İsrail ordusunun havadan, karadan ve denizden Gazze Şeridi’ni hedef alan saldırıları devam ederken, önceki gün İstanbul’da düzenlenen muhteşem mitingle Türk halkı Filistin’in yanında olduğunu gösterdi.
Mitingde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in katliamlarını ve Batı’nın ikiyüzlü tavrını sert bir dille eleştirdi.
Filistin halkının işgale karşı direnme hakkına dikkati çekerek Hamas’ın terör örgütü olmadığını yüksek sesle bir kez daha dile getirdi.
Mitingin ardından İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Türkiye’den gelen sert açıklamalar sebebiyle Türkiye’deki diplomatik temsilcilerin geri dönmesi talimatını verdiğini ve İsrail-Türkiye ilişkilerinin yeniden değerlendirileceğini açıkladı.
Erdoğan’ın konuşması, Türkiye’nin Filistin halkına ve Gazze Şeridi sakinlerine destek konusunda elini kontrollü bir şekilde yükselttiğine işaret ediyor.
İslam dünyasında Türkiye’ye bağlanan ümitler ve dolayısıyla da beklentiler çok büyük.
Ancak Ankara, adımlarını başkalarının planlarına ve beklentilerine göre değil, hem Türkiye’nin hem de Filistin’in yararına olacak şekilde atmakta kararlı.
Perde gerisinde sinsice yapılan hesapların ve Türkiye’yi tuzağa düşürmek için kurulan komploların farkında.
Sorulacak sorular ve konuşacak çok şey var ama şimdi zamanı değil.
Sadece şu kadarını söyleyelim:
Kasım Süleymani’nin sürdüğü tarlalarda yetişen otlar ve tüm dünyaya “Hamas terör örgütü değildir!” diye haykıran Erdoğan’dan ve ona oy veren milyonlardan nefret ettiğini söyleyenler bilsinler ki Türkiye o tuzaklara düşmeyecek.
Katar’ın başkenti Doha’daki El-Cezire Araştırma Merkezinin kıdemli araştırmacılarından Lika Mekki, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan gerginliği değerlendirdiği paylaşımında, İran’ın iki hedefi olduğunu söyledi.
Birincisi, Tahran’daki siyasi rejiminin sonunu getirecek kapsamlı bir savaşa girmekten kaçınmak.
İkincisi, savaş sonrası kurulacak çözüm masasında kendisine ön saflarda bir yer garanti etmek.
Mekki, İran’ın bu hedeflerini gerçekleştirmek için proxy örgütleri aracılığıyla ve Amerikan çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde belirli ölçüde savaşın içinde yer alması gerektiğine dikkati çekiyor.
Hizbullah’ın savaşın seyrini değiştirmeyecek boyutta düzenlediği saldırılar ile Şii milislerin ara sıra Irak’taki ve Suriye’deki Amerikan üslerini hedef almaları, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Suriye ve Irak’taki gruplara Amerikan üslerine saldırmaları talimatı verdiklerine dair haberleri yalanlaması, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki temsilciliğinden “İran’a, çıkarlarına ve vatandaşlarına saldırmadığı sürece silahlı kuvvetlerimiz İsrail’le çatışmaya girmeyecek.” garantisi verilmesi Mekki’nin yorumunu doğruluyor.
Hamas liderlerinden Gazi Hamed’in İsrail’le girdikleri savaşa Hizbullah’ın daha güçlü bir şekilde katılacağını zannettiklerini açıklaması da Filistin cephesinde yaşanan hayal kırıklığını yansıtıyor.
Türkiye, uluslararası arenada Filistin halkının haklı davasına ve direnişine sahip çıkmak, işgale karşı gösterilen meşru direnişin şeytanlaştırılmasını ya da İran’ın proxy örgütlerinden birine dönüştürülmesini engellemek istiyor.
Fakat buna nihayetinde Hamas’ın kendisi karar verecek.