Siyasetin seviyesini daha yukarılara taşımak için herkes muhalefetin verdiği mücadeleye destek olmalı!
Öyle ki hükümet, sadece muhalefetin istediği kişileri bakan yapmalı; eğer muhalefetin istemediği bir isim atanırsa, kürsü işgali ve “yemin ettirmeme eylemi” normal karşılanmalı.
Kürsü işgal edilirken ön planda bilinçli kavgalar çıkarılmalı; ancak bu arbedede sadece muhalifler yumruk sallamalı.
İktidar partisi vekilleri ise birer derviş misali, tokadı yiyince öteki yüzünü çevirmeli. Hem kürsü işgal edilip yemin töreni engellenmeli hem de çıkan her türlü kavgadan iktidar vekilleri sorumlu tutulmalı.
Muhalefete destek vermeyen vekiller “tu kaka” ilan edilmeli; hatta kendi saflarında olup da tam destek vermeyenler ayıklanıp “yalaka” olarak nitelendirilmeli.
Ana muhalefet lideri, canı istediğinde "hak ettiğine" karar verdiği her partilisine dilediğince, dili döndüğünce küfredebilmeli.
Bu küfürlerin ardından tüm muhalifler koro halinde “hak etti!” demeli. Genel başkana hak vermeyen bir muhalif çıkarsa —ki her muhalif onlar gibi “nitelikli” olmayabilir— onlara da derhal “hain” damgası vurulmalı ki herkes haddini bilsin.
Televizyonlar, gazeteler ve sosyal medya sıkı bir taramadan geçirilmeli.
Küfredene, çalana, rüşvet alana, tacizlere veya kreş skandallarına karşı inkâr söyleminde bulunmayanlar ifşa edilmeli ve "büyük güç" düdüğü çaldığı andan itibaren toplu linç başlatılmalı.
Atılacak mesajların noktası virgülüne kadar aynı olması sorun edilmemeli.
Başka partilerden muhalefete geçen belediye başkanları ve vekiller "övgü manyağı" yapılmalı.
Kendi partilerinden istifa edenlere, önce “içip içip ceket ilikleyen sarhoş edasıyla” yalvarılmalı; söz geçiremeyince de küfürler yağdırılmalı.
Doğrucu Davutlar da bu kayığa binip, “Seçildiğin yerde dur arkadaş! Bunların bahçesinde karnını doyurup neden başka yere yumurtluyorsun?” diyerek çıkışmalı. Ama bu çıkış, sadece muhalefet partisinden ayrılanlara yapılmalı.
Hülasa...
Her şey muhalefetin işine yarayacak şekilde dizayn edilmeli:
Yargı; rüşveti, hırsızlığı ve tacizi görmezden gelmeli ki “bağımsız” olabilsin.
Gazeteciler sadece muhaliflere yanlasın ki “özgür” olabilsin.
Toplumun tüm kesimleri; sanatçısından sporcusuna, iş dünyasından halka kadar herkes, muhalefetin her türlü usulsüzlüğüne ya çanak tutmalı ya da sessiz kalmalı.
En önemlisi ise millet sadece bunlara inanmalı; hükümete ve devlete de düşmanlık beslemeli.
Bu sisteme inanmayan vatandaşlar her platformda aşağılanmalı ve hakarete maruz kalmalı.
Muhalefeti eleştiren gazetecilere “yandaş”, onları destekleyenlere ise “özgür gazeteci” unvanı verilmeli.
Muhalefetin bu "stratejik aklına" herkes alabildiğine destek vermeli ki, muasır medeniyetlerin üzerinde sörf yapabilelim!