Ermeni halkı ya Paşinyan’ın temsil ettiği Batı yönelimini ve Azerbaycan ile Türkiye sınırlarının açılmasını destekleyecek ya da Karapetyanla yeniden Rusya’ya yakın bir çizgiye dönecek
Bugün Ermenistan’da son yılların en önemli siyasi olaylarından biri olan parlamento seçimleri gerçekleştiriliyor. Bu seçimler sıradan bir iktidar değişikliği yarışı değil. Aslında Ermeni seçmeni üç farklı yol arasında tercih yapıyor: Paşinyan’ın Batı’ya entegrasyon politikası, Rusya’ya yakın güçlerin önerdiği alternatif model ve eski iktidarın geri dönüş girişimi.
2026 seçimleri aynı zamanda 2023 yılında Karabağ’da yaşanan gelişmelerden sonra düzenlenen ilk genel halk oylaması niteliği taşıyor. Bu nedenle seçimler, Ermenistan’da son yılların en duygusal, en gergin ve dış müdahale iddialarının en yoğun olduğu seçim kampanyası olarak değerlendiriliyor.
Parlamento nasıl şekilleniyor?
Ermenistan Milli Meclisi en az 101 milletvekilinden oluşuyor. Milletvekilleri parti listeleri üzerinden nispi temsil sistemiyle seçiliyor.
Partiler için seçim barajı yüzde 4, ittifaklar için ise yüzde 8. Yasaya göre hükümet istikrarını sağlamak amacıyla seçimden birinci çıkan siyasi güç parlamentoda en az yüzde 54 sandalye elde etmelidir. Gerekirse ek milletvekilliği dağıtılabiliyor. Eğer hiçbir siyasi güç hükümet kuramazsa ikinci tur senaryosu da mümkün.
Kimler yarışıyor?
Seçimlere toplam 19 siyasi oluşum katılıyor. Bunların 17’si parti, 2’si ise seçim ittifakı.
Ancak asıl mücadele üç siyasi merkez arasında yaşanıyor.
Birinci tarafta Başbakan Nikol Paşinyan ve onun liderliğindeki “Sivil Sözleşme” Partisi bulunuyor.
İkinci tarafta Rusyalı Ermeni milyarder Samvel Karapetyan tarafından kurulan “Güçlü Ermenistan” ittifakı yer alıyor.
Üçüncü tarafta ise eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki “Ermenistan” İttifakı bulunuyor.
Son anketler ne gösteriyor?
Son anketlere göre Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi yüzde 24 ila 32 arasında desteğe sahip. Samvel Karapetyan’ın ittifakı yüzde 6 ila 11 bandında görünüyor. Koçaryan’ın ittifakı ise birçok ankette seçim barajına yakın sonuçlar elde ediyor.
Ancak seçimin en dikkat çekici yönü kararsız seçmenlerin fazlalığı. Bazı araştırmalara göre seçmenlerin yüzde 30-40’a yakını kararını seçim gününe bırakmış durumda. Bu da sonuçlarda önemli değişikliklere yol açabilir. Kararsızların desteğini alabilirse Paşinyan’ın yüzde 43’e ulaşması zor da olsa mümkün görünüyor.
Paşinyan tek başına iktidar olabilir mi?
Mevcut verilere göre evet.
Bunun nedeni oldukça basit. Muhalefet partilerinin bir kısmı seçim barajını geçemezse, onların aldığı oylar sandalye dağılımında hesaba katılmayacak. Bu durum da birinci partinin parlamentodaki temsil oranını ciddi biçimde artıracak.
Sonuç olarak Paşinyan yaklaşık yüzde 30 oy alsa bile parlamentoda yüzde 50’nin üzerinde sandalye elde edebilir. En olası senaryo yine onun liderliğinde bir hükümet kurulması olarak değerlendiriliyor.
Samvel Karapetyan kimdir ve ne vaat ediyor?
Seçimin en büyük sürprizi Samvel Karapetyan.
Rusya’da milyarlarca dolarlık iş imparatorluğuna sahip olan Karapetyan son bir yılda Ermenistan siyasetine aktif olarak girdi. Paşinyan’ın Azerbaycan’la yürüttüğü barış politikasını sert şekilde eleştiriyor ve Ermenistan’ın güvenliğinin Rusya’dan uzaklaşarak sağlanamayacağını savunuyor.
Karapetyan; Rusya ile daha yakın ilişkiler, savunma harcamalarının artırılması, ekonomik yatırımlar ve kilisenin toplumdaki rolünün güçlendirilmesi gibi vaatlerde bulunuyor. Onun temel destekçileri kiliseye yakın çevreler, Karabağ’dan göç eden Ermenilerin bir bölümü ve Paşinyan’dan memnun olmayan seçmenlerdir.
Buna rağmen birinci sırada yer alma ihtimali düşük görülüyor. Mevcut anketler onu genellikle ikinci siyasi güç olarak gösteriyor.
