İslam’la dalga geçen, başörtüsü yasağını savunan, devleti “seri katil” gören, Gezi vandalizmini gururla savunan velhasıl bu toprakları vatan yapan ne kadar değer varsa onlarla kavgalı olan iflah olmaz bir profil var karşımızda.
Kaftancıoğlu en çok da Selahattin Demirtaş sevgisiyle öne çıkıyor. Kobani’yi bahane ederek insanları sokağa döken, birçok yerin yakılmasına, yağmalanmasına ve başta Yasin Börü olmak üzere onlarca masumun vahşice katledilmesine sebep olan Demirtaş’ı “faşizme karşı omuz omuza mücadele ettiği yoldaşı” olarak görüyor.
Kaftancıoğlu, PKK’nın kurucuları arasındaki tek kadın olan “Sara” kod adlı Sakine Cansız’ın öldürülmesi üzerine 2013 yılında yaptığı “İnsanlık tarihi kadın ile başlar. İnsanlık kadına yapılanlarla kaybeder demiş Sakine Cansız. Ve insanlık yine kaybetti” paylaşımına dair kendisine yöneltilen “Bugün de aynı görüşte misiniz?” sorusuna gururla “hiç değişmedim” cevabını veriyor. “Kimin terörist olduğu ve olmadığı konjonktüre göre değil, okuduğu, bildiği, yaşadığı ve bilimle tarif edilene göre değişir” sözüyle de adeta PKK’yı bir terör örgütü olarak görmediğini ilan ediyor.
Kaftancıoğlu’nun izinde giden CHP’lilerin sayısı az değil. PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan’ın “Bizi tahriş ediyor, böyle iç işleri bakanı olmaz” dediği Süleyman Soylu’nun istifasını ise HDP’nin kongresinde PKK’lı teröristler için saygı duruşuna kalkan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan istiyor.
“Millî Görüş” iddiasında olan Saadet Partisi de Demirtaş güzellemesi yaparak CHP’nin yanında itinayla yerini alıyor. “Demirtaş’ı serbest bırakın” diyen Temel Karamollaoğlu’ndan sonra Cihangir İslam da “Sayın Selahattin Demirtaş hakkındaki karar kamu vicdanını kanattığı kanaatindeyiz” diyor.
Şimdi birileri de “çözüm sürecinde AK Parti de HDP ile kol kola girdi, bırakın bu ikiyüzlülüğü” diyecekler. Birincisi AK Parti HDP ile ittifak değil, ülkenin canını okuyan silahları susturmak, sadece fikirlerin önünü açmak için çözüm sürecini başlattı. İkincisi 2015 seçimlerinde tarihinin en büyük zaferini kazanmış olmasına rağmen HDP siyaseti değil, PKK’nın çukurlarını tercih ederek bu iyi niyet adımını arkadan hançerledi. Üçüncüsü gelinen noktada PKK’nın İrlanda’daki IRA veya İspanya’daki ETA gibi elindeki silahı bırakmasının söz konusu olmayacağı, iplerini elinde tutan ağababalarının sözünden çıkmayacağı, HDP’nin de Kandil’in kuklası olmaktan öte bir vasfının olmayacağı net bir şekilde görüldü. Nihayetinde teröre karşı hiç olmadığı kadar verilen etkin mücadele sonucunda bugün PKK nefes alamaz, sığındığı delikten başını uzatamaz hale geldi.
Bugün HDP ile kol kola girenlerin hiçbirinin derdi ise silahları susturmak değil. Kendi değerleri ve ilkeleriyle çelişmek pahasına “varsın ülke yansın ama yeter ki Erdoğan devrilsin” nefret ve intikam motivasyonu ile bir araya gelenlerden bu ülkeye bir hayır gelmez. Ayakları bu topraklara basan hiçbir parti HDP ile ittifaka giremez. Ve herkes şunu çok iyi bilsin ki Mehmedlerini şehit vermeye devam eden bu topraklar artık HDP ve müttefiklerinin kirli tiyatrosunu daha fazla kaldıramaz.