Tarih bazen yalnızca kazananların değil, kulaktan kulağa büyüyen hikâyelerin de eseridir. Osmanlı Devleti’nin üç kıtaya yayılan askeri gücü anlatılırken çoğu zaman Viyana, Mohaç, Ridaniye ya da Preveze öne çıkar. Ancak Afrika kıyılarında yaşanan ve bugün hâlâ tartışılan bir hadise vardır ki, hem tarihçilerin hem de meraklıların dikkatini çekmeye devam eder.

Osmanlı’nın düzenli askeri teşkilatı, Orhan Gazi döneminde kurulan Yaya ve Müsellem birlikleriyle şekillenmeye başladı. I. Murad devrinde, 1363 yılı civarında Kapıkulu Ocakları ve Yeniçeri Ocağı kuruldu.

Ardından Sipahiler, Topçular, Cebeciler, Humbaracılar ve donanmanın bel kemiğini oluşturan Leventler, devletin askeri sistemini tamamladı. 16. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı yalnızca Anadolu ve Balkanlar’da değil, Kızıldeniz ile Hint Okyanusu’nda da Portekiz’e karşı nüfuz mücadelesi yürütüyordu.

İşte tartışmaların merkezindeki olay da bu dönemde, 5 Mart 1589’da, Doğu Afrika’nın önemli liman şehirlerinden Mombasa‘da yaşandı. Osmanlı’nın bölgedeki müttefikleriyle birlikte Portekiz kuvvetlerine karşı yürüttüğü mücadelede, Portekiz kaynaklarında “Zimba” adı verilen savaşçı bir topluluğun da yer aldığı anlatılır. Aynı kaynaklarda, Zimba Kabilesi’nin ele geçirdiği bazı esirleri öldürdüğü ve hatta yediği iddia edilir. Bu anlatılar zamanla “Osmanlı askerlerini yamyamlar yedi” şeklinde yaygınlaştı.

Ancak burada önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır. Bugüne kadar Osmanlı arşivlerinde, “Osmanlı askerlerinin yamyamlar tarafından yenildiğini” doğrulayan açık ve doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır. Olayın temel dayanağı büyük ölçüde dönemin Portekiz kronikleri ve Avrupalı seyyahların aktardıklarıdır. Bu nedenle tarihçiler, söz konusu iddiaya temkinli yaklaşılması gerektiğini vurgular. Bir başka ifadeyle, Mombasa Muharebesi tarihsel bir gerçektir; ancak Osmanlı askerlerinin yamyamlar tarafından yenildiği iddiası kesinleşmiş bir tarihî vaka değil, ağırlıklı olarak Portekiz kaynaklarına dayanan tartışmalı bir anlatıdır.

Bence bu olayın en dikkat çekici yönü, savaşın kendisinden çok savaşın hafızasıdır.

Çünkü tarih yalnızca yaşananları değil, yaşananların nasıl anlatıldığını da sorgulamayı gerektirir. Tek bir kaynağın anlattığı her bilgi mutlak doğru kabul edilirse, tarihten çok efsaneleri konuşmaya başlarız.

Akademik tarih çalışmalarında bu olay, kesinleşmiş bir “yamyamlık vakası” olarak değil, dönemin kaynaklarının eleştirel değerlendirilmesi gereken tartışmalı bir anlatısı olarak kabul edilmektedir.

Tarihçi Malyn Newitt, Portekizlerin Afrika’daki karşılaşmalarını aktaran kaynakların yalnızca olayları kaydetmediğini, aynı zamanda Avrupalıların yerel topluluklara yönelik algılarını ve önyargılarını da yansıttığını belirtmektedir. Bu nedenle Zimba topluluğuna dair “yamyamlık” anlatıları, modern tarihçiler tarafından doğrudan kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, dönemin savaş söylemleri ve sömürgeci bakış açısı çerçevesinde değerlendirilmektedir.