ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikan askerlerini Suriye’den çekme kararının ardından yaşanan gelişmeler ve yapılan çelişkili açıklamalar doğal olarak kafaları karıştırdı.

Birçok kişi şu soruyu sormaya başladı:

Amerika Suriye’den çekiliyor mu, yoksa yine bir numara mı çeviriyor?

Bu sorunun her iki şıkkına da “Evet” diyebiliriz.

Amerika Suriye’den çekiliyor.

Er ya da geç çekilmek zorunda.

Fakat bunu yaparken mehter yürüyüşü gibi iki adım atıp duruyor ve sağı-solu kolaçan ediyor.

Bir yandan çekilirken diğer yandan da bu çekilmeyi olabildiğince kendi lehine kullanmak için manevra yapıyor.

Türkiye’yi ölçüp tartıyor.

Tepkisinin ne olabileceğini görmek istiyor.

Ankara’yı bir şekilde “uyutmanın” yollarını arıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Arap ülkeleri başkentlerine yaptığı ziyaretler de bu çerçevede değerlendirilebilir.

Beyaz Saray’a yerleştiğinden bu yana Trump’ın sürekli yaptığı bir şey var.

Zengin Arap ülkelerini şantaj yoluyla inek gibi sağmak.

Bu yolla ülkesi için hem maddi hem de siyasi çıkar sağlıyor.

Trump, Suriye’den çekilme konusunda da aynı taktiği uyguluyor.

ABD Başkanı, sürpriz bir şekilde gündeme getirdiği geri çekilme kararının ardından o ülkelerin “Aman, ne olur gitme” diye yalvaracaklarını gayet iyi biliyordu.

Suudi Arabistan Hanedanı’nın üst düzey üyelerinden Prens Türki El-Faysal’ın Pompeo’nun Riyad ziyareti öncesi BBC’ye verdiği mülakatta söylediklerine bakın.

Suriye’den geri çekilme kararını değerlendiren El-Faysal, “Bana göre ABD’nin hamleleri, krize çözüm bulmaktan ziyade işleri daha da karmaşıklaştırıyor ve sadece İranlıları değil Rusları ve Beşşar El-Esed’i de güçlendiriyor” diyor.

Uzun yıllar Suudi Arabistan İstihbaratı’na başkanlık eden El-Faysal’a göre Amerika’nın Suriye’den çekilmesi “çok olumsuz bir gelişme”.

Yani Amerika’nın Suriye’den çekilmesini istemiyor.

Trump da onlara, “Öyleyse elinizi taşın altına koyun ve bedelini ödeyin” diyor.

Aslında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler Amerika’nın Suriye’de kalmasının bedelini ödemeye çoktan razılar.

Fakat Trump hem o bedeli tahsil etmek hem de Suriye’den çekilmek istiyor.

Hem Türkiye’yle ilişkileri bozmamayı hem de Pentagon’un Suriye’de terör örgütüne yaptığı yatırımı olabildiğince muhafaza etmeyi planlıyor.

Birbirine tamamen zıt bu kadar hedefi aynı anda gerçekleştirmeye çalıştığı için de çelişkili açıklamalar yapıyor.

Amerika’nın Suriye’den çekilme kararı hiç şüphesiz Körfez ülkelerinin İsrail’e daha çok yaklaşmasına yol açacak.

Türkiye’yi bölgede kuşatma altına alabilmek için İsrail’in ve malum Arap ülkelerinin ortak bir cephe oluşturmaya çalıştığı biliniyor.

Suriye’de Amerika’nın çekilmesiyle oluşacak boşluğu söz konusu cephenin dolduracağı iddia edilse de bu o kadar kolay değil.

Türkiye sınıra 80 bin asker yığmışken hiçbir Arap ülkesi Amerikan şemsiyesi ve fiili desteği olmadan oraya gelemez.

Askeri güçleri ve yürekleri buna yetmez.

Trump’ın Suriye’den çekilme kararı sonrası için hesaplar henüz sonuca bağlanmış değil.

Ankara’nın yapması gereken tehdide ve şantaja boyun eğmeden bugünkü kararlılığını sürdürmek.

Gerek Amerika’nın desteğiyle olsun gerekse Arap ülkeleri koalisyonu çatısı altında olsun hiçbir emrivâkiye göz yummayacağımızı da açıkça göstermemiz gerekiyor.