın tam olarak anlaşılabilmesi için Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere özel firmaların Kudüs ve Mescid-i Aksa turlarına devam etmesi gerekiyor. Mescid-i Aksa’nın gündemde tutulması ve İslam dünyasının ilk kıblesinin korunması bizler için “namus meselesidir”. Mescid-i Aksa, Müslümanların namusudur. Kudüs davasının üzerine konmuş tozları silkmek, Türkiye’nin naif insanlarının vazifesidir. Tarihin bize bıraktığı en önemli miraslardan biridir. Kudüs, bizimdir. Kudüs, İslam’dır, Kudüs, kutsaldır. Mirasımıza sahip çıkmak en önemli vazifedir.

İslam dünyası vazifesini yerine getirmelidir. Vesselam.