Siz, dava adamlarının bu vatanda 90 yıldır verdiği mücadelenin meyvesi üzerinde keyif çatarken, Annenize arsayı, avradınıza ihaleyi bağlarken, oyunlarınızla işgal ettiğiniz makam koltukları sırtınızı sıvazlarken… 

Bu milletin ortaya koyduğu yüreği anlayamazsınız…

Sizin gözünüzde saf ve enayiyiz belki, belki mitinglerde dolan gözlerimize gülüyorsunuz…

Sizin gibi komünistle oturduğumuzda komünist, Kemalistle oturduğumuzda Kemalist değiliz, bizim tarafımız alnımızda yazılıdır, alnımızda parlar bizim davamız… 

Yarın iktidar değişirse bugün söylediğim yarın başıma dert olur diye kaygılanmayı kahpelik sayarız, düşünmeyiz…

Siz grantuvalet takım elbiselerinizle bodrumlara koşarken, biz pijamalarımızla köprüye koştuk darbe gecesi…

Siz yerin dibinde canınıza, malınıza tasalanıp endişeyle içiniz parçalanırken, bizim canlarımız parçalandı ama ruhlarımız dudaklarında vatanı kurtarmanın tebessümü ile cennete uçtu…

Çiller döneminin DYP’lisi, Yılmaz döneminin ANAP’lısı, Erdoğan döneminin AK Partilisisiniz siz… 

Aslında başlarda temkinli davranıp, eski Türkiye’nin eski sahiplerinin gözüne girmek için eleştirirdiniz Erdoğan’ı, çünkü o gün çıkarınız onu gerektiriyordu… Ama rüzgarın değiştiğini sezdiğiniz gün gelip çattığında, herkesten daha Erdoğancı oldunuz… Dün söylediklerinizin tam tersini söylerken yüzünüz dahi kızarmadı…

Oysa biz Erdoğan’ı Pınarhisar’a uğurlarken de yanındaydık, Davos’tan karşılarken de yanındaydık… Siz anlamazsınız…

Bizim varlığımızdan rahatsız oldunuz hep ama belli edemediniz, zira taktığınız maske bu rahatsızlığı göstermeye engeldi. Sizi uzun bir dönem avantajlı kılan, ayak oyunlarını ve entrikayı iyi becermenizdi, bizim vebalinden korktuğumuz makamlara çıkmak için birbirinizi eze eze o makamları işgal etmenizdi…

Zira çıkarınızı korurken hiçbir etik değere bağlı değilsiniz, tek bir kuralınız vardı uymanız gereken, çıkarınızın korunması… Bizim elimizi kolumuzu bağlayan ne varsa, kul hakkı gibi, vefa gibi, sadakat gibi, dava kardeşliği hukuku gibi, sizin elinizde bize çevrilmiş bir silaha dönüşüyordu…

Keşke diyorum, bu millet 15 Temmuz darbe girişimini 16 Temmuz sabahı değil de 1 hafta sonra 22 Temmuz’da ayaklanıp bertaraf etseydi… Keşke maskeleriniz düşseydi… Keşke bu millet yapacağınız o geri vitesleri ve o U dönüşlerini gözleriyle görseydi… İhanetiniz ne mahkemelere sığardı, ne hapishanelere…

Ben yalnız bırakıldım dediğinde Lider, Liderin yalnızlığının sebebi de sizdiniz…

Şimdi ayıklanıyorsunuz teker teker…

Siz bu pirincin içine hiç karışmaması gereken pirinç görünümlü taşlarsınız…

Ak pirincin içindeki beyaz taşlarsınız…

Bu yüzden zaten, yıllar sürdü sizi tanımak, asıl amacınızı anlamak, niyetinizi okumak…

Az kaldınız çok şükür, birer birer gidiyorsunuz…

Siz anlamadınız… 

Ne mal olduğunuzu, hayli zamandır anlamış olduğumuzu anlamadınız…

Siz derken kimi kast ediyorsun diyen varsa…

Tarihin bu dönüm noktasında, onuncu haçlı seferi bu milletin göğsüne çarptığı bu yıllarda,

bu davaya gölge düşüren kim varsa…

Bu davayı şahsi menfaati için kullanan kim varsa…

Varlığını ve benliğini bir kenara bırakmış, Allah’ın rızasından başka hiçbir beklentisi olmayanları ayağının altına alıp şahsi menfaati için yükselen kim varsa…

Batılın dört bir yandan hedefine aldığı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında görünüp de yalnız bırakan kim varsa…

Alayına gider bu yazı…