Koçaryan ve “Karabağ klanı” neden zayıfladı?
Bir dönem Ermenistan siyasetini kontrol eden Robert Koçaryan ve çevresinde şekillenen “Karabağ klanı” eski gücünü kaybetmiş durumda.
Ermeni toplumunda yaygın olan görüşe göre ordudaki yolsuzluklar, devlet yönetimindeki sorunlar ve yıllarca biriken hataların önemli kısmı eski iktidar döneminde ortaya çıktı.
Bu nedenle Paşinyan’dan memnun olmayan seçmenlerin önemli bir bölümü bile Koçaryan’ın yeniden iktidara dönmesini istemiyor. Anketlerde ittifakının zayıf görünmesinin temel nedeni de bu.
Kilise neden Paşinyan’a karşı?
Son yıllarda Ermenistan yönetimi ile Ermeni Apostolik Kilisesi arasındaki ilişkiler görülmemiş ölçüde kötüleşti.
Bazı üst düzey din adamlarının gözaltına alınması veya ev hapsine gönderilmesi ülkede ciddi tartışmalara yol açtı. Kilise yönetimi Paşinyan’ı ulusal çıkarlardan taviz vermekle suçluyor.
Karapetyan’ın siyasi yükselişi de büyük ölçüde kiliseyi savunan açıklamalarının ardından hız kazandı. Bugün kiliseye yakın çevrelerin önemli bölümü açık şekilde Paşinyan’ın rakiplerini destekliyor.
Rusya, ABD ve Avrupa ne istiyor?
Bu seçimler aslında Ermenistan’ın jeopolitik geleceği için verilen bir mücadele olarak görülüyor.
Paşinyan yönetimi son yıllarda Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerini önemli ölçüde geliştirdi. Ermenistan’ı bir “barış kavşağına” dönüştürmek, Azerbaycan ve Türkiye ile sınırların açılmasını sağlamak istediğini ifade ediyor.
Rusya ise bu politikadan açık şekilde rahatsız. Reuters’in araştırmalarında Moskova’nın Paşinyan’ın Batı yanlısı çizgisine karşı çeşitli siyasi ve bilgi araçlarını kullandığı belirtiliyor. Son aylarda Ermeni ürünlerine getirilen bazı kısıtlamalar da baskı unsuru olarak değerlendiriliyor.
Batı ise tam tersine Paşinyan’ın çizgisinin devamından yana. ABD ve Avrupa, Ermenistan’ın daha bağımsız bir dış politika izlemesini ve bölgedeki barış sürecinin sürmesini destekliyor.
Trump’ın desteği Macaristan’da Viktor Orban’ın uzun yıllar süren iktidarını korumasına yetmemiş olsa da Ermenistan’da etkili olabilir. Çünkü Avrupa’dan farklı olarak Kafkasya’da, özellikle de Ermenistan’da Rusya’ya yönelik olumsuz algı çok daha güçlü. Birçok Ermeni, Rusya’nın yıllarca ülkeyi kendi nüfuz alanı olarak kullandığını ancak Karabağ savaşında Ermenistan’ı yalnız bıraktığını düşünüyor.
Bu nedenle kararsız seçmenlerin önemli bölümünün tercihinde Rusya karşıtı duyguların etkili olabileceği değerlendiriliyor. Avrupa’ya entegrasyon ve komşu Gürcistan gibi Avrupa’ya vizesiz seyahat imkânı da Paşinyan’ın sunduğu cazip unsurlar arasında yer alıyor.
Ermeni toplumu ideolojik söylemlere önem verse de ekonomik meseleler her zaman belirleyici olmaya devam ediyor. Karabağ’ın kaybedilmesinden sonra ortaya çıkan toplumsal travmaya rağmen Paşinyan’ın siyasi gücünü koruyabilmesinin temel nedenlerinden biri de ekonomik ve dış politika alanında sunduğu yeni yönelimdir.
Bu nedenle 7 Haziran seçimlerinin temel paradoksu şudur: Paşinyan’ın popülaritesi geçmiş yıllara göre gerilemiş olsa da rakipleri hâlâ toplumun geniş kesimleri için daha çekici bir alternatif oluşturabilmiş değil.
Mevcut tablo Paşinyan’ın yeniden seçimi kazanabileceğine işaret ediyor. Asıl soru ise tek başına hükümet kurabilecek kadar güçlü bir sonuç elde edip edemeyeceği.
Seçime katılım oranının önceki yıllara göre daha yüksek olması da bu seçimin diğerlerinden farklı geçeceğini gösteriyor. Ermeni halkı ya Paşinyan’ın temsil ettiği Batı yönelimini ve Azerbaycan ile Türkiye sınırlarının açılmasını destekleyecek ya da yeniden Rusya’ya yakın bir çizgiye dönecek.
Ancak mevcut tablo, Paşinyan’ın yaklaşık yüzde 43 oyla net bir zafer elde etme ihtimalinin diğer senaryolara göre daha güçlü olduğunu gösteriyor.