Değerli dostlar, değerli okuyucular;

Bayramlar, sadece sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz günler değildir. Aynı zamanda gönül köprülerinin kurulduğu, insanların birbirine ulaşabildiği, samimiyetin ve tevazunun ön plana çıktığı özel zamanlardır.

Geçtiğimiz bayramda Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a bir bayram mesajı gönderdim. Açıkçası böyle yoğun bir makamda bulunan bir ismin yüzlerce, belki de binlerce mesaj aldığı düşünüldüğünde, kısa sürede dönüş yapılmasını beklemiyordum. Ancak Sayın Cevdet Yılmaz yaklaşık 15 dakika içerisinde mesajıma cevap verdi ve bayramımı kutladı.

Yine Hatay’ımızın önemli siyasi temsilcilerinden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Yayman’ı aradığımda telefonuma anında cevap verdi.

Bugün birçok vatandaşımızın bırakın milletvekiline, belediye başkanına, il veya ilçe başkanına ulaşmayı; mesajına dönüş almasının bile zor olduğu bir ortamda, devlet yönetiminin en üst kademelerinde görev yapan insanların bu tevazuyu göstermesi gerçekten takdire şayandır.

Üstelik bu memnuniyet sadece bana ait değildir. Bayram sürecinde birçok vatandaşımızdan da benzer görüşler duydum. İnsanlar, kendilerini dinleyen, ulaşılabilir olan ve vatandaşla arasına duvar örmeyen siyasetçilerden memnuniyet duyuyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır tekrar ettiği bir çağrı vardır:

"Halkın içinde olun. Ulaşılabilir olun. Kibirden uzak durun."

Kanaatimce Sayın Cevdet Yılmaz, Türkiye genelinde; Sayın Hüseyin Yayman ise Hatay özelinde bu anlayışın yaşayan temsilcileri arasında yer almaktadır.

Ben yıllardır siyaseti takip eden, televizyon programlarına katılan, köşe yazıları yazan ve Cumhur İttifakı’nı destekleyen bir vatandaş olarak zaman zaman önemli meselelerde dahi bazı siyasilere ulaşmakta zorlanabiliyorum. Hal böyleyken, herhangi bir siyasi çevresi olmayan, sade bir vatandaşın yaşadığı zorluğu tahmin etmek hiç de güç değildir.

İşte tam da bu nedenle, doğruyu ve güzeli gördüğümüzde onu da yazmak zorundayız.

Bu yazıdan şu anlam çıkarılmamalıdır:

"Biz teşekkür ettik diye her an ulaşabilelim, sürekli cevap verilsin."

Böyle bir beklenti içerisinde değiliz. Hiç kimseyi gereksiz yere meşgul etmek gibi bir anlayışımız da yoktur.

Ancak nasıl ki yanlışları konuşuyor, eksikleri dile getiriyor ve eleştiriyorsak; doğru davranışları da takdir etmek, hakkı sahibine teslim etmek zorundayız. Çünkü doğru ile yanlışın, tevazu ile kibrin, hizmet anlayışı ile makam taassubunun birbirinden ayrılması gerekir.

Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza da seslenmek istiyorum:

Biz Sayın Cevdet Yılmaz’dan da, Sayın Hüseyin Yayman’dan da razıyız. Allah sizden de, onlardan da razı olsun.

Ancak aynı zamanda ulaşılmaz hale gelmiş, vatandaşla arasına mesafe koymuş, makamını hizmet aracı değil ayrıcalık vesilesi olarak gören bazı il başkanlarından, ilçe başkanlarından, milletvekillerinden ve belediye başkanlarından da şikâyetçiyiz.

Şikâyetçiyiz; çünkü sizin yıllardır verdiğiniz emeklerin, millet adına yürüttüğünüz mücadelenin ve ortaya koyduğunuz siyasi birikimin, bazı kişilerin kibri yüzünden zarar görmesini istemiyoruz.

Vatandaşın gönlüne giden yol, makam odalarından değil; samimiyetten, tevazudan ve ulaşılabilir olmaktan geçer.

Bugün bunu yapanları alkışlamak da, teşekkür etmek de boynumuzun borcudur.

Son sözüm değişmez:

Allah devletimize, milletimize ve vatanımıza zeval vermesin.

Vesselam.