Bu aralar sık sık medyaya, gazetelere ve televizyon haberlerine suçlular ve onların takipleri düşüyor. Önce bir komedyen, sonra bir sokak çetesinin üyeleri, ardından bir yardım derneğinin kurucusu, ses sanatçısı. Sayfalar dolusu haber, yorum, dakikalar süren videolar. Toz duman içerisinde iddialar, birtakım tanıkların röportajları, taraftarlar, şiddetle eleştirenler tam bir mahkeme yargılama ve ceza verme içgüdüsü.

Ben şöyle geriye doğru yaslanıp olanlara bakıyorum bir süredir. Suç bireysel bir şeydir. Birden çok kişi tarafından işlense bile her bir suç her bir şahsı ilgilendiren hukuki bir meseledir. Suç kanıtlanıp kesinlenince hüküm haline gelir. Yani suçu sabit olana kadar her insan masumdur. Bu herkesin bildiklerini burada yazmama içerliyor olabilirsiniz. Ancak bu durumu bir daha paylaşmak gerekli oldu. Çünkü:

Meselemiz suç ise ve masumiyet karinesi var ise suçlunun kararını kim verecek? Tabi ki mahkemeler. Savcılar isteyecek, sanık ve avukatlar kendilerini savunacak, hâkim yasalar ve vicdanının eşliğinde karar verecek. Bu bile yetmeyecek çünkü, suçlanan, tüm üst mahkemelerde hakkını tekrar tekrar arayacak ve sonuçta hüküm kesinleşecek.

Peki şu anda olan ne? Medyaya yansıyan bir durum ya da medyaya ulaşan bir gözaltı kararı millet ile paylaşır paylaşılmaz kendini savcı, hâkim yerine koyanlar hemen mahkemelerini kuruyor, yargılıyor ve cezayı kesiyorlar. Sonra diğer mahkemeye kadar unutulup gidiyor her şey.

Burada suç ile ilgili olarak yorum yapmadım şu ana kadar. Sıra şimdi suçlar ile ilgili konuşmada. Çünkü suç ve suçluyu ayrı konuşmak lazım.

Şimdi, bir sosyal medya şarlatanı komedyen, biraz takipçi elde etmek, kelebek kadar kısa olan meşhur olma süresinde olabilecek tüm yöntemleri kullanarak prim yapmak için, suça itilmiş çocukların yaptıklarını savunacak, Atatürk’e ve şu anda devletimizin başındaki Sayın Cumhurbaşkanımıza espri iddiası ile hakaret edecek. Bu eylemlerin hepsi suç. Ancak burada biraz duralım. Bu imitasyon sanatçı bunu tek başına yapmıyor ki, bunları söylerken gülenler kahkaha atanlar var. Bu imitasyonun bu esprilerini seyretmek için bu milletin evlatları bilet alıyor, izliyor gülüyor alkışlıyor. Peki sadece bu çakma komedyen mi suçlu?

Ahbap” derneğinin başındaki şarkıcı, çeşitli yardım amaçlı bağışları zimmetine geçiriyor, bağışlanan gayrimenkulleri başka amaçlar ile kullanıyor, kumar ve bahis oynayarak milyonlarca liralık yardımı harcıyor. Bu eylemlerin hepsi de suç, sadece suç değil ahlaksızlık. Peki bu şarkıcının bu kadar fütursuzca bunları yapabilmesi, üstelik daha önce iki kez mali suç nedeniyle hüküm giymiş olduğu bilinirken normal mi? Bütün bu sahtekarlıkta göz göre göre engel olmayarak biz aslında suça destek olmuyor muyuz?

Suç kişiseldir, suç kanıtlanana kadar insan masumdur, suçun cezasını mahkemeler verir. Bunu ikinci defa söylüyorum ancak, suçu işleyen bu toplumun içinden çıkıyor, bireysel her suçta toplumsal bir sebep, yetersizlik ya da destek olduğunu ne zaman göreceğiz? Suç işleme potansiyeli olanlara dikkat etmeyi, ahlaklı olmayanı toplumsal olarak karantina altına almayı, devletimize, ahlaki ve sosyal değerlerimize sahip çıkmayı, ne zaman öğreneceğiz?

Bunları yapmadan her meselede zamanı, hukukun karar vermesini beklemeden yargısız infazları yapmamızın sebebin üzülerek anlıyorum ben. Bu aynı suç nedeniyle suç üstünde yakalanan iki kişiden birinin diğeri için “ben yapmadım o yaptı” ispiyonundan başka bir şey değil. Acı ama gerçek, bununla yüzleşmemiz lazım. “Suçlular suçludur biz değil” kolaycılığı bizi ve milletimizi kurtarmaz. Suçla mücadele toplumsal bir görevdir oysa suçlu ile mücadele adli bir iştir. Kaçmak yok her suçta bizim de payımız var.