Kudüs ümmetin kırmızı çizgisi…

Kudüs nebiler şehri…

Kudüs anne…

Kudüs şiir…

Kudüs medeniyet…

Kudüs İslam’ın ruhu…

Filistin iki milyar kardeşinin gözleri önünde işgal edilmiş garip yurdumuz…

Tüm Araplar’ın suskunluğu, tüm İslam âleminin tepkisizliği içinde ölüme terk edilen insanlık beldesi…

Kudüs merhametin kalbi…

Evet âlemi İslam’ın en büyük sınanmasını verdiği son bir asrımızın gönül ağrısı, yürek sancısı Kudüs…

Kudüs’le kurtulmak mümkün duruyorken önümüzde, Kudüs’le ayrı düşmek niye?

Bu ümmetin kalp ağrısı Kudüs’e huzur gelmeden dünyaya huzur gelmeyecek…

Öyleyse neden insanlık onurunu Kudüs’ten ayağa kaldırmıyoruz?

Neden merhametin başkenti Kudüs’ü hakkıyla savunmuyoruz?

Neden dünyanın sadece Müslümanlar’ı değil her inanışın iyi kalpli insanları ile Kudüs’ü huzurlu bir diyar yapmıyoruz?

Neden Filistin’in işgal edilmiş yerlerinde işgalciler keyif içinde yaşarken, Kudüslü çocuklar gıdasızlıktan ölüyor?

Gazze’de insanlara Elektrik dahi verilmiyor?

Bir karış yere iki milyon insan hapsedilmiş neden insanlık vicdanı zalimlerin üstüne yürümüyor?

Araplar’ın uyuduğu bir zamanda yine tarihin adalet ve vicdan damarı Türkiye tüm dünyayı sarsmak için elinden geleni yapıyor…

Yine dünyayı uyandırma görevi kadim Türkiye’ye düşüyor…

Cuma günü gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı sonrası saatler gece yarısıydı televizyonda canlı yayında sayın cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinliyordum ellerim kalbimde…

Öyle ya söyleyeceklerine çok ihtiyacımız vardı…

Bir asırlık yaralarımıza bir hamle şifa olacaktı…

Kudüs’ün çocukları buradan bir haber beklerken…

Her söz milat olacaktı…

Gözyaşlarımıza hakim olmak mümkün değildi…

Sözler zalimlere balyoz gibi inerken dünya şoktaydı…

Hem umudumuz yeşerdi hem sultan Abdülhamid Han geldi aklıma irkildim…

Ürkütücü bir hüzün sardı içimi, duyduklarımız kolay şeyler değildi…

Bu ümmet bir asır sabırla ve de acıyla bu sözleri haykıran haykırmaktan korkmayan bir kumandanı beklemişti…

Hak etmişti bu yanık ümmet, çok acılar çekti bu mahzun ümmet…

Adalet er ya da geç tecelli edecekti…

Çağın uyuyanlarını uyandırmaya adanmış bir adamın başına gelebilecekler Kara dertler sarmış yüreklerimizi daha da acıtıyordu…

Ancak “Allah var gam yok” demek ne büyük bir teselliydi…

“Sen muhafaza eyle Allah’ım” duası dökülüyordu her daim gönlümüzden…

Sen koru Allah’ım…

Kudüs’ü Siyonist zalimlere teslim etmek için çırpınıp duran satılmış kimi Araplar’ı görmekten yorulmuştuk…

Dünyanın tüm kötülerine meydan okuyan bir yiğit vardı artık mazlumların istediği…

Kudüs ümmetin izzetini kurtarmak için az ötemizde kale gibi duruyor…

Kudüs’le dünya huzurunu bekliyor…

Bu sınav ahiret sınavı; kazanmak için bize çok şey düşüyor…